Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Dava ve Uyuşmazlık: Davacı vekili, park halindeki müvekkiline ait araca davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortacısı olduğu otobüsün çarpması sonucu oluşan araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Gerekçe ve Sonuç: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi; araç mahrumiyet bedeli belirlenirken aracın serviste kaldığı fiili sürenin (29 gün) doğrudan esas alındığını, ancak Yargıtay uygulamalarına göre uzman bilirkişi aracılığıyla aracın hasar niteliğine uygun makul onarım süresinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca davacıya kasko sigortası tarafından ikame araç hizmeti verilip verilmediğinin de araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu gerekçelerle, eksik inceleme ile verilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/391-2026/1117
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/391
KARAR NO: 2026/1117
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : [SANSÜRLENDİ]
ÜYE: [SANSÜRLENDİ]
ÜYE: [SANSÜRLENDİ]
KATİP : [SANSÜRLENDİ]
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24.01.2025
NUMARASI: 2024/176 Esas 2025/57 Karar
DAVACI: [SANSÜRLENDİ]
VEKİLİ: Av. [SANSÜRLENDİ]
DAVALILAR: 1- [SANSÜRLENDİ]
VEKİLİ: Av. [SANSÜRLENDİ]
2- [SANSÜRLENDİ]
VEKİLİ: Av. [SANSÜRLENDİ]
3- [SANSÜRLENDİ]
VEKİLİ: Av. [SANSÜRLENDİ]
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 18.06.2026
GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ: 22.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı [SANSÜRLENDİ] vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 27.10.2023 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu [SANSÜRLENDİ] plakalı otobüs ile davacıya ait park halindeki araca çarpması sonucunda davacının aracının hasar gördüğünü ve değer kaybı oluştuğunu, ayrıca araç mahrumiyeti nedeniyle zarara uğradığını, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak 50,00 TL değer kaybının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan, 50,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar [SANSÜRLENDİ] ve [SANSÜRLENDİ]'dan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında değer kaybı talebini 20.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli talebini 24.650,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı [SANSÜRLENDİ] vekili, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olup davalı açısından arabulucuya başvurulmadan dava açıldığını ve davanın reddi gerektiğini, kazada davalının kusuru bulunmadığını, yolda çalışma yapıldığını ve su birikintisi oluştuğunu ve Adli Tıp Kurumundan kusura ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, araç mahrumiyet bedeli talebinin yerinde olmadığını, bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Sigorta şirketi vekili, davanın usulüne uygun başvuru bulunmaması nedeniyle dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gerektiğini, poliçe limitinin 120.000,00 TL olup dava dışı sigorta şirketine 22.01.2024 tarihinde 37.989,18 TL rücuen tazminat ödemesi yapıldığını, davacının taleplerinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı [SANSÜRLENDİ] kendisine ait ticari aracın trafik kazasına karıştığını, aracının sigortası mevcut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkin olduğu, 09.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, 28.10.2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile değer kaybı bedeli 20.000,00 TL'nin davalılar [SANSÜRLENDİ] A.Ş., [SANSÜRLENDİ] ve [SANSÜRLENDİ]'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline davacıya verilmesine, hükmedilen tazminata davalı [SANSÜRLENDİ] A.Ş. bakımından 22.12.2023 temerrüt tarihinden diğer davalılar [SANSÜRLENDİ] ve [SANSÜRLENDİ] yönünden kaza tarihi olan 27.10.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine, araç mahrumiyet bedeli 24.650,00 TL'nin davalılar [SANSÜRLENDİ] ve [SANSÜRLENDİ]'dan kaza tarihi olan 27.10.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı [SANSÜRLENDİ] vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı [SANSÜRLENDİ] vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece araç mahrumiyet bedeline ilişkin talebin bilirkişi raporu doğrultusunda kabul edildiğini, hasarın daha kısa sürede tamir edilebileceği hususunun açık olduğunu, hasarın maliyeti ve değişen parçalar yönünden bir değerlendirme yapılmadığını, faturada hem kapı bedeli hem de boyama bedeli göründüğünden faturanın yüksek gösterildiğini, aracın tamirinin kaç gün sürdüğünün belli olmadığını, makul onarım süresinin belirlenmesi gerektiğini, raporun hüküm vermeye elverişli olmadığını, davacının aracının onarımına ilişkin faturanın gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda tahmini verilere göre tespit yapıldığını, bilirkişi tarafından belirlenen günlük kiralama bedelinin çok yüksek olduğunu, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, değer kaybına ilişkin talebin haksız ve fahiş olduğunu, bilirkişi tarafından belirlenen değer kaybının yerinde olmadığını, davacının davalı hakkında zorunlu arabuluculuğa başvurmadan dava açtığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 27.10.2023 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın park halindeki davacıya ait araca çarpması sonucunda hasar gördüğünü belirterek araç değer kaybı ve mahrumiyet bedeli taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen hükme karşı davalı [SANSÜRLENDİ] vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı taraf davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olup gerçek zararın usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Hasar bedelinin belirlenmesinde davacıya ait araca ait eksper raporları, fatura ve kasko sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme esas hasar dosyası değerlendirilerek dava konusu kaza sonucu oluşan parça ve işçilik değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi, kaza ile illiyet bağının kurulması ve araç mahrumiyetinin belirlenmesinde ise değerlendirilmesi gereken süre, aracın dava konusu kaza sonucu oluşan hasarına göre onarımı mümkün ise onarılması için gereken makul süre, aracın pert-total olması hâlinde ise yeni bir araç alınabilmesi için gerekli olan makul süre olup, kazadan veya hasardan kaynaklanmayan sebeplerle araç mahrumiyet süresinin uzaması hâlinde oluşacak zararlar, zarar verenden talep edilemez. Makul sürenin ne kadar olacağı yargılamada bilirkişi tarafından belirlenir.
Somut olayda mahkemece araç mahrumiyet bedeli yönünden hükme esas alınan 28.10.2024 tarihli raporda dosyadaki servis belgesine göre aracın 30.10.2023 tarihinde servise girdiği, onarım faturasının 29.11.2023 tarihinde tanzim edildiği ve buna göre 29 gün serviste kaldığı belirtilerek bu süre üzerinden araç mahrumiyet bedeli hesaplandığı, bilirkişi tarafından makul süre belirlenmediği, hesaplama yönteminin Yargıtay uygulamalarına uygun olmadığı, öte yandan davacıya ait aracın kasko sigortacısı olduğu anlaşılan [SANSÜRLENDİ] A.Ş.'nin 01.07.2024 tarihli yazısında davacıya 10 gün ikame araç hizmeti sağlandığının belirtildiği, ne var ki mahkemece bu yönden bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda öncelikle davacıya ait aracın tüm hasar belgelerinin getirilmesi, parça ve işçilik bedelleri ve kaza ile illiyetinin ayrı ayrı gösterilmesi, ondan sonra aracın kazadan önceki ikinci el değeri ile onarılmış haldeki ikinci el değeri arasındaki farkın değer kaybına göstereceği ilkesine uygun olarak değer kaybının belirlenmesi, araç mahrumiyeti nedeniyle oluşan zararın kapsamının aracın onarımı için gereken makul süre ile sınırlı olup bu sürenin araçta meydana gelen hasarın niteliğine göre bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiği gözetilerek bu yönde makine mühendisi uzman bilirkişiden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, daha sonra davacıya kaza nedeniyle ikame araç hizmeti sağlanıp sağlanmadığı bu yöndeki kayıt ve belgeler getirtilerek açıklığa kavuşturulması, araç mahrumiyet bedeline ilişkin tahkikat eksiksiz olarak tamamlanarak gerçek zararın belirlenmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı [SANSÜRLENDİ] vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davalı [SANSÜRLENDİ] tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan [SANSÜRLENDİ]
Üye [SANSÜRLENDİ]
Üye [SANSÜRLENDİ]
Katip [SANSÜRLENDİ]
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 83 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 76 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 67 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 63 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 55 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 79 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 72 kez okundu
- Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı 62 kez okundu
- Feragatten Sonra Başkasıyla Yaşayan Erkeğin Tam Kusurlu Sayılması Kararı 60 kez okundu
- Telefonda Görüşmenin Zina Değil Güven Sarsıcı Behavıour Sayılacağı Kararı 60 kez okundu