Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Anlaşmalı Boşanma İradesinden Karar Kesinleşinceye Kadar Vazgeçilmesi ve Davanın Çekişmeli Boşanmaya Dönüşmesi Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 05.10.2026 | 56 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı kadın ve davalı erkek arasındaki boşanma davasında, yerel mahkemece TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma kararı verilmiştir. Uyuşmazlık: Anlaşmalı boşanma kararı sonrasında davacı kadının, karar kesinleşmeden önce anlaşmalı boşanma iradesinden ve protokolünden vazgeçerek hükmü temyiz etmesi halinde izlenecek usulün ne olduğu noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususındaki kabul edilen düzenlemelerden (irade beyanından) dönmesini engelleyen yasal bir hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Taraflardan birinin iradesinden dönmesi halinde davanın TMK m. 166/1-2 maddeleri uyarınca 'Çekişmeli Boşanma' olarak görülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda taraflara iddia ve savunmalarını sunmak üzere süre verilip dilekçeler aşaması ve tahkikat tamamlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden yerel mahkeme hükmünün bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Karayolunda Trafik Kazasından Doğan Tazminat Davalarında Görevli Yargı Yolu Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı | Uyuşmazlık Mahkemesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 33 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık: Davacılar, araçlarıyla sevk ve idare halindeyken yolun eğimli, virajlı ve kaygan olması, uyarı levhaları ile bariyer bulunmaması nedeniyle meydana gelen yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davalı idarenin hizmet kusuru ve sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açmıştır. Mahkemelerin Yaklaşımı ve Başvuru Süreci: Adli yargı (Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi), idarenin hizmet kusuruna dayalı davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. İdari yargı (Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi) ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca karayollarındaki trafik kazalarından doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Bunun üzerine adli ve idari yargı kararları arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Uyuşmazlık Mahkemesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi hükmü ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu maddenin iptali istemini reddeden 26/12/2013 tarihli kararı uyarınca, kamu araçlarının sebep olduğu veya kamu idarelerinin sorumluluğunda bulunan karayollarındaki trafik kazalarından doğan tazminat davalarının adli yargı yerinde görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda adli yargı yerinin görevsizlik kararı kaldırılmıştır. |
| Belediyenin Sorumluluğundaki Yolda Meydana Gelen Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Görevli Yargı Yeri Hakkında Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı | Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 55 |
Oku
Özet: Davalı Belediyenin sorumluluk alanındaki yolda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir. Taraflar ve Uyuşmazlık: Davacı, polis ekip aracı içerisinde yolcu olarak seyir halindeyken karşı yönden gelen araç ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada yaralandığından bahisle uğradığı manevi zararın tazmini amacıyla dava açmıştır. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi davanın görev yönünden reddine karar vermiş, ardından Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de sorumluluğun idarenin hizmet kusuruna dayandığı gerekçesiyle dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Uyuşmazlık Mahkemesi, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin emsal kararı doğrultusunda; karayollarında can ve mal güvenliği yönünden oluşan trafik kazalarından doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerektiğine karar vererek Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin başvurusunun reddine ve adli yargı yerinin görevli olduğuna oy birliği ile kesin olarak karar vermiştir. |
| Trafik İşaretlerinin Eksikliğinden Kaynaklanan Araç Hasarı Davalarında Görevli Yargı Yeri Hakkında Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı | Uyuşmazlık Mahkemesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 46 |
Oku
Dava ve Uyuşmazlık: Davacı vekili, park halindeki müvekkil aracına çarpılması sonucu meydana gelen zararda trafik düzen ve güvenliğini sağlayacak gerekli trafik uyarı işaret levhalarını koymayan davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğunu belirterek oluşan hasar bedelinin tahsili istemiyle dava açmıştır. Adli ve idarı yargı yerleri arasında görev uyuşmazlığı çıkması üzerine dosya Uyuşmazlık Mahkemesi önüne gelmiştir. Gerekçe ve Sonuç: Uyuşmazlık Mahkemesi; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar dahil, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına da atıf yapılarak karayolunda meydana gelen trafik kazalarından kaynaklanan sorumluluk davalarının çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna ve idare mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. |
| Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı | Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 95 |
Oku
Dava ve Uyuşmazlık: Davacı vekili, park halindeki müvekkiline ait araca davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortacısı olduğu otobüsün çarpması sonucu oluşan araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gerekçe ve Sonuç: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi; araç mahrumiyet bedeli belirlenirken aracın serviste kaldığı fiili sürenin (29 gün) doğrudan esas alındığını, ancak Yargıtay uygulamalarına göre uzman bilirkişi aracılığıyla aracın hasar niteliğine uygun makul onarım süresinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca davacıya kasko sigortası tarafından ikame araç hizmeti verilip verilmediğinin de araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu gerekçelerle, eksik inceleme ile verilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. |
| Hakaret Suçunda Ön Ödeme Düzenlemesi ve Kanun Yararına Bozma Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 84 |
Oku
Dava ve Uyuşmazlık: Şüpheli hakkında sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan yürütülen soruşturma neticesinde Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara (KYOK) yapılan itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına ilişkin Sulh Ceza Hâkimliği kararının kanun yararına bozulması istenmiştir. Gerekçe ve Sonuç: Yargıtay 4. Ceza Dairesi; 7531 sayılı Kanun ile TCK 75. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca TCK 125/2 maddesindeki hakaret suçunun ön ödeme kapsamına alındığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve TCK 75. maddesindeki değişiklikler de gözetildiğinde, şüphelinin usulüne uygun yapılan ön ödeme önerisi üzerine 10.500,00 TL tutarı ödediğini tespit etmiştir. Bu doğrultuda, ön ödeme şartının gerçekleşmesi sebebiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi yerine kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek Sulh Ceza Hâkimliği kararı kanun yararına bozulmuştur. |
| Temyiz Aşamasında Davadan Feragat Halinde Dosyanın Ek Karar Verilmek Üzere İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 47 |
Oku
Dava ve Uyuşmazlık: Davada taraflar karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı talebinde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz incelemesi aşamasında tarafların vekilleri aracılığıyla sunulan 'protokol ve karşılıklı feragat' başlıklı dilekçe ile reddedilen davalarından kayıtsız ve şartsız feragat ettikleri bildirilmiştir. Gerekçe ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin boşanma davasının reddi kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiğini; ancak kadının ziynet alacağı davasının reddi yönünden feragatin temyiz aşamasında yapıldığını tespit etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, feragatin dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması hâlinde Yargıtay'ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndermesi gerektiği vurgulanarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. |
| Ziynet Eşyası Davasında Banka Kasası Araştırması Yapılması ve Balayı İçin Bozdurulan Altınların İadesi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 40 |
Oku
Dava ve Uyuşmazlık: Davacı kadın tarafından açılan katılma alacağı ve ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi davasında; ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen karara karşı taraflar temyiz başvurusunda bulunmuştur. Gerekçe ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, katılma alacağı davası yönünden verilen onama kararının ardından ziynet eşyaları davası yönünden inceleme yapmıştır. Davacı kadının, altınların banka kasasında tutulduğunu ve buradan alınıp bozdurulduğunu iddia etmesine rağmen davalı erkek adına banka kasası bulunup bulunmadığı yönünde gerekli araştırma yapılmaması eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca balayı masrafları için bozdurulan çeyrek altınların erkeğe iade edilmemek üzere verildiğinin erkek tarafından iddia ve ispat edilmediği ve erkeğin altınların kendi kişisel malı olduğuna dair bir savunmasının bulunmadığı gözetilmeden davanın eksik incelemeyle kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Davasında Tarafların Mali Sonuçlar ve Çocukların Durumu Hakkında Yeterli Beyanının Alınması ve Anlaşma İradesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 60 |
Oku
Dava; Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 166/3. maddesi uyarınca açılan anlaşmalı boşanma istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece (Ankara 7. Aile Mahkemesi), tarafların boşanma, velayet ve mali sonuçlar hususunda anlaştıkları gerekçesiyle TMK m. 166/1 uyarınca boşanmalarına ve iştirak nafakasına karar verilmiş; davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince, kararın kesinleşmesine kadar anlaşmalı boşanma iradesinden dönülebileceği ve davanın çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Yerel mahkemenin direnmesi üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. Hukuk Genel Kurulu yaptığı değerlendirmede; TMK m. 166/3 gereğince anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konularında tarafların tereddüde yer vermeyecek şekilde duraksamasız beyanlarının alınması, hâkimin tarafların menfaatine göre bir öneride bulunması veya uygun bulması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, tarafların mali sonuçlar ile kişisel ilişki ve nafaka hususlarında beyanlarının tam olarak alınmadığı ve bu konuda gerekli özenin gösterilmediği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; tarafların mali sonuçlar ve velayete ilişkin beyanlarının alınması, uygun bulunmaması halinde öneri sunulması, anlaşma sağlanamadığı takdirde davanın TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi gerektiği gerekçesiyle Yerel Mahkemenin direnme kararının değişik bu gerekçe ile bozulmasına karar vermiştir. |
| İhalenin Feshinde Hukuki Yarar ve Usulsüzlüklerin Değerlendirilmesi | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 34 |
Oku
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde taşınmazın ihalesinin feshi istemine ilişkindir. Borçlu; satış ilanının ve kıymet takdirinin usulsüz tebliğ edildiğini, satış ilanında eksiklikler bulunduğunu ve taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığını ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ihalenin feshi talebinde hukuki yararın bulunup bulunmadığını ve ileri sürülen fesih nedenlerinin değerlendirilmesini ele almıştır. Direnme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı incelenmiş ve dosyanın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. |