Eşini Genç Sekreteriyle Aldatan Koca Aleyhine 200.000 TL Manevi Tazminat Onaması
Dava Türü: Tedbir Nafakası ile Karşılıklı Boşanma ve Fer'ileri Davası
Davacı (Kadın) Talebi: Davacı kadın, kocası tarafından aldatıldığını, evden kovulduğunu ve eşinin kendisini çocuk yaştaki sekreteriyle aldatarak başka bir çocuk sahibi olduğunu ileri sürerek boşanmalarına, lehine 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminat ile nafaka ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (Koca) Cevabı: Davalı koca, davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada ise tarafların 10 yıldır ayrı yaşadıklarını belirterek TMK m. 166 uyarınca boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece kocanın tam kusurlu olduğu kabul edilerek kadının boşanma davasının kabulüne, kocanın boşanma davasının reddine, kadın lehine 2.500 TL yoksulluk nafakası, 350.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Özel Daire Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının kişisel haklarının ihlal edildiği kabul edilmekle birlikte takdir edilen 200.000 TL manevi tazminat miktarını fazla ve orantısız bularak hükmü bozmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, sadakatsizliğin uzun yıllar sürmesi, evlilik birliği sürerken dışarıda çocuk yapılması ve yaşanan üzüntünün ağırlığı dikkate alındığında 200.000 TL manevi tazminatın orantılı ve yerinde olduğuna karar vererek İlk Derece Mahkemesinin direnme kararını ONAMIŞTIR.
Hukuk Genel Kurulu 2014/936 E. , 2016/597 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki "nafaka ile karşılıklı boşanma ve ferîleri" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 1. Aile Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, davacı kadın tarafından açılan ve birleştirilerek görülen boşanma davasının kabulüne, kocanın açtığı boşanma davasının ise reddine dair verilen 28.02.2012 gün ve 2009/866 E., 2012/64 K. sayılı kararın incelenmesi davalı-davacı (koca) vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2013 gün ve 2012/20573 E., 2013/7758 K. sayılı ilamı ile;
(...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı-davalı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı orantısız ve çoktur. Daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır...)
gerekçesiyle hüküm manevi tazminat yönünden oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Asıl dava; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 197/3. maddesi uyarınca tedbir nafakası, birleştirilen davalar ise ayrı ayrı evlilik birliğinin sarsılması hukuksal sebebine dayalı boşanma ve ferîlerine ilişkindir.
Davacı (kadın) vekili, asıl dava dosyasında davalı kocanın kusuru nedeniyle tarafların uzun süredir ayrı yaşadıklarını ileri sürerek tedbir nafakası isteğinde bulunmuş, Mahkemenin 2011/71 esasında açılıp eldeki dava ile birleştirilen dava dosyasında ise; tarafların 1979 yılında evlendiklerini, reşit iki çocuklarının bulunduğunu, eşlerin matematik öğretmeni olarak hayata başladıklarını, evliliklerinin ilk yıllarında olağanüstü çalışarak ailenin yaşam standardını yükselttiklerini, özel ders verdiklerini, davalının bu konuda uzmanlaşarak eşinin de desteği ile kitaplar çıkardığını, tüm Türkiye'de tanınan bir kişi olduğunu, bu arada davacının 1990 yılında eşinin baskılarıyla öğretmenlikten ayrıldığını, kurdukları şirketin bütün işlerini yüklenerek günün 10-12 saati çalıştığını, ayrıca çocukların bakımını üstlendiğini, oturdukları evi ve davalı adına kayıtlı olan taşınmazları satın aldıklarını, ancak davalı kocanın 1999 yılında evi terk ederek çocuğu yaşındaki sekreteriyle birlikte yaşamaya başladığını, birlikte yaşadığı hanımdan bir çocuğunun olduğunu, davacının yaşananları öğrendiğinde kocasının sevgilisi tarafından dershaneden tartaklanarak kovulduğunu, davalının ise duruma seyirci kaldığını, olaylar sonucunda davacı ve çocuklarının depresyona girdiklerini, tedavi görmek zorunda kaldıklarını, davalı eşi ve birlikte yaşadığı kadının hakaretlerine maruz kalan davacının, kendi şirketinden kovulduğunu, onuru ve kişilik haklarının ağır şekilde zedelendiğini, ortağı olduğu şirketin tüm gelir ve hesaplarının davalı kocanın tasarrufunda olduğunu, davalının iki adet villadan oluşan binaların birinden 5.000 USD civarında kira aldığını, diğer villada ise özel ders vererek ayda 40.000 TL gibi bir gelir elde ettiğini, yüklü banka hesapları bulunduğunu, son derece lüks bir hayat yaşadığını, birlikle yaşadığı kadına ev ve araba aldığını, ona yüksek mali standart sağladığını, çocukları ve eşine ise zaman içerisinde tüm maddi-manevi desteğini kestiğini, davalı kocanın tek taraflı ve ağır kusuru nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez bir hal aldığını belirterek, davalı kocanın açtığı boşanma davasının reddi ile kendi açtıkları davanın kabulüne; tarafların boşanmalarına, davacı kadın için 500.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat ile nafakaya hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (koca) vekili, davacının gelirlerinin bulunduğunu, mevcut imkanları ile sosyal yaşamını rahatlıkla sürdürdüğünü, nafakaya ihtiyacının bulunmadığını belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemenin birleştirilen 2009/991 esas sayılı dosyasında ise; tarafların 10 yılı aşkın süredir ayrı yaşadıklarını, yoğun ve sıkıntılı çalışma temposuna sahip olan müvekkilinin eşi ile aralarındaki uyumsuzluklar nedeniyle müşterek hayatı sürdüremez hale geldiğini ve evden ayrıldığını, müşterek hayatın yeniden kurulmasının mümkün olmadığına kanaat getirdikten sonra da başka bir kadınla hayatını birleştirdiğini, bu birliktelikten bir çocuğunun olduğunu, davacı eşinin bu durumu bildiği halde boşanma davası açmadığını, evlilik birliğinin yeniden kurulmasının mümkün olmadığını, usulen var olan birliğin sonlandırılması gerektiğini belirterek, tarafların TMK'nun 166. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalı kocanın sadakatsiz davranışları nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez hal aldığı ve kocanın ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile davacı kadın tarafından açılan boşanma davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, yine davacı kadın tarafından açılan nafaka davasının kısmen kabulüyle aylık 2.000,00 TL tedbir nafakasına, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren aylık 2.500,00 TL yoksulluk nafakasına, 350.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı kocadan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davacının 600.000 TL nakit para ya da emsal taşınmaz istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, davalı koca tarafından açılan boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir.
Davalı- davacı (koca) vekilince hüküm; kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmiş, Özel Dairece; yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece; tarafların İstanbul gibi pahalı bir şehirde yaşadıkları, takdir edilen manevi tazminatın orantısız olmadığı, zenginleştirmeye neden olmayacağı, davacı kadının uzun yıllar boyunca davalının kusurlu davranışlarına maruz kaldığı, kusursuz olan kadının yaşam şartları, paranın alım gücü ve ekonomik koşullara göre takdir edilen manevi tazminat miktarının uygun olduğu gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararını davalı davacı (koca) vekili temyize getirmiştir.
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları ile kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı dikkate alındığında, TMK'nun 174/2. maddesi uyarınca davalı kadın yararına takdir edilen 200.000,00 TL manevi tazminatın fazla olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Görüldüğü üzere, boşanmaya neden olan olaylarda davalı kocanın tamamen kusurlu olduğu yönündeki yerel mahkemenin kabulü onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Kısaca ifade etmek gerekirse, uyuşmazlık hükmedilen manevi tazminatın miktarı ile sınırlıdır.
Boşanmanın fer'i sonuçlarından biri olan manevî tazminat TMK'nun 174/2. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre; "Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir."
Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yeniden sağlanması için kabul edilmiş bir tatmin (veya telafi) yöntemi olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir.
Kocanın eşini, başka bir kadınla aldatması, ağır hakaret hallerinde, kişilik haklarına saldırının varlığı kabul edilmektedir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları etkili ölçüttür. (Hukuk Genel Kurulu'nun 14.04.2010 gün ve 2010/2-203 E., 2010/220 K. sayılı ilamı).
Somut olayda, 1979 yılından beri evli olan ve yetişkin iki çocukları bulanan taraflardan davalı kocanın genç yaştaki sekreteri ile ilişkiye girerek evini terk etmesinin, evlilik birliği devam ederken başka bir kadından çocuk sahibi olmasının, bu durumun her ikisi de öğretmen olan ve eğitim camiasında tanınan çiftin çevrelerince duyulmuş olmasının ve sadakatsiz davranışların uzun yıllar boyunca devam etmiş olmasının TMK'nun 174/2. maddesi anlamında kadının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı her türlü duraksamadan uzak olup, davacının yaşadığı olayların ve aldatılmış olmanın verdiği üzüntü ve utanç duygusu nedeniyle ruhsal dengesinin bozulduğu, sosyal çevresinde onur kırıklığı yaşadığı açıktır. Bu durumda, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, yaşam koşulları ve paranın alım gücü de dikkate alındığında, yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yerinde ve dosya kapsamına uygundur.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, takdir edilen manevi tazminat miktarının tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına nazaran orantısız ve çok olduğu, yerel mahkemece verilen direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen sebeplerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
SONUÇ: Davalı davacı (koca) vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.05.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Türk Medeni Kanunu'nun 174. Maddesi Uyarınca Maddi ve Manevi Tazminat İstenemeyeceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Eşinin Otelde Başka Bir Kadınla Geceyi Geçirmesi Nedeniyle Zina Sebebine Dayalı Açılan Boşanma Davasının Kabulü Ve Kadın Lehine Hükmedilen Tazminatlar İle İştirak Nafakasının Onanması Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşinin Maaş Kartına El Koyarak Ekonomik Şiddet Uygulayan Ve Küserek Yatağını Ayıran Erkeğe Kusur Yüklenmesi Ve Tazminatın Artırılması Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşinin Sağlık Sorunlarıyla İlgilenmeyen Ve Evdeki Odaları Gezerek Başka Erkek Arayan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Nafaka Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşinin Ziynet Eşyalarını İş Yeri Açarken Alıp Harcayan Ve İade Etmediği Anlaşılan Erkeğin Ziynet Alacağını Ödemekle Yükümlü Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Otelde Ardışık Odalarda Konaklama Ve Eşini Ailesiyle Yaşamaya Zorlama Sebebiyle Kusur Belirlemesine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşinin Erkekliği Olmadığı Yönünde Dedikodu Çıkaracağı Tehdidinde Bulunan Ve Aşağılayan Kadın İle Eşini Kilosu Sebebiyle Aşağılayan Erkeğin Boşanmasında Erkeğin Ağır Kusurlu Sayılması Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşinin Kapıcı Olmasından Rahatsızlık Duyup Onu Aşağılayan Ve Evi Terk Eden Kadın İle Eşine Hakaret Eden Erkeğin Eşit Kusurlu Olduğu Ve Eşit Kusurlu Eş Lehine Manevi Tazminata Hükmedilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 130 kez okundu
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 124 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 110 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 107 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 96 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 95 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 92 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 75 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 75 kez okundu
- İlave Tediye Nedir? Kimler Alır? Hukuki Dayanağı ve Zamanaşımı 72 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 192 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 129 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 122 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 112 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 105 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 94 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 90 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Sosyal Medya Paylaşımında İsim Zikredilmeden Söylenen Sözlerde Matufiyet Şartının Gerçekleşmemesi Sebebiyle Hakaret Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 87 kez okundu