Çocuğun Çevresinde Tanındığı İsmi Benimsemesi ve Annenin Beyanı Alınmadan Ad Değişikliği Talebinin Reddedilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı
Taraflar ve Dava Türü: Davacı baba vekili tarafından, velayeti altındaki küçük çocuk adına açılan adın değiştirilmesi davasında, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık: Çocuğun okul ortamında ve çevresinde 'Sudenaz' ismiyle tanındığı ve mevcut ismini benimsemediği iddiasıyla açılan davada, annenin duruşmaya çağrılarak beyanı alınmadan ve TMK m. 27 kapsamındaki haklı nedenler değerlendirilmeden davanın reddedilip reddedilemeyeceği noktasındadır.
Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi; adın kişiliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu, kişinin benimsemediği ismi değiştirmesinin en doğal hakkı bulunduğunu ve bu tür davalarda tercih ve arzunun ön planda tutulması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemece küçüğün annesinin usulüne uygun duruşmaya çağrılarak beyanının alınması ve gösterilen tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anne dinlenmeden ve ismin zor duruma düşürücü nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.
18. Hukuk Dairesi
2015/3787 E. , 2015/17157 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
YARGITAY
18. Hukuk Dairesi
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ: Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 23/12/2014
NUMARASI: 2014/402-2014/284
Davacı vekili dava dilekçesinde, küçük ...'in isminin değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, velayeti davacıda bulunan küçük ...'in isminin Sudenaz olarak kullanıldığını, okul ortamında ve çevresinde Sudenaz olarak tanındığını, Emine olan isminin Sudenaz olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmü uyarınca "kişi haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir." Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir. Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.
Mahkemece Küçük ...'nin annesinin usulüne uygun duruşmalara çağrılarak dava hakkında beyanı alınıp, yukarıda açıklanan hususlarda tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, annenin beyanı alınmadan Emine isminin anlam ve itibari ile küçük veya zor duruma düşürücü nitelikte olmadığı ve adın değiştirilmesi için haklı neden olgusunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 96 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 79 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 74 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 68 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 62 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 116 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 76 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 71 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 68 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 67 kez okundu