Boşanma Sonrası Çeyiz ve Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Mülkiyet Hakkına Dayalı İstihkak Taleplerinin Zamanaşımına Tabi Olmadığı Bedel Tazmininde İse 10 Yıllık Zamanaşımının Uygulanacağı Yargıtay Kararı
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin boşandığı davalı eşinin konutunda kalan çeyiz, şahsi eşyalar ve katkıda bulunduğu mobilya eşyalarının aynen iadesini, aynen iade mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibarıyla bedellerinin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 25].
Davalı Cevabı: Davalı asil, davacının dava açma hakkının bulunmadığını, boşanma davasında haklarını saklı tutmadığını, evi terk ederken tüm şahsi eşyalarını götürdüğünü ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir[cite: 25].
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Pınarhisar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, TMK m. 178 gereğince boşanma kararından itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar vermiştir[cite: 25].
Temyiz Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; eşyaların aynen iadesi talebinin mülkiyet hakkına dayalı bir "istihkak davası" olduğunu ve zamanaşımına tabi bulunmadığını[cite: 25]; eşyaların aynen mevcut olmaması durumunda istenecek bedelin ise tazminat niteliğinde olup TMK m. 178'deki 1 yıllık süreye değil, BK m. 125 gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirtmiştir[cite: 25]. Boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık sürenin dolmadığını vurgulayan Yargıtay, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken davanın zamanaşımından reddedilmesini hukuka aykırı bularak hükmün BOZULMASINA karar vermiştir[cite: 25].
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekil edeninin Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/22 E., 2005/38 K. sayılı ilamıyla boşandığını, evlenirken yanında götürdüğü çeyiz ve şahsi eşyalarının davalı eşin konutunda kaldığını, boşanmalarından bugüne kadar davalı tarafından eşyaların geri verilmediğini, hatta eşyalar ortak konuttan alınarak agabeyiyle annesinin evine götürdüğünü açıklayarak çeyiz ve şahsi eşyası olarak birlikte götürdüğü toplam 67 adet eşya ile dava dilekçesi ekinde sunulan ve vekil edeni tarafından 1/2 oranında katkısı bulunan 14 adet mobilya eşyasının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibariyle bedellerin tutarının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı asil 27.03.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında; davacının dava açma hakkının olmadığını, davacının talep hakkının zamanaşımına uğradığını, boşanma davası açılırken eşyalarla İlgili dava açma hakkını saklı tutmadığını, evi terk ederken de evde bulunan tüm şahsi eşyalarını yanında götürdüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, "TMK'nın 178. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstermek suretiyle davanın zamanaşımından reddine" karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çeyiz ve şahsi eşyalar ile mobilya türünde eşyaların aynen iadesi, aynen iadesinin olanaklı olmaması halinde, dava tarihi itibariyle bedellerinin toplamının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili isteğine ilişkindir (TMK m. 683, 220, 222/1, 223/1, 226/1).
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş İse de, mahkemenin bu görüşü somut olguya uygun düşmemektedir. Bir davada maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve dayanılan kanun maddesini belirlemek ise hakime aittir (HUMK m. 74, 75 ve 76). Bundan ayrı Dairenin 28.04.2009 gün ve 2009/1201, 2009/2042 sayılı bozma ilamında da değinildiği gibi, somut olayda ve istek gözönünde tutulduğunda görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu konusunda bir duraksama söz konusu değildir. İstek, dava dilekçesinde belirtilen eşyaların mevcut ise aynen iadesine, olmadığı takdirde ise, bedelinin tahsiline ilişkindir. Taraflar 23.09.2002 tarihinde evlenmişler ve eldeki dava ise 10.03.2008 tarihinde açılmıştır. O halde, davada Aile Mahkemesi görevlidir.
Dava, eşyanın iadesine, olmadığı takdirde bedelin tahsiline ilişkindir. Görüldüğü gibi davacı davasını kademeli (terditii) açmıştır. Öncelikle birinci kademede; eşyaların aynen iadesini istemiş, aynen İadesinin olanaklı bulunmadığı yani eşyalar aynen mevcut değil ise, bu takdirde ikinci kademede; bedellerin tazminini istemiştir. Şu halde, davacı birinci seçenek ile aynı (mülkiyet) hakkına dayanarak istekte bulunmuştur. Mülkiyet hakkının içeriği gözetildiğinde; "bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, tasarruf özgürlüğüne yönelik saldırılara karşı elatmanın önlenmesi davasını açabileceği gibi istihkak davasını da açabilir (TMK m. 683/1-2). Şu halde eşyaların geri istenmesi davası, bu olgu çerçevesinde ve bu anlamda "İstihkak Davası" olarak kabul edilmektedir.
Davanın, kişisel malların nelerden ibaret olduğunu öngören TMK'nın 220, "Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bu mallar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu" ifade eden aynı Kanun'un 223/1, "Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır" düzenlemesine yer veren TMK'nın 226/1 ve "Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür" hükmüne yer veren TMK'nın 222/1, 683 madde ve fıkralarına dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Mahkemece, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu (davacı dava dilekçesinde "vs delail" demekle aynı zamanda yemin deliline de dayanmıştır) istenen eşyaların aynen mevcut olduğunun saptanması halinde uyuşmazlık bu açıdan mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz. Eşlerden her biri kişisel eşyalarını her zaman mal rejiminin sona ermesinden önce ya da sonra isteyebilir. Bu istek mal rejiminin tasfiyesi halinde, istenilecek katkı payı, değer artış payı veya artık değere katılma alacağı olarak nitelendirilemez ve değerlendirilemez. Bu tür eşyalarla İlgili dava, boşanmanın fer'i (eki) niteliğinde davalar olarak da düşünülemez.
O halde, eşyaların aynen geri verilmesine İlişkin istihkak davaları her zaman açılabildiğinden zamanaşımına tabi değildirler (8. HD 17.12.2009 tarih, 2009/2348 E., 2009/6173 K.; 2. HD 28.06.2006 tarih, 2006/843-8767 E.K.).
Dava konusu eşyaların aynen mevcut olmadığının belirlenmesi halinde ise, eşyaların toplam bedeline karar verilmesi gerekeceğinden bu halde, somut olayda zamanaşımı söz konusu olur.
Taraflar 23.09.2002 tarihinde evlenmişler, 30.04.2004 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan, 05.06.2006 tarihinde kesinleşen boşanma kararıyla boşanmışlardır. Eşleri başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, evlendikleri 23.09.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 30.04.2004 tarihine kadar eşler arasında yasal edinilmiş mallara (artık değere) katılma rejimi geçerlidir (MK m. 202). Taraflar arasındaki geçerli mal rejimi boşanma davasının açıldığı 30.04.2004 tarihinde sona ermiştir (MK m. 225/2).
Eşyaların aynen mevcut olmaması halinde istenen eşya bedeli "tazminat" niteliğinde bulunduğundan olayda TMK'nın 178. maddesi değil, aynı Kanun'un 5. maddesi yoluyla BK'nın 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. TMK'nın 5. maddesinde; "Bu Kanun ve BK'nın genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk tüzel kişilerine uygulanır" denilmektedir.
BK'nın 125. maddesinde ise; "Bu Kanun'da başka surette hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava 10 senelik müruru zamana tabidir" hükmüne yer verilmiştir. BK'nın 132/1-3. bendinde ise; "Nikah (evlilik) devam ettiği sürece karı kocadan birinin diğerinin zimmetinde olan alacakları hakkında, zamanaşımı işlemez" bu durum karşısında olay çözüme kavuşturulurken bu maddelerin de gözönünde tutulması gerekir.
Şu halde, boşanma kararının kesinleştiği 05.06.2006 tarihinden eldeki eşya davasının açıldığı 10.03.2008 tarihine kadar BK'nın 125. maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmediğinden işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri olmayan TMK'nın 178. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği görüşüyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nın 428. Maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Düğünde Takılan Ziynet Eşyalarının Erkek Tarafından Bozdurulduğunun Tanıklık Beyanlarıyla İspatlanması Halinde Ziynet Alacağı Davasının Kabul Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşinin Ziynet Eşyalarını İş Yeri Açarken Alıp Harcayan Ve İade Etmediği Anlaşılan Erkeğin Ziynet Alacağını Ödemekle Yükümlü Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Açıkça İsmen Sayılmayan Mal Rejimi Tasfiyesi ve Ziynet Eşyası Alacağından Feragat Edilmiş Sayılamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Boşanma Davasında Düğün Ziynetlerinin Aidiyeti, İspat Yükünün Değişmesi ve Yeni Yargıtay İçtihadı İlkesi Uyarınca Ziynet Alacağının Kabulü Gerektiği Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Zina Veya Hayata Kast Dışındaki Boşanmada Katılma Alacağının Azaltılamayacağı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Duruşmasındaki Soyut Sözlü Beyanların Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinden Feragat Sayılamayacağı ve Tasfiye Alacağı Haklarını Ortadan Kaldırmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Türk Medeni Kanunu'nun 174. Maddesi Uyarınca Maddi ve Manevi Tazminat İstenemeyeceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Araç Kullanım Hakkı Tanınan Kadının Aracın Satılması Nedeniyle Sadece Kararın Kesinleştiği Tarih İle Satış Tarihi Arasındaki Kullanım Kaybı Zararını İsteyebileceği Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Yurtdışı Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Mal Rejimi Tasfiyesi Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 131 kez okundu
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 124 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 110 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 107 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 96 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 95 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 92 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 76 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 76 kez okundu
- İlave Tediye Nedir? Kimler Alır? Hukuki Dayanağı ve Zamanaşımı 72 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 192 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 130 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 122 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 112 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 105 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 94 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 91 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 90 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Sosyal Medya Paylaşımında İsim Zikredilmeden Söylenen Sözlerde Matufiyet Şartının Gerçekleşmemesi Sebebiyle Hakaret Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 87 kez okundu