Boşanma Sonrası Çocuğun İsim Değişikliği Davalarında Aile Mahkemesinin Değil Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 09.10.2026
2
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas: 2019/3322 Karar: 2019/8433
Özet

Taraflar ve Dava Türü: Davacı anne tarafından boşandığı eşine karşı açılan, velayeti altındaki müşterek çocuğun adının değiştirilmesi davasında, yerel Asliye Hukuk Mahkemesince davanın Aile Mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık: Anne ve babası boşanan ve velayeti anneye verilen çocuğun adının TMK m. 27 kapsamındaki haklı sebeplere dayanılarak değiştirilmesi talepli davada görevli mahkemenin Aile Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu noktasındadır.

Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; boşanma ile evlilik birliği sona erdiğinden TMK m. 195 gereğince Aile Mahkemesi hâkiminin müdahalesinin istenemeyeceğini, çocuğun adının değiştirilmesi davalarının 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olduğunu ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur.

Tam Orijinal Karar Metni

8. Hukuk Dairesi
2019/3322 E. , 2019/8433 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş olup hükmün ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı ... dava dilekçesinde, boşandığı eşi ...'ın müşterek çocuğun adını tek başına nüfusa müracaatla '...' koyduğunu, kendisinin ise çocuğa '...' adını verdiğini, çocuğun çevresinde '...' adı ile tanınıp bilindiğini ileri sürerek 'müşterek çocuğun '...' olan adının '...' olarak değiştirilmesini istemiş; Mahkemece, davaya bakma görevinin aile mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.

04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında haklı nedene dayalı olarak müşterek çocuğun adının değiştirilmesi istemine ilişkindir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 36/1. maddesine göre kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanun'un 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddesi uyarınca 'Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.' Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi ile 'nüfus kayıtlarının düzeltilmesi' anlaşılır. 'Kayıt düzeltilmesi', aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının 'düzeltilmesi' veya 'değiştirilmesi'dir. Bu dava uygulamada 'nüfus kaydının düzeltilmesi davası' olarak adlandırılmaktadır.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır.

Ad ve soyadının değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve tescil olunur. 2525 sayılı Soyadı Kanunu'na göre taşınması zorunlu önad ve soyadı, Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi hükmünün kapsamındadır. Kanun, bu hükümde görevli mahkemeyi göstermemiştir.

Ne var ki; adın haklı sebeple değiştirilmesine ilişkin dava, kişisel durum sicilindeki mevcut kaydın değiştirilmesini ve düzeltilmesini gerektirdiğinden esas itibarıyla 'nüfus kaydının düzeltilmesi' niteliğinde olduğu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesine göre de, görevli asliye hukuk mahkemesinde açılıp karara bağlanacağı açık ve tartışmasızdır.

Dolayısıyla çocuğun önadının değiştirilmesi için yasal temsilcileri tarafından açılan davalarla, ergin kişilerin ad ve soyadlarının değiştirilmesi davalarında görevli mahkemenin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde yer alan hüküm gereğince asliye hukuk mahkemesi olduğunda bir duraksama bulunmamaktadır.

4721 sayılı TMK'nin 27. maddesinde; adın değiştirilmesinin, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebileceği, değişikliğin nüfus siciline kayıt ve ilan olunacağı, adın değişmekle kişisel durumda değişme olmayacağı, bu değişiklikten zarar görenlerin, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 339.maddesinde çocuğun adını ana ve babasının koyacağını, 195.madde ise evlilik birliğinin korunması amacıyla evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 11/05/2008 doğumlu çocuk,... Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin doğum raporuna istinaden baba ...'ın bildirimi ile '...' olarak 21/05/2008 tarihinde nüfusa tescil edildiği, çocuğun anne-babasının 17.04.2014 tarihinde boşandıkları, çocuğun velayetinin davacı anneye verildiği, çocuk ile kişisel ilişki kurulmasının icra yolu ile gerçekleştirilmeye çalışıldığı, çocuğun babası ...'ın çocuğun adının değiştirilmesini istemediği anlaşılmaktadır.

Çocuğun anne-babasının boşanma ile aile birliği sona erdiği için artık TMK'nin 195.maddesi kapsamında aile mahkemesi hakiminin müdahalesinin istenemeyeceği, ileri sürülen sebeplerin çocuğun adının değiştirilmesi için haklı neden teşkil edip etmeyeceğinin asliye hukuk mahkemesinin görevi kapsamında kalmakla işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik