İnançlı İşlem ve Ödünç Verme İddiasında Banka Dekontları ile WhatsApp Görüşme Kayıtlarının Delil Başlangıcı Sayılması ve Tanık Dinlenmesi Gerektiği Yargıtay Kararı
Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin oğlunun düğün masrafları için evini davalıya inançlı işlemle satış gösterip kredi kullandırttığını, kredi taksitlerini düzenli ödemesine rağmen taşınmazın banka tarafından icra yoluyla başkasına satıldığını, banka dekontları ve WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı olduğunu belirterek uğradığı zararın, borç verilen tutarların ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabı: Davalılar vekili; taşınmazın gerçek bir satışla satın alındığını, davacının annesinin evde kiracı olarak oturduğunu, davacının ödemeleri kira bedeli olarak yaptığını, borç ve inançlı işlem iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi; inançlı işlemin ve borç ilişkisinin somut, kesin ve yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İstinaf Kararı: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi; WhatsApp kayıtları delil başlangıcı niteliğinde olsa da davalının savunmasının gerekçeli inkar olduğu ve ödemelerin kredi borcuna yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; davacı tarafından sunulan konut kredisi açıklamalı banka dekontları ile taraflar arasındaki borç ve tapu devri içerikli WhatsApp yazışmalarının HMK m. 199 ve 202 uyarınca delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, delil başlangıcının bulunması halinde inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını davacı yararına BOZMUŞTUR.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... ile aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yaptığını, davalı ...'in ise davalı ... in eşi olduğunu, müvekkilinin oğlunun düğün masraflarını karşılayabilmek için davalı ...'in teklifi üzerine Nevşehir'de bulunan evini davalı ... e satış göstererek çekilen konut kredisini kullandığını, davalıların krediyi kapattığında tapunun müvekkiline iade edilmesini taahhüt ettiğini, aylık 2.380,00 TL olan konut kredisinin ilk dört taksitini davalı ...'in banka hesabına yatırdığını, davalı ...in talebi üzerine sonraki beş taksiti onun hesabına yatırdığını, davalı ...in, 2015 yılı Mart ayında müvekkilden 10.000,00 TL borç alması üzerine bunu her ay 350,00 TL olarak kira bedelinden düştüğünü, Eylül ayında bu sefer 7.000,00 TL tutarında bir borç alması üzerine ise bunu her ay 255,00 TL olarak kira bedelinden düştüğünü, ardından davalı ...'in, bankanın yapılan işlemden şüphelendiğini söylemesi üzerine davalı ...'e satış gösterilen uyuşmazlık konusu dairenin alt katında ikamet eden ablasının eşi ile davalı ... arasında bir kira sözleşmesi akdedildiğini, ancak bu tarihten sonra yapılan ödemelerin davalı ...'e elden yapıldığını, sonraki süreçte davalı ...'in talebiyle farklı tarihlerde krediler çekerek davalı ... e teslim ettiğini, bu kredilere ait borçların ise aylık taksitler halinde konut kredi borcundan mahsup edildiğini, ardından taşınmazın Vakıfbank tarafından satışa çıkarıldığı öğrendiğini, davalı ...'i aradığında konut kredisine ilişkin bütün ödemelerin zamanında yapıldığının söylendiğini, yapılan ihale sonucunda ilgili taşınmazın başka birine satıldığını, taraflar arasında yazılı bir inanç sözleşmesinin bulunmadığını ancak sunulan banka dekontları ve whatsapp yazışmalarının yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, evin mülkiyetinin davalılar tarafından kaybedilmiş olması nedeniyle inanç sözleşmesinin konusuz kaldığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin mülkiyetin kaybedilen taşınmaz ile uğradığı zararın Mahkeme marifetiyle hesaplanacak bedelinin taşınmazın bankaya geçtiği tarihten itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, müvekkilinin şahıs varlığında meydana gelen eksilme sebebi ile uğradığı zarara karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın taşınmazın bankaya geçtiği tarihten itibaren başlayarak işleyen faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, müvekkilin davalılar lehine temin ettiği ve davalıların kötüniyetli olarak sebepsiz zengileşmesine neden olan 28.767,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılarından tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 387.266,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, taşınmazın gerçek bir satış işlemiyle müvekkili... tarafından satın alındığını, bu taşınmazda davacının annesinin 4 yıl boyunca kiracı olarak oturmasının ve davacının kira bedellerini açıklamasız bir şekilde kötü niyetli olarak yatırmasının mevcut davaya zemin hazırlamak için gerçekleştirildiğini, müvekkilin kira alacağı olduğunu mesaj yoluyla davacıya bildirmesine rağmen davacının kalan kira borcunu da ödemediğini, müvekkili ...'in Vakıfbank'tan kredi çekerek aldığı evde davacının annesinin dört yıl oturduğunu, bu dört yıl boyunca kirayı davacının ödediğini, ancak müvekkillerinin evin kredi borcunu ödeme güçlüğüne düşünce bankanın evi satışa çıkardığını, davacının da bu evi almak için ihaleye girmek istediğini, hatta kredi çekmek için müvekkili İsmail'den yardım istediğini, bu durumun mesaj kayıtları ile de sabit olduğunu, söz konusu mesajlaşmaların bir kısmını karartılıp bir kısmını işbu davaya delil olarak gösterilmesinin hileli hareket olduğunu, davacının annesinin evin satıldığından ve evde kiracı olarak oturduğundan habersiz olduğunu, söz konusu taşınmazın miras kaldığı için davacının hileli yollarla payları kendi üzerinde toplayıp tapuyu kendi nam ve hesabına alması ve diğer mirasçıların haberi olmadan evi müvekkile satması sebebiyle aile içerisinde sorun olmaması için yeniden gayrimenkulü almak istediğini, sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın muvazaalı devredilip devredilmediği hususunda kesin bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, ancak taşınmazın muvazaalı olarak devredildiği ve bu suretle kredi kullanıldığı kabul edilse dahi davacının kendi muvazaalı ve hileli işlemine dayanarak taşınmazın devrinden kaynaklı zararını talep edemeyeceği, kaldı ki çekilen kredinin zaten davacı için çekildiğinin beyan edildiği dikkate alındığında, zaten kredi borcunu ödemekle yükümlü olan kişinin de davacı taraf olduğu, davacı tarafın davalıya borç verdiği ve bu kapsamında taraflar arasında mahsup işlemi yapıldığı yönündeki iddiasının da somut bir delille ispat edilemediği, taşınmazın muvazaalı satılmadığının kabul edilmesi halinde davacının talep edebileceği bir tazminat bulunmadığı anlaşıldığından davacının maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmadığı, davanın kesin, somut ve yazılı bir delille ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; dosyaya sunmuş oldukları dekont ve görüşme kayıtlarının kapsamları ile dinletilen tanık beyanları uyarınca taraflar arasındaki inançlı işlemin ve davanın ispatlandığını, sunulan görüşme kayıtlarının yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunmasına rağmen mahkemece değerlendirilmediğini, ayrıca sunulan dekontlar ile de ödemelerin ispatlandığını, taşınmazın devrinin inançlı işlem olduğunu, müvekkilin bankaya karşı herhangi bir muvazaalı işleminin olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında gerçekleştiği anlaşılan whatsapp görüşme kayıtlarının yazılı delil başlangıcı niteliği bulunsa da, davalının işbu görüşme içeriklerinin konusuna ilişkin savunmasının gerekçeli inkar niteliğinde olduğu, ispat yükünün davacı tarafta bulunduğu gözetildiğinde bizzat görgüye dayalı olmayan tanık beyanlarına itibar edilmesi de mümkün bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça ödemelere ilişkin banka dekontları sunulmuş ise de davacının iddiasına göre taraflar arasında çok sayıda alacak, borç, kredi ilişkisi mevcut olduğu, ödemelerin iddia edilen inançlı işlem konusu krediye mahsuben yapıldığına yönelik ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddiasını ispat edemediği, böylece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrarlayarak, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem ve ödünç verme iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ve 202 nci maddesi.
3. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
3. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK'nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K.)
4. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ...'in davacıya ait taşınmazı satın almak için 29.01.2015 tarihli konut kredisini kullandığı ve 30.01.2015 tarihinde tapuda devir işleminin gerçekleştiği taraflarca kabul edilmiştir. Uyuşmazlık taşınmaz satışının inançlı işlem olduğu iddiasına karşı gerçek bir satış olduğu savunmasından kaynaklanmaktadır. Davacının sunduğu banka dekontları incelendiğinde davalı ...'e 18.02.2012, 16.03.2015, 16.04.2015 ve 18.05.2015 tarihlerinde davacı tarafından 2.380,00 TL gönderildiği, özellikle ilk dekontta konut kredisi için yatırılan açıklamasının olduğu, diğer dekontlarda ise "... kredi için yatırılan açıklamasının olduğu görülmüştür. Davacının diğer davalı ...'in hesabına 19.06.2015, 15.07.2015, 19.08.2015, 17.09.2015, 16.10.2015, tarihlerinde 2.380,00 TL'lik havaleler yaptığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılara yapılan havalelerin, davalı ...'in konut kredisini kullandığı tarihten itibaren başladığı ve davacı tarafından davalılara yapılan havalelerin kullanılan konut kredisiyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
5. Davacı tarafından sunulan whatsapp yazışmalarının incelenmesi neticesinde, davalı ... tarafından gönderilen 05.03.2019 tarihli "Abi günaydın senden ricam bana ne kadar borç kaldığını yollar mısın? Bir de bu ayın 25 ine kadar evi üzerimizden alırsan bizim için iyi olur." şeklindeki mesajına davacının "Günaydın kardeş ilk fırsatta gönderirim." cevabını verdiği, yine davacının "taksitler ödenmemiş icraya çıkmış ve tarafa bir yıl belirli bir süre tanımış al diye o süre geçmiş, ondan sonra mülkiyete el koymuş" şeklinde mesajına davalı ...'in "olur mu abi, ödemede sorun yok" şeklinde cevap verdiği görülmüş olup söz konusu whatsapp yazışmalarının delil başlangıcı olarak kabulü gerekir.
6. Hal böyle olunca dekontların ve whatsapp yazışmalarının HMK m. 199-202 gereği delil başlangıcı niteliğinde olduğu, Mahkemece delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenebileceği dikkate alınarak ve davalılar vekilinin iddia ettiği kira sözleşmesinin de getirtilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Harici Taşınmaz Satış Bedelinin İadesi Talebinde İspat Yükü, Senetle İspat Zorunluluğu ve Göndereni Tespitedilemeyen WhatsApp Ekran Görüntülerinin Delil Başlangıcı Sayılamayacağı Yargıtay Kararı Emsal Karar
- İnançlı İşleme Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davasında Delil Başlangıcı ve Davalının İsticvabı Zorunluluğu Emsal Karar
- Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmesiyle Çalıştırılan Şoförün Muvazaa İddiası Bulunmadıkça Asıl İşveren Davalı Belediyenin İşçisi Sayılamayacağına Ve Husumetli Tanık Beyanlarına Karşılık Emsal Yargıtay Kararlarıyla Fazla Çalışmanın İspatlanabileceğine İlişkin karar Emsal Karar
- Anlaşmalı Boşanma Duruşmasındaki Soyut Sözlü Beyanların Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinden Feragat Sayılamayacağı ve Tasfiye Alacağı Haklarını Ortadan Kaldırmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Eşinin Sağlık Sorunlarıyla İlgilenmeyen Ve Evdeki Odaları Gezerek Başka Erkek Arayan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Nafaka Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Düğünde Takılan Ziynet Eşyalarının Erkek Tarafından Bozdurulduğunun Tanıklık Beyanlarıyla İspatlanması Halinde Ziynet Alacağı Davasının Kabul Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşine Fiziksel Sözlü Ve Ekonomik Şiddet Uygulayan Erkeğin Ağır Kusurlu Sayılması Karşısında Kadın Lehine Hükmedilen Tazminatların Artırılması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Ziynet Eşyası Davasında Banka Kasası Araştırması Yapılması ve Balayı İçin Bozdurulan Altınların İadesi Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Boşanma Davasında Düğün Ziynetlerinin Aidiyeti, İspat Yükünün Değişmesi ve Yeni Yargıtay İçtihadı İlkesi Uyarınca Ziynet Alacağının Kabulü Gerektiği Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Eşin Tehdit ve Baskısıyla Kabul Edilen Anlaşmalı Boşanma Protokolü Karşısında Yargılamanın İadesi Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 130 kez okundu
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 124 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 110 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 107 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 96 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 95 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 92 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 75 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 75 kez okundu
- İlave Tediye Nedir? Kimler Alır? Hukuki Dayanağı ve Zamanaşımı 72 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 192 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 130 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 122 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 112 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 105 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 94 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 91 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Sosyal Medya Paylaşımında İsim Zikredilmeden Söylenen Sözlerde Matufiyet Şartının Gerçekleşmemesi Sebebiyle Hakaret Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 87 kez okundu