Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Subay Adayının İlişiğinin Kesilmesine İlişkin Davada Yetkili Mahkemenin İşlemi Tesis Eden İdarenin Bulunduğu Yer Mahkemesi Olduğuna İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay 8. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 3 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, muvazzaf subay adayı olarak eğitim görmekte iken alınan sağlık kurulu raporu gerekçe gösterilerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı işleminin iptalini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı idare vekili, mevzuat ve yönerge uyarınca sağlık raporu süresi dolan ve muharip sınıf için gerekli sağlık şartlarını taşımadığı tespit edilen davacının ilişiğinin kesilmesi işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesi, davacının harp okulu öğrencilerine ilişkin mevzuata tabi tutularak uygun başka bir sınıf veya branşta yetiştirilmek üzere eğitimine devam ettirilmesi gerektiği gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi ise davacının muharip sınıfta aranılan sağlık şartlarını taşımadığının sabit olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul ederek davanın reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Danıştay Sekizinci Dairesi, 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca genel yetki kuralının geçerli olduğunu, idari işlemi tesis eden Milli Savunma Bakanlığının bulunduğu yer idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğunu belirterek yetkisiz mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf incelemesini usule aykırı bulmuş ve Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Vazife Malulü Sayılma Talebinin Reddine Karşı Açılan Davada İdari İşlemlerin ve Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Hükümlerinin Hukuka Uygun Olduğuna İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 5 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında terör saldırısı sonucu yaralandığını, sağlık durumunun görevini yapmaya elverişli olmaması sebebiyle vazife malulü sayılması talebinin reddine ilişkin idari işlemlerin, bu işlemlerin dayanağı olan TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 49. maddesinin 2. cümlesinin ve Yönetmelik ekindeki rütbeye göre farklı işlem tesisini içeren kısımların iptalini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı idareler vekilleri, vazife malullüğüne ilişkin nihai karar verme yetkisinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ait olduğunu, mevzuata aykırı şekilde yapılan işlemlerin geri alındığını, yürütülen görev ve rütbe farklılıklarının maluliyet değerlendirmesinde esaslı bir kriter olduğunu belirterek davanın ve iptal taleplerinin reddini savunmuşlardır. İlk Derece ve İstinaf Süreci: Dava ilk derece mahkemesi sıfatıyla doğrudan Danıştay Onikinci Dairesinde açılmış ve yargılama ilk derece mahkemesi olarak Danıştay bünyesinde yürütülmüştür. Temyiz/İlk Derece Kararı: Danıştay Onikinci Dairesi, vazifenin sebep ve tesiriyle yaralanan personelin sağlık durumunun değerlendirilmesinde heyete çıkarıldığı tarihteki rütbesinin esas alınmasında ve rütbelere göre farklı sağlık kriterleri belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını; ayrıca davacı hakkında 'sınıfının kıta komutanlığı olmayan uygun kadro ve görev yerlerinde görev yapar' kararı verildiği için vazife malulü sayılmamasına ilişkin idari işlemlerin mevzuata uygun olduğuna karar vererek davanın REDDİNE oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Yargı Kararıyla Göreve İade Edilen Sözleşmeli Er Adayının Çelişkili Sağlık Raporları Sebebiyle Hakem Hastaneye Sevk Edilmesi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 6 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ön sözleşmesi feshedilen ve bu işlemin iptaline ilişkin yargı kararının ardından yeniden göreve başlatılan müvekkilinin, aradan 1 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle sevk edildiği hastaneden 'sözleşmeli er olamaz' raporu alması üzerine ön sözleşmesinin tekrar feshedilmesine ilişkin idari işlemin iptalini ve Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı idare vekili, mevzuat gereği sağlık kurulu raporlarının geçerlilik süresinin 1 yıl olduğunu, 1 yılı aşkın süre geçmesi nedeniyle alınan yeni sağlık raporuna dayanılarak tesis edilen fesih işleminin usul ve hukuka uygun bulunduğunu belirterek temyiz isteminin reddini savunmuştur. İlk Derece, Bölge İdare ve Danıştay Daire Süreci: İlk Derece Mahkemesi, idarenin yargı kararını uygulayarak davacıyı eğitimine kaldığı yerden devam ettirmesi gerekirken yeniden sağlık muayenesine tabi tutarak adaylığına son vermesinde hukuka uyarlık görmeyerek işlemin iptaline karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi, raporun 1 yıllık geçerlilik süresi dolduğundan idarece yeni rapor istenmesinde engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Danıştay 12. Dairesi söz konusu kararı bozmuş, ancak Bölge İdare Mahkemesi davanın reddi yönündeki ilk kararında ısrar etmiştir. Temyiz (Danıştay İDDK) Kararı: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 1 yıllık geçerlilik süresi dolan sağlık raporu yerine yeni rapor istenmesinin mevzuata uygun olduğunu; ancak davacının ilk alımda aldığı 'sözleşmeli er olabilir' raporu ile yeni alınan 'sözleşmeli er olamaz' raporu arasında çelişki bulunduğunu vurgulamıştır. Sağlık şartlarını taşıyıp taşımadığının kesin tespiti için davacının hakem hastaneye sevk edilmesi gerektiği belirtilerek, eksik incelemeye dayalı Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının BOZULMASINA oyçokluğuyla karar verilmiştir. |
| Sağlık Şartlarını Kaybeden Sözleşmeli Uzman Erbaşın Sözleşmesinin Feshedilmesine İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 5 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin sağlık koşullarını taşımadığı gerekçesiyle sözleşmeli uzman erbaşlık sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 16/05/2017 tarihli idari işlemin iptalini ve Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı idare vekili, dava konusu fesih işleminin yürürlükteki mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirterek temyiz isteminin reddini ve kararın onanmasını savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İdare Mahkemesi, davacı hakkında alınan sağlık kurulu raporlarında 'tek hecme halinde geçirilmiş organik olmayan psikoz' tanısı konulduğunu, bu rahatsızlığın ilgili Sağlık Yeteneği Yönetmeliği uyarınca askerliğe elverişli olmayan hastalıklar grubunda (B dilimi) yer aldığını ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağına karar verildiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi ise ilk derece mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bularak davacının istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Danıştay Onikinci Dairesi, temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ve kararın ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Sıfır Kilometre Araçtaki Gizli Ayıp Ve Süreklilik Arz Eden Arızalar Nedeniyle Aracın Ayıpsız Misli İle Değişimi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 7 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bayiden sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın garanti süresi içinde krank keçesinden sürekli yağ kaçırdığını, defalarca yetkili servise götürülüp motorunun sökülmesine ve parçaların değiştirilmesine rağmen arızanın giderilemediğini ve araçta gizli ayıp bulunduğunu ileri sürerek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde araçta meydana gelen değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıların Cevabı: Davalılar vekilleri; davanın zamanaşımına uğradığını, husumet yokluğunu, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullanıp tükettiğini, aracın serviste onarılarak sorunsuz teslim edildiğini ve dürüstlük kuralına aykırı hareket edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Alaca Asliye Hukuk Mahkemesi; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda araçtaki hatanın fabrikasyon kaynaklı gizli ayıp olduğu, sıfır kilometre araç satın alan davacının bu derece ağır bir ayıba katlanmasının beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu aracın takyidatlardan ari şekilde ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve davalılara iadesine karar vermiştir. İstinaf ve Temyiz Kararı: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi davalıların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Alevi Vatandaşların Kendilerini Saldırılara Karşı Koruması Yönündeki Sosyal Medya Paylaşımlarının Halkı Kin Ve Düşmanlığa Tahrik Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 7 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında sosyal medyada Alevi vatandaşlara yönelik çağrılar da içeren birden fazla yorum paylaşarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme (TCK m. 216/1, 43/1) suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık temyiz başvurusunda, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, suçun unsurlarının ve kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin oluşmadığını beyan ederek beraat kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın TCK m. 216/1 ve 43/1 uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; sanığın paylaşımlarının kin ve nefret söylemi içermeyen düşünce açıklamaları ile bir mezhebe mensup kişilerin kendilerini olası saldırılara karşı korumalarına yönelik olduğunu, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçunun unsurlarının ve somut tehlikenin oluşmadığını belirterek BERAAT kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı BOZMUŞTUR. |
| Sosyal Medyadaki Anlık Öfke Ürünü Tepkisel Yorumların Suç İşlemeye Tahrik Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 8 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında sosyal medya hesabından bir Valilik haberi paylaşımının altına "nerede polis varsa topuğuna sıkmak lazım" şeklinde yorum yazdığı iddiasıyla suç işlemeye tahrik etme (TCK m. 214/1) suçundan kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık temyiz başvurusunda yargılamaya konu edilen paylaşımı kendisinin yapmadığını, kabul edilse dahi cezanın seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İlk Derece ve İstinaf Kararları: 14. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın TCK m. 214/1 uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB uygulanmasına karar verilmiş; denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi üzerine hüküm açıklanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; sanığın paylaşımının kaba bir söylem niteliğinde olduğunu, somut bir suçun işlenmesine yönelik belirsiz sayıdaki insanı tahrik etmeye elverişli bulunmadığını, anlık öfke ürünü olup genel ve soyut kaldığını, kamu barışını somut olarak tehlikeye sokacak yoğunlukta olmadığını belirterek TCK m. 223/2-a gereğince BERAAT kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı BOZMUŞTUR. |
| Akıl Hastalığı Bulunan Sanık Hakkında Dini Değerleri Aşağılama Suçundan Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Ve Sağlık Tedbiri Kararının Onanması Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 5 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında Facebook profil hesabından yapılan çok sayıdaki paylaşımla halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama (TCK m. 216/3, 43/1) suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık savunmasında paylaşımları kendisinin yaptığını kabul etmekle birlikte dini değerleri aşağılama kastının olmadığını beyan etmiş; sanık müdafii ise beraat kararı verilmesi gerektiğini savunarak temyiz başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesince alınan sağlık kurulu raporu doğrultusunda sanık hakkında TCK m. 32/1 ve CMK m. 223/3-a uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK m. 57 uyarınca yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiş; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; sanığın paylaşımlarının kamu barışını bozmaya elverişli olduğunu ve suçun unsurları itibarıyla oluştuğunu, ancak sanığın akıl hastalığına ilişkin adli tıp raporu doğrultusunda ceza verilmesine yer olmadığına dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddi ile hükmün ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Belediye Başkanı Ve Milletvekillerine Eskişehirspor Nedeniyle Hakaret Edilmesinde Görev Nedenselliği Bulunmadığı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 7 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla Eskişehir Milletvekilleri [A. B.] ve [C. D.] ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı [E. F.]'e hakaret ettiği iddiasıyla kamu görevlisine görevinden dolayı zincirleme şekilde alenen hakaret (TCK m. 125/1-4, 125/3-a, 43) ve imam atamalarına ilişkin paylaşımı nedeniyle halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme (TCK m. 216/1) suçlarından kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık paylaşımları kendisinin yaptığını kabul etmekle birlikte suç işleme kastı bulunmadığını belirterek beraatini talep etmiş; temyiz dilekçesinde ise hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın her iki suçtan mahkumiyetine ve cezaların ertelenmesine karar verilmiş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi ise halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan beraat kararı vermiş, kamu görevlisine hakaret suçundan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan verilen beraat kararını ONAMIŞTIR. Kamu görevlisine hakaret suçu yönünden ise; mağdur ve katılanların Eskişehirspor yönetimi ile resmi bir görev bağı bulunmadığından eylemin görevden dolayı işlenmediğini, bu nedenle cezanın TCK m. 125/1-4 maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiğini ve şartları oluşan HAGB hususunda bir değerlendirme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı BOZMUŞTUR. |
| Etnik Temizlik İddiasını İçeren Broşür Dağıtma Eyleminin Devletin Askeri Ve Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama Suçunu Oluşturduğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 8 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanıklar hakkında, bölgede yaşanan olaylarla ilgili devletin etnik temizlik yaptığını iddia eden broşürleri vatandaşlara dağıtarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suretiyle açık ve yakın tehlikeye yol açma (TCK m. 216/1) suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanıklar savunmalarında broşürleri dağıttıklarını kabul etmekle birlikte suç işleme kasıtlarının olmadığını beyan etmişlerdir. İlk Derece Kararı: Ahlat Asliye Ceza Mahkemesince sanıkların TCK m. 216/1 uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; broşür dağıtma eyleminde halkı kin ve düşmanlığa tahrik açısından somut açık ve yakın tehlikenin oluşmadığını, eylemin Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Bu doğrultuda TCK m. 301/1 ve 301/4 uyarınca Adalet Bakanlığından soruşturma izni alınarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğini ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca lehe basit yargılama usulünün (CMK m. 251) değerlendirilmesi zorunluluğunu vurgulayarak mahkumiyet kararlarını BOZMUŞTUR. |