Hükmün Kesinleşmesi Ve İnfaza Geçilmesiyle Yurt Dışına Çıkış Yasağı Adli Kontrol Tedbirinin Kendiliğinden Sona Ereceğine İlişkin Yargıtay Kararı
Talep ve İtiraz Süreci: Göçmen kaçakçılığı suçundan hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen ve infaz aşamasında olan hükümlü, yargılama sürecinde koyulan yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etmiş; bu talebin reddedilmesi üzerine yapılan itiraz Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı, adli kontrolün kendiliğinden sona erdiği gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Gerekçe ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 4. Ceza Dairesi; kovuşturmanın mahkumiyet kararıyla sona erip hükmün kesinleşmesi, infaz aşamasına geçilmesi ve hatta hükümlünün şartla tahliye edilmesi karşısında, adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona erdiğini ve tedbirin devamında hukuki yarar bulunmadığını belirtmiştir. Bu doğrultuda, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunarak Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddi kararının KANUN YARARINA BOZULMASINA oybirliğiyle karar verilmiştir.
4. Ceza Dairesi 2024/9285 E. , 2025/2304 K.
'İçtihat Metni'
SAYISI: 2023/94 Değişik İş.
SUÇLAR: Göçmen kaçakçılığı, suçluyu kayırma
İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık hakkında Yerel Mahkeme kararı ile göçmen kaçakçılığı, suçluyu kayırma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş, göçmen kaçakçılığı suçunun infazı sırasında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol kararının kaldırılması isteminin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18/09/2024 tarih ve 94660652-105-34-18923-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96281 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96281 sayılı kanun yararına bozma isteminin; '5271 sayılı Kanun'un; Adli kontrol kararı ve hükmedecek merciiler başlıklı 110. maddesinde yer alan '(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. (4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir', Adli kontrol altında geçecek süre başlıklı 110/A. maddesinde yer alan '(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hållerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hållerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.' Adli kontrol kararının kaldırılması başlıklı 111. maddesinde yer alan '(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu Maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.' şeklindeki hükümler ile anılan Kanun'un 103/2. maddesinde yer alan Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.', Şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Bir koruma tedbiri olan ve adli kontrol olarak uygulanan yurt dışına çıkış yasağının uygulamasının yukarıda belirtilen düzenlemeler kapsamında belli bir süre ile sınırlı olduğu, Somut olayda, hükümlü hakkında Silivri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2022 tarihli kararı ile göçmen kaçakçılığı yapma suçundan verilen cezanın, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, anılan Kanun'un 103/2. maddesi gereğince soruşturma evresinde şüphelinin işlediği iddia olunan suç nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde adli kontrol kararının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alındığından, usul hükümlerinde kıyasın mümkün olduğuna ilişkin genel hukuk kaidesinden hareketle, kovuşturmanın beraat, mahkumiyet, düşme vb. bir kararla sona ermesi halinde de adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceğinin kabulünün zorunlu olması karşısında, sanık hakkında verilen kararın istinaf edilmeksizin 18/06/2022 tarihinde kesinleştiği hususu nazara alındığında yurtdışına çıkış yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiğinin kabulünün gerektiği, ayrıca hükmün infazına geçilmesi nedeniyle her hangi bir hukuki yararın bulunmadığı, nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/05/2016 tarihli ve 2016/3193 esas, 2016/2613 karar sayılı ilâmında ve yine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/11/2023 tarihli ve 2023/5005 esas, 2023/7173 karar sayılı ilâmında bu durumun vurgulandığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.' Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, Adli kontrol kararı ve hükmedecek merciler başlıklı 110 uncu maddesinde '(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüphelyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. (4) (Ek:8.7.2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir', Adli kontrol altında geçecek süre başlıklı 110/A maddesinde '(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanun'u kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.', Adli kontrol kararının kaldırılması başlıklı 111 inci maddesinde ise '(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.' şeklindeki hükümler ile anılan Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ' Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.', şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; 5271 sayılı Kanun'un 110/A maddesinde adli kontrol altında geçecek azami süreye ilişkin düzenleme, ayrıca hükümlü hakkında verilen hükmün kesinleşmesi ve almış olduğu cezanın infazı sırasında 26.09.2023 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verilmiş olması dikkate alındığında, hükümlü hakkında yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona erdiğinin ve devamında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığının kabulü gerektiğinden, talebin kabulü yerine reddine dair verilen karara karşı yaptığı itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2023 tarihli ve 2023/94 değişik İş. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Avukatın Barolar Birliğine Verdiği Fotoğrafının Rızası Dışında Web Sitesinde Paylaşılmasının Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Yayma Suçunu Oluşturabileceği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Hakaret Suçunda Ön Ödeme Düzenlemesi ve Kanun Yararına Bozma Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Bilişim Sistemi Aracılığıyla Hesabına Aktarılan Parayı Komisyon Karşılığı Yurtdışına Gönderen Sanığın Suç Kastının Bulunmaması Nedeniyle Beraat Etmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Müştekilerin Şikayetten Vazgeçtiği Gözetilmeden Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçundan Sanığın Mahkum Edilmesi Ve Savunması Alınmadan Hüküm Kurulmasının Kanun Yararına Bozmayı Gerektirdiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçunda Cezanın Alt Sınırının Beş Yıl Olması Nedeniyle Sanığın İstinabe Suretiyle Sorgulanamayacağına Ve Bizzat Mahkemesince Savunmasının Alınması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Uzlaştırma Teklifinin Telefonla Yapılamayacağı Ve Usulüne Uygun Tebligat Yapılmadan İletişim Kurulamadığından Bahisle Uzlaşmanın Sağlanamadığına Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Kontak Anahtarı Üzerinde ve Kilitsiz Araç Çalma Eyleminin Basit Hırsızlık Suçunu Oluşturacağına ve Suç Vasfında Yanılgıya Düşülemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Araç Hırsızlığı Esnasında veya Sonrasında Araca Verilen Zarardan Dolayı Ayrıca Mala Zarar Verme Suçundan Ceza Verilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Kesinleşmesinden Sonra Denetim Süresinde İşlenen Suç Nedeniyle Açıklanan Hükme Karşı İstinaf Değil İtiraz Kanun Yoluna Başvurulabileceğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Adli Para Cezasından Çevrilen Hapiste Firar Edenlerin Kapalıya İadesi Yargıtay Kararı Emsal Karar
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 142 kez okundu
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 139 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 125 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 119 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 107 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 105 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 103 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 92 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 91 kez okundu
- İş Kazası, Hizmet Tespiti, Maluliyet ve Tazminat Davaları Usulü ve İlişkisi 80 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 228 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 146 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 136 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 125 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 120 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 109 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 104 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 103 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 102 kez okundu
- Hakaret Suçunda Ön Ödeme Düzenlemesi ve Kanun Yararına Bozma Yargıtay Kararı 102 kez okundu