İş Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle Takdir Edilen Manevi Tazminatın Az Olması Ve Kabul Edilen Maddi Tazminat Yönünden Davalı Lehine Red Vekalet Ücreti Hükmedilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 24.09.2026
2
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Esas: 2015/22054 Karar: 2017/576
Özet

Davacı Talebi: Davacılar vekili, murislerinin geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı: Davalılar vekilleri, kusur oranlarına ve talep edilen tazminat miktarlarına itiraz ederek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece, müteveffa sigortalının %30, davalı şirketin %30, davalı gerçek kişinin %40 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile davacılar lehine 10.000,00'er TL manevi tazminata karar verilmiştir. Ayrıca kabul edilen maddi tazminata rağmen davalılar lehine red vekalet ücreti takdir edilirken, manevi tazminat yönünden davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

Temyiz Kararı: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi; ölümlü iş kazasında işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, olayın ağırlığı ve caydırıcılık unsurları gözetildiğinde 10.000,00'er TL manevi tazminatın az olduğunu belirtmiştir. Ayrıca davacıların maddi tazminat talepleri kabul edilmiş olmasına rağmen davalılar lehine red vekalet ücreti verilmesini ve manevi tazminat hükmedildiği halde davacılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesini 2014 yılı AAÜT m. 10 ve 12 hükümlerine aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir.

Tam Orijinal Karar Metni

21. Hukuk Dairesi 2015/22054 Ε., 2017/576 Κ. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İş Mahkemesi (Müstemir Yetkili)

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi [GİZLENDİ] tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

1-Maddi tazminat hesabı yapılırken, bakiye ömrün tespitinde P.M.F.-1931 yaşam tablosu yerine; yerleşik içtihatlara aykırı olacak şekilde TRH-2010 adlı başka bir tablo kullanılması, açık temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine. Dava, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacılar sair red, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamından, iş kazasının meydana gelişinde müteveffa sigortalının %30, davalı şirket %30, davalı gerçek kişinin %40 oranında kusurlu oldukları, davacıların maddi tazminat istemleri kabul edilmiş olmasına karşın davalılar lehine maddi tazminat açısından red vekalet ücreti takdir edildiği, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesine rağmen lehlerine vekalet ücreti takdir edilmediği anlaşılmaktadır.

3-Gerek mülga BK'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın İşverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen 10.000,00'er TL manevi tazminatlar ayrı ayrı azdır.

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2014 yılı AAÜT'nin 10. maddesinde, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi olarak hesaplanacağı, davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına nispi vekalet ücretinin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda ise; manevi tazminat açısından vekalet ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedilmesi gerektiği, 12. maddesinde ise tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda yukarıda yapılan açıklamalara aykırı olarak, davacıların maddi tazminat istemleri kabul edilmiş olmasına karşın davalılar lehine maddi tazminat açısından red vekalet ücreti takdir edilmesi, yine davacılar lehine manevi tazminat hükmedilmesine rağmen lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 06/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik