Uzman Erbaş Sözleşmesinin Kendisinden İstifade Edilememe Sebebiyle Feshine İlişkin İşlemin Kanuni Dayanağının Anayasa Mahkemesince İptal Edilmesi Nedeniyle İptali Danıştay Kararı
Taraflar ve Dava Konusu: Uzman çavuş olarak görev yapan davacı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı (Milli Savunma Bakanlığı) arasındaki sözleşmenin feshi işleminin iptali davasıdır.
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığının 14/02/2018 tarihli işleminin iptalini talep etmiştir.
Davalı Cevabı: Davalı idare vekili, davacının kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiğini, ifa ettiği görevin hassasiyeti ve yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca kendisinden istifade edilememe halinin gerçekleştiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince, davacıdan istifade edilemeyeceği gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Temyiz ve Danıştay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Danıştay 12. Dairesi; dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. ve 19. maddelerindeki 'kendisinden istifade edilememe hallerinin yönetmelikle düzenleneceğine' ilişkin ibarelerin, Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarihli ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı ile Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğini vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının bağlayıcılığı ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkeleri gereğince, iptal edilen kanun hükmüne dayanılarak çıkarılan Yönetmelik uyarınca tesis edilen fesih işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/2801 Ε., 2023/5370 Κ.
"İçtihat Metni"
T.C.
DANIŞTAY
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/2801
Karar No: 2023/5370
TEMYİZ EDEN (DAVACI): [SANSÜRLENDİ]
VEKİLLERİ: Av. [SANSÜRLENDİ], Αν. [SANSÜRLENDİ]
KARŞI TARAF (DAVALI): [SANSÜRLENDİ] Bakanlığı
VEKİLİ: Av. [SANSÜRLENDİ]
İSTEMİN KONUSU: Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, Derecik 34. Hudut Tugay Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığının 14/02/2018 tarihli işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; Türk Silahlı Kuvvetlerince belirlenen kadro ve görev yerlerinde devamlı personel istihdam ederek hizmetteki verimi artırmak maksadıyla uzman erbaş temini, bunların hizmet şartları, görev ve sorumlulukları, hak ve yükümlülükleriyle ilgili usul ve esasların 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile düzenlendiği, aynı Kanun'un 12. maddesinde uzman çavuşlarının hangi durumlarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesileceği kuralına yer verildiği, söz konusu kurallar arasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesileceği düzenlemesinin yer aldığı, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nde de 3269 sayılı Kanun hükümleri ile aynı doğrultuda düzenlemelere yer verildiği, Yönetmeliğin 6. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimseyenlerin, uzman erbaş olarak istihdam edilemeyeceği hükmünün yer aldığı, ilgili mevzuat gereğince kendisinden istifade edilememe halinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, davacının ifa ettiği görevin hassasiyeti de dikkate alınarak kendisinden istifade edilememe halinin gerçekleştiği şeklinde davalı idarece bir değerlendirme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu madde tespit edilen davacıdan istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ceza davasının derdest olduğu, işlediği iddia edilen fiil ile ilgili suçun Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinde yer almadığı, görevini başarı ile ifa ettiği, 9 adet takdir belgesi aldığı, adli sicil kaydının düzgün olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır..
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: [SANSÜRLENDİ]
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
12/11/2014 tarihinde Derecik 34. Hudut Tugayı 4. Hudut Taburu 3. Hudut Bölüğünde uzman erbaş olarak göreve başlayan davacı hakkında, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak" suçundan 16/08/2017 tarihinde soruşturma açılmış, söz konusu soruşturma kapsamında ilgili savcılık yazısı ile Adli Tıp Kurumundan davacıya ait olduğu bildirilen örneklerde uyuşturucu madde aranmasına ilişkin rapor istenilmiş, Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin ... tarih ve sayılı raporu ile idrar ve kanda uyuşturucu madde tespit edilmiş, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca 11/09/2017 tarihli yazı ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığından davacı hakkında yürütülen soruşturma hakkında bilgi istenilmiş, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen cevapta şüpheliden alınan idrar ve kanda uyuşturucu madde tespit edildiği belirtilmiş, 14/02/2018 tarihli dava konusu işlemle kendisinden istifade edilemediğinden bahisle davacının sözleşmesinin feshedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun, 10/02/2004 tarih ve 5085 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hålleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir."; 19. maddesinde, "Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir." hükümlerine yer verilmiştir.
3269 sayılı Kanun'un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği, 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin "Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri" başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında, "Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen "...kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." ibaresi ile 19. maddesinde yer alan "... kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli..." ve "...yönetmelikte gösterilir." ibaresinin itiraz yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 31862 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; "Anayasa'nin İkinci Kısmı'nın Dördüncü Bölümü'nde 'IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı üst başlığı altında 70. maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. 'Hizmete girme' başlıklı maddenin birinci fıkrasında 'Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir' denilmek suretiyle hakkın tanımının yapıldığı, ikinci fıkrasında ise 'Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez' denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil, kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığına karar verdiği (AYM, E.2021/104, Κ.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48), Kanun'un 12. maddesinin ikinci fıkrasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesinin öngörüldüğü, itiraz konusu kurallarla da kendilerinden istifade edilememe hållerinin Yönetmelikte gösterilmesi hükme bağlandığından, kuralların, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırladığı; Anayasa'nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. hükmüne yer verildiği, buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılmasının, anılan hakka sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturduğu; Anayasa'nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği; esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, Κ.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154), dolayısıyla Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanuniliğin, Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği; itiraz konusu kurallarla ise uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hållerinin ve yapılacak işlemlerin, çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğinin hükme bağlandığı, bu itibarla kuralların, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle anılan ibarelerin iptaline karar verilmiştir.
Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Anayasa'nın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.
Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, uzman erbaş olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasını öngören kanun hükmünün, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden 9 ay sonra, 10/03/2023 tarihinde yürürlüğe girdiıği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
30/10/2023 tarihinde, kesin olarak esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 62 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 53 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 51 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 41 kez okundu
- Boşanma Davasında Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağı Hesaplama (Örnekli Anlatım) 25 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 60 kez okundu
- Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı 54 kez okundu
- Feragatten Sonra Başkasıyla Yaşayan Erkeğin Tam Kusurlu Sayılması Kararı 51 kez okundu
- Telefonda Görüşmenin Zina Değil Güven Sarsıcı Behavıour Sayılacağı Kararı 50 kez okundu
- Eşini Genç Sekreteriyle Aldatan Koca Aleyhine 200.000 TL Manevi Tazminat Onaması 50 kez okundu