Belediye İle Hizmet Alımı Yapılan Şirket Arasındaki İlişkinin Muvazaalı Olmadığı Ve Belediyenin Asli İşlerinin Alt İşverene Devredilebileceğine İlişkin Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 26.09.2026
2
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas: 2022/11985 Karar: 2022/14622
Özet

Taraflar ve Dava Konusu: Davacı işçi ile davalılar xxxx Belediyesi ve xxxx Sos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. arasındaki muvazaanın tespiti, başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılma ile fark ücret, ikramiye, ilave tediye ve diğer işçilik alacaklarının tahsili davasıdır.

Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin belediye bünyesinde operatör olarak aralıksız çalıştığını, ancak diğer davalı şirket üzerinden gösterilerek haklarının kısıtlandığını, şirket ile belediye arasındaki ilişkinin işçi teminine yönelik muvazaalı bir ilişki olduğunu ileri sürerek muvazaanın tespiti ile başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılmasına ve emsal belediye işçileri ile arasındaki yevmiye farkı, fazla çalışma, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan koku primi, ağır işçilik primi, ikramiye, ilave tediye ve diğer fark alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabı: Davalı Belediye vekili; hizmet alımının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesi ve Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale usulüyle yapıldığını, aralarında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Şirket vekili de iddiaların asılsız olduğunu ve davanın reddini istemiştir.

İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince; 5393 sayılı Kanun'un 15 ve 67. maddeleri gereğince belediyenin asli işlerinin ihale yoluyla alt işverene verilebileceği, alt işverene verilen işin asıl iş olması veya uzmanlık gerektirmemesinin belediyeler yönünden muvazaa kriteri olmaktan çıktığı, davacının alt işverenin taraf olduğu sendikaya üye olarak TİS haklarından yararlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve esasa uygun bularak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

Temyiz ve Yargıtay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığını ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir.

Tam Orijinal Karar Metni

9. Hukuk Dairesi
2022/11985 E., 2022/14622 Κ.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: [SANSÜRLENDİ] 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Karşıyaka 1. [SANSÜRLENDİ] Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaanın tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Belediyesinin Fen İşleri Müdürlüğünde 20.11.2008 tarihinden itibaren sözleşmesiyle aralıksız şekilde operatör olarak çalıştığını, davalı Belediye bünyesindeki çalışmalarının yine Belediyenin kendi şirketi olan diğer davalı xxx[SANSÜRLENDİ] Sos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. üzerinden gösterilerek davacının işçilik hak ve alacaklarının kayba uğratıldığını, davalı Şirketten temin edilen işçilerin tamamının bünyesinde onların belirlediği çalışma koşullarına tabi olarak ve kendi kadrolu işçileriyle aynı işi yaptığını, işe alınacak işçilerin eğitimlerinin, seminerlerinin, sözlü ve uygulamalı sınavlarının [SANSÜRLENDİ] idari ve fen işleri yetkililerince yapıldığını, davacının görünüşteki işvereni Kafesan Sos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı arasındaki ilişkinin işçi teminine yönelik olduğunu ileri sürerek asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespiti ile davacının başlangıçtan itibaren davalı Belediyesinin işçisi sayılmasına, Belediyenin kendi kadrolu işçilerine fiilen ödediği yevmiye ile davacıya fiilen ödenen yevmiye arasındaki farktan kaynaklanan ücret, fazla çalışma,... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı Belediyenin taraf olduğu toplu [SANSÜRLENDİ] sözleşmesinden kaynaklanan koku primi, ağır işçilik primi, ikramiye, vardiya ve risk zammı, 1 Mayıs işçi bayramı, öğle yemeği yardımı fark alacakları ile ilave tediye alacağı ve hiç ödenmeyen kıdemliliğe özendirme prim alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, muvazaa kriterlerinin oluşmadığını, diğer davalı Şirketin Belediyeden bağımsız organizasyonu bulunan özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde Kamu İhale Kurumu kontrolüne tabi ve herkese açık olarak ilan edilmek suretiyle ihale yoluyla hizmet alımı gerçekleştirildiğini, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) 67 nci maddesine göre hizmet alımının yapıldığını, davacının ihaleyi alan xxx[SANSÜRLENDİ] Sos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak söz konusu hizmet alım sözleşmesi kapsamındaki işlerde çalıştığını, Belediye ile Şirket arasında hukuken geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı xxSos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının dava dilekçesi içeriğinin asılsız, soyut iddia ve kurgulara dayalı olduğunu, davacının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı talepler içeren işbu kötüniyetli davanın külliyen reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
03.07.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediyeler Kanununun; "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır" kenar başlıklı 15/g maddesinde; "Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanması ile ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak."
"Gelecek Yıllara Yaygın Hizmet Yüklemleri" başlıklı 67. maddesinde; "Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahalli idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir" hükümleri yer almaktadır.
Buna göre; açıkça belediyenin asli işlerinin alt işverene verilebileceği yönünde hüküm konulmuş bulunmakla, alt İşverenlere verilen işin nitelik itibariyle "asıl [SANSÜRLENDİ]" veya "yardımcı [SANSÜRLENDİ]" olması, "uzmanlık gerektirip gerektirmemesi", "asıl işverenle alt işveren işçilerinin aynı işte yan yana çalıştırılmaları" hususları, belediyeler bakımından muvazaa kriteri olmaktan çıkmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı belediyenin bir kısım hizmet işleri, ihale usulü ile davalı şirkete gördürülmüştür. Alt İşveren Yönetmeliği'nde belirtilen "Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini, Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin ... sözleşmesi, toplu ... sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri" içerip içermediği ile ilgili olarak da; davalı şirketin ihale ile üstlendiği işlerin yürütümünde çalıştırdıkları işçilerin üyesi olduğu Disk/Genel [SANSÜRLENDİ] Sendikası ile [SANSÜRLENDİ] bağıtladığı, davacı dahil, [SANSÜRLENDİ]'den yararlanma koşullarını yerine getiren işçilerin de hükümlerinden yararlandıkları ve hükümlerinden yararlandırılmama yönünde bir uygulamanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacı ve diğer işçilerin kamusal haklardan yararlandırılmamaları yönünde bir uygulamanın varlığı da tespit edilememiştir. Mevcut bu tespitlere göre hizmet alımına ilişkin sözleşmelerin muvazaaya dayanmadığı, davacının, davalı şirketin işçisi olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık, belediye iştiraki olan dava dışı şirket bünyesinde çalışan davacı ve diğer işçilerin ilave tediye almaya hak kazanıp kazanmadıkları noktasındadır.
6772 sayılı "Devlet Ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun hükümleri kapsamında kamu işçilerine, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılacak tarihlerde, her biri 13'er günlük ücretleri tutarında olmak üzere yılda 4x13 gün=52 günlük ücretleri tutarında ilave tediye ödenmesi gerekmektedir. Davacı, Belediye işçisi olmamakla birlikte, bağlı olarak çalıştığı davalı şirketin, sermaye yapısı gözetilerek 6772 sayılı yasa kapsamında ilave tediye ödenip ödenmeyeceği hususunun de irdelenmiştir.
Sonuç olarak; davalılar arasındaki hizmet alım ilişkisinin, 5393 sayılı Belediyeler Kanununun 15 ve 67. maddeleri kapsamında muvazaaya dayandığının ileri sürülemeyeceği anlaşılmıştır. Ayrıca davacının, davalı şirketin taraf olduğu Genel [SANSÜRLENDİ] Sendikası üyesi olduğu anlaşılmıştır. Aynı anda iki sendikaya birden üye olması mümkün olmadığından, her ne kadar dosyaya sunulmamış ve bu nedenle hesap unsurları tespit edilememiş ise de davalı belediye işçilerinin yararlandığı [SANSÜRLENDİ] hükümlerinden yararlanması da mümkün değildir. Bu nedenlerle hesap unsurları tespit edilememiş ve davacının taleplerine ilişkin bir hesaplama yapmak mümkün olmadığından, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığına yönelik tespitin hatalı olduğunu, dinlenen tüm tanık beyanlarıyla sabit olduğu üzere davalı Şirketin sadece bordro işvereni olup işçilerinin temini bakımından diğer davalı Belediyesine aracılık ettiğini, ne işçilerin işe alınmasında ne de... görme ediminin ifası aşamasında davalı Şirketin işçiler üzerinde herhangi bir söz hakkı bulunmadığını, taraflar arasındaki muvazaanın tespit edilmesi hâlinde işçi lehine olan genel hükümlerden hareketle aradaki fark ücretlerin ve sosyal hakların işçiye ödenmesi gerektiğini, aksi durumun hak ve nesafet kurallarıyla da bağdaşmayacağını, bu nedenle bilirkişinin davacının toplu sözleşmesinden yararlanamayacağı tespitinin yerinde olmadığını, dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinin tamamının imzalanan toplu ... sözleşmesinden kaynaklanmadığını, davalılar arasındaki ilişkinin işçi teminine yönelik muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu tespit edildiğinde müvekkilinin baştan itibaren davalı Belediyesinin işçisi olacağından müvekkilin hak ettiği ilave tediye ücretinin de emsal kadrolu işçinin ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre ve özellikle, Dosyada toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalılar arasındaki hizmet alım İlişkisinin muvazaaya dayandığı iddiasının kanıtlanamadığı, davacının davalı şirketin işçisi olduğu, ayrıca aynı anda birden fazla sendikaya üye olma yasağı kapsamında davalı Kafesan [SANSÜRLENDİ] Sos. Hiz. Tic. Ltd Şti.'nin taraf olduğu [SANSÜRLENDİ] tarafı sendika üyesi olan davacının varsa dahi davalı belediyenin taraf olduğu ve işçilerine uygulanan hükümlerinden yararlanma hakkına sahip olmadığı bu itibarla, İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir (Aynı yönde Dairemizin 2019/2128 Esas 2022/431 Karar sayılı ilamı).
..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalılar arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı, bu bağlamda davacının davaya konu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4857 sayılı ... Kanunu'nun ilgili hükümleri, 5393 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri, 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi, Alt İşverenlik Yönetmeliği.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik