İcra Takibinin Durması Nedeniyle Dava Şartı Yokluğundan Reddedilen Tasarrufun İptali Davasında Takip Durdurma Kaydının Kaldırılması ve Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle Sonucu İtibarıyla Onama Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 27.09.2026
4
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas: 2025/7819 Karar: 2026/929
Özet

Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı şirket, borçlunun şirket ortağı ve yetkilisi sıfatını kullanarak şirket mal varlığını muvazaalı şekilde devrettiği gerekçesiyle İİK 97/17 uyarınca tasarrufun iptali ve tazminat davası açmıştır. Uyuşmazlık, icra takibinin kesinleşip kesinleşmediği, dava şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve borçlu sıfatıyla davalı gösterilen şahsın tasarrufun iptali davasında pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Davacı Talebi: Davacı vekili, davalı borçlunun şirket ortağı ve yetkilisi olmasını kötüye kullanarak davacı şirkete ait tüm mal varlığını muvazaalı olarak boşandığı eski eşi ve çocuklarının kurduğu davalı şirketlere devrettiğini ileri sürerek; davalı şirketlere ait mal varlığının davacıya ait olduğunun tespitine, alacağın bu şirketlerden tahsiline, muvazaalı devirlerin ve mal kaçırma eylemlerinin tespitine ve zararın davalılardan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı: Davalılar, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek reddini savunmuşlardır.

İlk Derece ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesi (Asliye Hukuk Mahkemesi), icra takibinin durduğu ve kesinleşmediği, dolayısıyla İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca aranan dava ön şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Kararın davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin hatalı kaydı düzelterek takibe devam edilmesi yönünde karar aldığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan ret kararının hatalı olduğunu belirtmiştir. Ancak, tasarrufun iptali davalarında borçlunun şirket temsilcisi sıfatıyla yaptığı işlemlerde taraf olmadığı, şahsi pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle sonucu itibarıyla doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA karar vermiştir.

Tam Orijinal Karar Metni

12. Hukuk Dairesi
"İçtihat Metni"
2025/7819 Ε., 2026/929 Κ.
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, duruşma isteminin reddi ile dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

Davacı vekili; davalı borçlu ... hakkında takip başlatılarak fiili haciz işlemi uygulandığını, haciz işlemlerine karşı istihkak iddiasında bulunulması üzerine İcra hukuk mahkemesince istihkak iddiasının reddine karar verildiğini, borçlunun davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'de şirket ortağı ve yetkilisi olması sebebiyle elinde bulunan yetkilerle davacı şirkete ait tüm mal varlığını muvazaalı olarak boşandığı eski eşi davalı ... ve çocukları davalı ... ile ...'nun kurduğu davalılar ... Metal Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., ... İmalat ve Metal Sanayi Ticaret Ltd.Şti., ... ve ...'ye devrettiğini ileri sürerek, davanın kabulüne, davalı şirketlere ait tüm mal varlığının davacıya ait olduğunun tespitine, alacağın bu şirketten tahsiline, davalı şirketlerin muvazaalı şekilde kurulduğunun, borçlunun bu şirketin ortağı olduğunun ve davacı şirketten mal kaçırdığının tespitine, davacının alacağının davalılardan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.

Batı İcra Hukuk Mahkemesinin 13.06.2014 tarihli 2014/488 E. 2014/531 K. kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.03.2010 tarih, 2019/1786 Ε. 2019/3341K. sayılı ilamı ile davanın İİK 97/17 maddesine göre açılan tasarrufun iptali davası olduğu ve genel görevli mahkemelerde incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek dosya asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir.

Mahkemece; taraflar arasındaki davanın ... Kapatılan ... İcra Müdürlüğü 2005/2948 Esas sayılı dosyasındaki alacağın tahsili amacıyla İİK 277 vd maddelerine dayalı açılan tasarrufun iptali talebi ile İİK 280 uyarınca davalılardan zararın tahsili talepli tazminat davası olduğu, davalı borçlu ... hakkında takibe geçildiği, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği ancak icra müdürlüğü cevabı yazısından da görüleceği üzere takibin durmuş olduğu ve takibin kesinleşmediği ancak İİK 277 ve devamı maddeleri gereği icra takibinin kesinleşmiş olmasının dava şartı olduğu, eldeki davada dava ön şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1- Dava İcra ve İflas Kanunu'nun 97/17 maddesine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79.... maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Tasarrufun iptali davalarında kural olarak, tasarrufun iptal edilebilmesi için borcun doğum tarihinin iptali istenilen tasarruf tarihinden önce olması gerekir. Bu husus, dava şartı olup mahkemece re'sen araştırılmalıdır.
Somut olayda; her ne kadar davaya dayanak ... Kapatılan ... İcra Müdürlüğü 2005/2948 Esas sayılı dosyanın akıbetinin araştırılmasında 26.10.2021 tarihli müdürlük cevabında "Kapatılan Sincan 3. İcra Müdürlüğüne ait 2005/2948 esas sayılı dosya müdürlüğümüze aktarılarak 2015/55735 esas numarasını almış olup, ilgili dosyanın halen açık ve durdurulmuş olduğu tespit edildiği" bildirilmiş ise de yine Müdürlüğün 20.12.2021 tarihli kararı ile "dosya incelemesinde takibin 22.08.2014 tarihinde durdurulduğu, lakin durdurmaya dair tensip tutulmadığı anlaşıldığından takibin neden durdurulduğu anlaşılamamış olup takibin durdurulmasına dair her hangi bir itiraz vs. kayda rastlanmadığından takibin durdurma kaydının açılmasına karar verildi." şeklinde karar verildiği ve takip işlemlerine devam edildiği görülmektedir.
Şu halde davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi hatalıdır.

2- İİK'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece res'en dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda; muvazaalı olduğu iddia edilen hukuki işlemin tarafı davacı ve üçüncü kişiler olup davalı borçlu bu işlemleri şirketin temsilcisi sıfatıyla yaptığından bu işlemin tarafı değildir. Bu nedenle davalı ...'nun taraf olmadığı işlemlerin tasarrufun iptaline ilişkin davada pasif husumeti bulunmadığından reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirir ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik