Karayolları Genel Müdürlüğünde Hizmet Alım Sözleşmelerinde Muvazaa Denetiminin Sadece Şartnameler Üzerinden Yapılamayacağına Ve Keşif Yapılarak Her İhale Dönemi Yönünden Ayrı Değerlendirme Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı
Davacı Talebi: Davacı vekili, sendika üyesi müvekkilinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğü işyerlerinde taşeron işçi gösterilerek toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında tutulduğunu, emsal kararlarda muvazaanın tespit edildiğini ileri sürerek, muvazaa nedeniyle başlangıçtan itibaren davalı kurumun işçisi olduğunun ve TİŞ'ten yararlandırılması gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
Davalı Cevabı: Davalı vekili, somut bilgi verilmediğini, sendikanın dava açma yetkisi bulunmadığını ve hizmet alım sözleşmelerinin kanuna uygun olup muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece ve Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; Yargıtay bozması üzerine davalar tefrik edilmiş ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; 6001 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca hizmetlerin başkasından satın alınabileceğini, ancak muvazaa denetimi yapılırken yalnızca sözleşme ve şartnamelere bakılmasının yetersiz olduğunu, uzman bilirkişilerle yerinde keşif yapılarak fiilen yapılan işlerin ve her ihale döneminin ayrı ayrı muvazaa yönünden incelenmesi gerektiğini belirterek kararın BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir.
9. Hukuk Dairesi 2021/9983 E. , 2021/14232 K.
'İçtihat Metni'
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili sendika üyesi olan davacının, davalı ...'nün değişik işyerlerinde kağıt üzerinde taşeron işçisi gösterilmek suretiyle işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında tutulduğunu, emsal davalarda verilen kararlarda davalı ... ile yüklenici firmalar arasındaki ilişkinin muvazaalı kabul edilerek taşeron işçilerinin toplu iş sözleşmelerinden yararlandırılmaları gerektiğinin tespit edildiğini, emsal kararların eldeki dava açısından kesin delil teşkil ettiğini ileri sürerek, muvazaa sebebiyle davacının baştan itibaren davalı ...'nün işçisi olduğunun tespitine ve davacının üyeliğinin davalıya bildirildiği tarihten itibaren işyerinde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmelerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, dava dilekçesinde davacı bakımından somut bilgiye yer verilmediğini, sendikanın dava açma yetkisi bulunmadığını, müvekkili kurum ile hizmet alım sözleşmesi yüklenicisi olan firmalar arasındaki ilişkinin kanuna uygun olup, muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 22.H.D. 2015/30110 esas 2015/35443 karar ve 22.12.2015 tarihli ilamı ile sair yönler incelenmeden özetle '...Somut olayda, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan binbeşyüzü aşkın sayıda davacılar adına sunulan tek dilekçeyle dava açılmıştır. Mahkemece, davaların tefrik edilmeden yargılamaya devam edilmesi, yargılamanın ve temyiz incelemesinin sağlıklı yapılması bakımından yerinde olmamıştır. ' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davalar tefrik edilmiş, bilirkişi raporu da alındıktan sonra rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; 'bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki' olarak tanımlanmış; aynı maddenin yedinci fıkrasında 'asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez' kuralına yer verilmiştir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi halinde 'işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme' unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Bundan başka asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanması veya daha önce asıl işveren tarafından o iş yerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulması gibi muvazaa kriterlerinin bulunmaması icap eder. Aksi halde alt işveren işçisi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecektir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalıya ait işyerinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında dava dışı şirket nezdinde trafik işaretleme hizmetleri personeli (mevcut dosya kapsamından tespit edildiği kadarıyla) olarak 01.06.2011-16.12.2011 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının davalı nezdindeki hizmet süresi içindeki çalıştığı işveren ile davalı arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve şartname incelenerek sözleşmenin muvazaalı olmadığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken çalışma süresine göre yürürlükte olan 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki hükümler dikkate alınmıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de, mevcut dosya kapsamı sonuca ulaşmada yetersizdir.
6001 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca, davalının yapacağı hizmetlerin başkasından satın alınması da mümkündür. Sözü edilen düzenleme ile asıl işin tamamı ya da bir kısmının 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebilir. Bu durumda sadece 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 7. fıkrası ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi çerçevesinde muvazaa denetimi yapılabilir. Bu denetim yapılırken de yalnızca hizmet alım sözleşmeleri ile teknik şartnamelere bakılarak değerlendirme yapılması hatalıdır. Bunun yanında genel muvazaa denetimine ilişkin olarak gerekirse uzman bilirkişiler eşliğinde keşifle yerinde inceleme yapılarak, davacının fiilen yaptığı iş ve bu işin hizmet alım sözleşmesi kapsamında belirlenen iş olup olmadığı tespit edilmeli, işyerinde asıl işveren işçileri ile davalı alt işveren işçilerinin aynı işi yapıp yapmadıkları, davalı ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin Kanun'a uygun kurulup kurulmadığı, aralarındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olup olmadığı her ihale dönemi için ayrı ayrı tespit edilmelidir.
Öte yandan davacı vekili dava dilekçesinde bir kısım muvazaa tespitine yönelik emsal Mahkeme kararlarından bahsetmiş olup, davacı taraftan bu kararların somutlaştırılıp sunulması istenmeli, sunulduğu takdirde her ihale döneminin ayrı ayrı geçerlilik ve muvazaa denetimine tabi tutulması gerektiği hususu da gözetilerek kesinleşen karardaki tespitlerin eldeki davaya etkisi değerlendirilmelidir.
Ayrıca davaya konu muvazaa tespiti hakimin hukuki bilgisi dahilinde karara bağlayacağı bir durum olup bu yöndeki değerlendirme de Mahkemece yapılmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmelerinde Muvazaa Ve Tanık Beyanlarına Karşı Resmî Kayıtların Üstünlüğüne İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Emsal Karar
- Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmesiyle Çalıştırılan Şoförün Muvazaa İddiası Bulunmadıkça Asıl İşveren Davalı Belediyenin İşçisi Sayılamayacağına Ve Husumetli Tanık Beyanlarına Karşılık Emsal Yargıtay Kararlarıyla Fazla Çalışmanın İspatlanabileceğine İlişkin karar Emsal Karar
- Elektrik Üretim Tesislerinde Muvazaa Denetiminin 4628 Ve 6446 Sayılı Kanunlar Çerçevesinde Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Her İhale Sözleşmesinin Muvazaa Yönünden Kendi Şartlarında Değerlendirilmesi Gerektiğine Ve Usuli Kazanılmış Hak İlkesine Aykırı Şekilde Emsal Kararla Muvazaanın Kabul Edilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Muvazaalı Acentelik Sözleşmesinde İşçinin Asıl İşverene İadesine Ve İadenin Mali Sonuçlarından Acente İle Asıl İşverenin Müştereken Sorumlu Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Muvazaalı Acentelik Sözleşmelerinde Acentenin Gerçekte İşveren Sayılamayacağına Husumet Yokluğundan Davanın Reddi Gerektiğine Ve Taleple Bağlılık İlkesine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Belediyelerde Kesinleşmiş Muvazaa Tespitinin Tüm İhale Dönemlerini Kapsamayacağına Ve Her İhale Döneminin Muvazaa Yönünden Ayrı Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Maden Ocağındaki İş Kazası Sonucu Vefat Eden Sigortalının Yakınlarının Manevi Tazminat Talebi ve Asıl İşveren Alt İşveren Sorumluluğu Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Belediye İle Hizmet Alımı Yapılan Şirket Arasındaki İlişkinin Muvazaalı Olmadığı Ve Belediyenin Asli İşlerinin Alt İşverene Devredilebileceğine İlişkin Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Mirasbırakanın Erkek Evladına Yaptığı Taşınmaz Temliklerinin Mirasçıdan Mal Kaçırma Amaçlı Ve Muvazaalı Olduğu Gerekçesiyle Tapu İptal Ve Tescil Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 142 kez okundu
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 139 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 125 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 119 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 107 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 105 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 103 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 92 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 91 kez okundu
- İş Kazası, Hizmet Tespiti, Maluliyet ve Tazminat Davaları Usulü ve İlişkisi 80 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 228 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 146 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 136 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 125 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 120 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 109 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 104 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 103 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 102 kez okundu
- Hakaret Suçunda Ön Ödeme Düzenlemesi ve Kanun Yararına Bozma Yargıtay Kararı 102 kez okundu