Onur Kırıcı Davranış ve Pek Kötü Muamele Sebebiyle Boşanma Davasında Fiziki Şiddet ve Ağır Hakaretlerin Özel Boşanma Sebebini Oluşturacağı Yargıtay Kararı
Davacı-Karşı Davalı Erkek Talebi: Erkek vekili; kadının kötü alışkanlıkları olduğunu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek TMK m. 166/1 uyarınca boşanmalarını ve velayetin kendisine verilmesini talep etmiştir[cite: 27].
Davalı-Karşı Davacı Kadın Talebi: Kadın vekili; erkeğin şiddet uyguladığını, evi terk ettiğini ve son olarak fiziksel şiddette bulunduğunu belirterek erkeğin davasının reddini, kendi davasının ise TMK m. 162 uyarınca pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebebiyle kabulünü talep etmiştir[cite: 27].
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Silifke Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla); erkeğin davasını TMK m. 166/1 gereğince kabul etmiş, kadının davasını ise ceza dosyasına konu fiziki şiddet eylemlerine rağmen tarafların birlikte yaşamaya devam ettiği ve affettiği gerekçesiyle TMK m. 162 yönünden reddetmiştir[cite: 27].
Temyiz ve Direnme Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kadının TMK m. 162 uyarınca davasının kabulü gerektiği yönündeki bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir[cite: 27].
Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; erkeğin kadının saçını çekip boğazını sıkmak suretiyle fiziksel şiddet uygulamasının ve etrafta hakaret içerikli sözler söylemesinin TMK m. 162 anlamında onur kırıcı davranış teşkil ettiğini, kadının eşini affettiğine dair delil bulunmadığını belirterek Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 27].
I. DAVA
Davacı-karşı davalı (erkek), davalının içki ve sigara gibi kötü alışkanlıkları olduğu hâlde sigara kullanmayacağını, içki içmeyeceğini vaat ederek kendisini evlenmeye razı ettiğini, istememesine karşın eşinin ikinci ve üçüncü çocuğa hamile kaldığını, bu süreçlerde kötü alışkanlıklarından vazgeçmediği gibi başına buyruk bir hayat yaşamaya başladığını, çocukları koz olarak kullanmaya başladığını, entrikacı ve maddiyatçı biri olduğunu, şiddete uğramadığı hâlde kendini dövülmüş gibi göstermeye çalıştığını, son olarak uyarılara rağmen düzelmeyen eşine boşanmak istediğini söyleyip evden ayrıldığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, ortak çocuk XXXXXX'un velâyetinin tarafına verilmesini talep ve dava etmiş; cevaba cevap dilekçesinde ise ortak çocuklarının velâyeti ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı-karşı davacı (kadın), davacının iddialarının asılsız ve çarpıtılmış ifadeler olduğunu, zaman zaman sigara alışkanlığını terk edip yeniden başladığını ancak son olaylara kadar sigaranın hiçbir zaman evliliklerini boşanma aşamasına getirmediğini, eşinin ve kendisinin isteğiyle çocuk sahibi olduklarını, fiziksel şiddete uğradığını, Haziran ayı başında davacının boşanmak istediğini söyleyerek evi terk ettiğini, son olarak 25.07.2012 günü gittiği Karadeniz turundan dönen eşinin evin dış kapısına gelip kızları XXXXXX'u görmek istediğini, bu sırada çıkan tartışmada fiziksel şiddet gördüğünü ileri sürerek davacı eşin davasının reddine, kendi davasının TMK'nın 162. madde gereğince pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış nedeniyle kabulüne, velâyet hakkının tarafına tevdiine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE DİRENME SÜRECİ
Yerel mahkemece, erkeğin evlilik birliği içerisinde fiziksel şiddet uygulamak, eşinin saçını çekmek, boğazını sıkmak, hakaret etmek ve "ahlâksız, içkici, çok sigara içer" şeklinde davalıyı etrafa kötülemek suretiyle ağır kusurlu, kadının ise evlenmekle sigarayı bırakacağı konusunda söz verdiği ancak sigarayı bırakmaması ve davacıyla bu konuda sürekli tartışması nedeniyle az da olsa kusurlu olduğu, ceza dosyasına göre tarafların birbirlerini yaralama suçunda karşılıklı ceza aldıkları ancak işbu boşanma davasının açılma tarihinin 21.06.2012, ceza davasında suç tarihinin ise 25.07.2012 olduğu, dava açıldıktan sonra gerçekleşen olayların hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüne, TMK'nın 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, buna karşılık dosya kapsamına göre, erkeğin kadına yönelik olarak kendisine pek kötü davranışta ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunmadığı, fiziksel şiddet uyguladığı açıkça sabit olmasına rağmen, tarafların birlikte yaşamaya devam etmesi ve süresi içerisinde TMK'nın 162. maddesi gereği dava hakkını kullanmaması nedeniyle davacı-karşı davalıyı affettiği gerekçesiyle belirtilerek karşı davanın ve aile konutu şerhi konulması talebinin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece bozulmuş, Yerel mahkemece bozma kararının ikinci bendine uyulmuş, birinci bent yönünden ise direnme kararı verilmiştir.
IV. HUKUK GENEL KURULU KARARI VE GEREKÇE
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı-karşı davacı kadının karşı davası yönünden Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesi (pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış nedeniyle) uyarınca boşanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Görüldüğü üzere, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışın gerçekleşmesi ile hâkim tarafından evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediği şartını araştırmaya gerek kalmaksızın, boşanma kararı verilebilecektir. Başka bir deyişle TMK'nın 162. maddesi mutlak bir boşanma sebebi olup bu maddenin üç ayrı boşanma sebebi saydığı söylenebilir.
Somut olaya gelindiğinde; erkek tarafından TMK'nın 166/1. maddesine dayalı olarak 21.06.2012 tarihinde genel sebebe dayalı boşanma davası açıldığı, buna karşılık kadının da 27.07.2012 tarihinde TMK'nın 162. maddesinde belirtilen özel sebebe dayalı boşanma davası açtığı görülmüştür.
Tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladığı dönemde davacı-karşı davalı erkeğin ortak çocuk XXXXXX'u görmek için müşterek haneye gittiği, kapının girişinde tarafların tartışmaya başladıkları, karşılıklı itiş kakış yaşandığı, erkeğin içeri girip eşini yatak odasına götürerek koluna vurduğu, saçını çektiği ve tanık ifadesine göre erkek eşin elinde bir yumak saç kaldığı, bu olay nedeniyle Silifke Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1276 E., 2013/198 K. sayılı dosyasında tarafların yargılanarak ceza aldığı, bu olaydan iki gün sonra da davalı-karşı davacı kadının boşanma davası açtığı, diğer yandan erkeğin eşini etrafta "ahlâksız, içkici" gibi sözlerle kötülediği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davalı-karşı davacı kadının ceza dosyasına konu fiziksel şiddet eylemi nedeniyle eşini affettiğine dair herhangi bir delil de bulunmamaktadır.
O hâlde, davacı-karşı davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulaması ve sarf ettiği hakaret sözcükleri dikkate alındığında bu eylemlerin onur kırıcı davranış sayılacağı, dolayısıyla TMK'nın 162. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu ve kadın eşin karşı davasının kabulü gerektiği belirgindir.
Açıklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
V. KARAR
Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara iadesine, davacı-karşı davalı erkeğin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20.06.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Terditli Boşanma Davasında Asıl Talebin Kabul Edilmesi Halinde Reddedilen Terditli Talepler Nedeniyle Davalı Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Münhasıran Özel Sebebe Dayanan Davada Genel Sebepten Karar Verilemeyeceği Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Müşterek Çocukların Eğitim Giderlerini Üstlenen Babanın Taahhüdünün Velayetin Anneye Değiştirilmesi Halinde de Geçerliliğini Koruyacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Türk Medeni Kanunu'nun 174. Maddesi Uyarınca Maddi ve Manevi Tazminat İstenemeyeceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Eşine Fiziksel Sözlü Ve Ekonomik Şiddet Uygulayan Erkeğin Ağır Kusurlu Sayılması Karşısında Kadın Lehine Hükmedilen Tazminatların Artırılması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Ortak Yaşamın Devam Etmesiyle Affedilen Olayların Kusur Sayılamayacağı Ve Eşine İle Çocuğuna Fiziksel Şiddet Uygulayan Erkeğin Ağır Kusurlu Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Zina Veya Hayata Kast Dışındaki Boşanmada Katılma Alacağının Azaltılamayacağı Emsal Karar
- Gerekçede Çelişki Bulunmasının Bozma Sebebi Sayılması Kararı Emsal Karar
- Eşine Şiddet Uygulayan Ve Cimri Olan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Toptan Yoksulluk Nafakası Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Erkeğin Kadının Özel Hayatına İlişkin Görüntüleri İfşa Etmesine Rağmen Boşanmaya Neden Olaylarda Kadının Ağır Kusurlu Sayılmasının Usule Uygun Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 130 kez okundu
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 124 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 110 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 107 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 96 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 95 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 92 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 75 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 75 kez okundu
- İlave Tediye Nedir? Kimler Alır? Hukuki Dayanağı ve Zamanaşımı 72 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 192 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 130 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 122 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 112 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 105 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 94 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 91 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Sosyal Medya Paylaşımında İsim Zikredilmeden Söylenen Sözlerde Matufiyet Şartının Gerçekleşmemesi Sebebiyle Hakaret Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 87 kez okundu