Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Yabancı Mahkemede Anlaşmalı Boşanıp Kararı Tanınan Tarafın Türkiye'de Boşanmanın Feri Niteliğindeki Tazminat ve Nafaka Talep Edemeyeceği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 02.10.2026 | 9 |
Oku
Dava, yabancı mahkemede boşanmış olan taraflar arasında Türkiye'de açılan boşanmanın fer'i niteliğindeki maddi ve manevi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yeniden kusur belirlemesi yapılarak davanın kabulüne veya kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; tarafların İsviçre Bern-Loupen yerel mahkemesinde protokol eşliğinde anlaşmalı boşanma hükümleri çerçevesinde boşanmış olduklarını ve bu kararın Türkiye'de tanınmasına ilişkin kararın kesinleştiğini tespit etmiştir. Yabancı mahkemede anlaşmalı olarak boşanıp tanıma kararı kesinleşen davacının, boşanmanın fer'i niteliğindeki maddi-manevi tazminat ile nafaka taleplerinde bulunma hakkının kalmadığı vurgulanmıştır. Mahkemece bu taleplerin reddi gerekirken yeniden kusur incelemesi yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek hüküm bozulmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Tapu İptal ve Tescil Davasının Maktu Harca Tabi Olduğu ve Temyiz Harcının da Maktu Yatırılması Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 02.10.2026 | 7 |
Oku
Dava, anlaşmalı boşanma davasında düzenlenen protokolden kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davalının esasa ilişkin istinaf başvurusu reddedilirken yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusu davanın maktu harca tabi olduğu gerekçesiyle kabul edilerek vekalet ücreti ve harç maktu olarak düzeltilmiştir. Davalı erkeğin kararı maktu temyiz harcı yatırarak temyiz etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, eksik nispi temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle ek kararla temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasının maktu harca tabi olduğunu, temyiz harcının da maktu yatırılmasında isabetsizlik bulunmadığını vurgulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararı kaldırılarak asıl kararın onanmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Davasında Hakimin Kişisel İlişki Düzenlemesini Re'sen Değiştiremeyeceği ve Usulüne Uygun Çekişmeliye Dönüştürmeden Karar Verilemeyeceği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 02.10.2026 | 9 |
Oku
Dava, taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma davasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, tarafların anlaşması uyarınca velayeti anneye bırakılan çocuk ile baba arasındaki kişisel ilişki mahkeme tarafından re'sen değiştirilerek TMK 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; hakimin çocuk ve tarafların menfaatlerini gözeterek anlaşmada değişiklik yapabileceğini ancak bu durumda öncelikle taraflara yeni bir öneride bulunulması gerektiğini belirtmiştir. Öneri kabul edilmez veya yeni bir anlaşmaya varılmazsa davanın TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülüp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yasal koşullar oluşmadan anlaşmalı boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur. |
| İşçinin Çalışma Olgusunu İspatında Sigortasız Çalışan Ancak İşyerinde Çalıştığı Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı ile Sabit Olan Tanık Beyanına İtibar Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 01.10.2026 | 12 |
Oku
Dava, kıdem tazminatı, ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı işyerinde şarap satışı alanında satış danışmanı olarak çalıştığını, ücret ve primlerinin ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür. Davalı ise taraflar arasında hiçbir iş ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacının çalışmayı yazılı delille ispatlayamadığı ve dinlenen tanıklardan birinin sigorta kaydının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; iş hukukunda çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceğini vurgulamıştır. Mahkemece sigortasız olduğu gerekçesiyle beyanına itibar edilmeyen tanığın, davalı işyeri ile düzenlediği 23.02.2023 tarihli arabuluculuk tutanağı ile işçilik alacakları konusunda anlaştığı ve fiilen sigortasız çalıştığının sabit olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, işyerinin işleyişi hakkında bilgi sahibi olan ve çalışması arabuluculuk tutanağıyla doğrulanan bu tanığın beyanları esas alınarak davacının çalışma süresi ile alacak taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden verilen kararı bozmuştur. |
| İş Kazasının Tespiti Davasında İşverenlik Sıfatının Yeterince Araştırılmaması ve Husumetin Yanlış İşverene Yöneltilmesi Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 30.09.2026 | 11 |
Oku
Dava, 13.06.2007 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davacının ev kat ilavesi inşaatında duvar örme işi yaparken düşüp yaralandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece, işverenlik sıfatının kime ait olduğu hususunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin karar vermeye elverişli olmadığını, çalışma ve bağımlılık olgusu ile gerçek işverenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kurum raporundaki tanıkların ve komşu tanıkların dinlenmesi, kazanın gerçekleştiği tarihte davacının gerçekte hangi işveren nezdinde çalıştığının belirlenmesi ve gerekiyorsa HMK m. 124/3 uyarınca taraf değişikliği yaptırılarak husumetin doğru işverene yöneltilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur. |
| Davacının Yüksek Sağlık Kurulu Kararına İtiraz Etmemesinin Maluliyet Oranını Kesinleştirmeyeceği ve Davalılar Lehine Usuli Kazanılmış Hak Oluşturmayacağı Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 30.09.2026 | 15 |
Oku
Dava, iş kazası nedeniyle uğranılan maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporuna dayanılarak davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının %7,2 olduğu kabul edilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise, davacının %4,2 oran belirten Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itiraz etmediği, davalıların itirazı üzerine alınan Adli Tıp raporlarındaki oran artışının davalılar aleyhine sonuç doğuramayacağı ve davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle maluliyet oranını %4,2 olarak düzeltmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; maluliyet oranının tespiti isteminin vazgeçilmez bir anayasal sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeninden olduğunu belirtmiştir. Yargılama esnasında davacının Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz etmemiş olmasının maluliyet oranını kesinleştirmeyeceği ve davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, çelişkiyi gideren Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporunu esas alan İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararı bozulmuştur. |
| Müteselsil Sorumlulardan Bir Hakkındaki Davadan Feragatin Diğer Borçluların Maddi Tazminat Sorumluluğuna Etkisi | Yargıtay 21. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 30.09.2026 | 12 |
Oku
Dava ve Konu: İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemidir. Uyuşmazlık ve Gerekçe: Türk Borçlar Kanun'nun 168/2. maddesi uyarınca alacaklının borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına katlanacağı belirtilmiştir. Müteselsil sorumlulardan bir veya birkaçı hakkındaki davadan feragat edilmesi, diğer davalılar yönünden de teselsülden feragat niteliği taşır. Mahkemece hesaplanan maddi tazminattan, hakkındaki davadan feragat edilen davalıların kusur oranında indirim yapılması gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmesi bozma nedenidir. Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| İnançlı İşleme Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davasında Delil Başlangıcı ve Davalının İsticvabı Zorunluluğu | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 30.09.2026 | 14 |
Oku
Dava ve Konu: İnançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemidir. Uyuşmazlık ve Gerekçe: Dava dışı üçüncü kişinin davalının banka hesabına aktardığı ödemeye dair dekont açıklamasında davacıya ait arsa satış bedelinin belirtilmiş olması ve tanık anlatımları değerlendirildiğinde; bu belgenin HMK 202 anlamında delil başlangıcı sayılması gerektiği kabul edilmiştir. Mahkemece HMK 169. maddesi uyarınca davalının isticvap edilerek para transferinin gerekçesi açıklattırılmalı ve sonucuna göre terditli talepler hakkında karar verilmelidir. Sonuç: Direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca bozulmasına karar verilmiştir. |
| İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Enerji Nakil Hattı İşleticisinin Sorumluluğu ve Birleşen Dava Hakkında Hüküm Kurulması Zorunluluğu | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 30.09.2026 | 15 |
Oku
Dava ve Konu: Sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğramasından doğan maddi ve manevi tazminat talebidir. Uyuşmazlık ve Gerekçe: Kazaya sebebiyet veren yüksek gerilim/enerji nakil hattının otel binasından önce tesis edildiği, işletmeci şirketin işveren konumunda bulunmadığı ve olayda kusurunun olmadığı anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu'nun haksız fiil sorumluluğu hükümleri gereğince kusuru bulunmayan işletmeci şirketin tazminatla sorumlu tutulması hatalıdır. Ayrıca birleşen dava dosyası hakkında HMK 297 maddesine aykırı şekilde olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması bozma nedenidir. Sonuç: Kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| İş Kazası Maddi Tazminat Hesabında Hata Yapılması ve Kesinleşen Hüküm Hakkında Yeniden Karar Verilmesi Nedeniyle Kararın Düzeltilerek Onanması Yargıtay Kararı | Yargıtay 21. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 17 |
Oku
Dava Özetin Dava Özeti: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık ve Mahkemenin Gerekçesi: Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece maddi tazminat hesabında hata yapılarak %23 maluliyet ve %30 karşıt kusur oranına göre 58.169,56 TL belirlenmesi gereken maddi tazminat miktarı yerine fazla miktara hükmedildiği tespit edilmiştir. Ayrıca, önceki kararda diğer davalı hakkında verilen usulden reddine ilişkin hükmün bozma dışı kalarak kesinleşmesine rağmen bu konuda yeniden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Sonuç: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK 370/2. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının düzeltilerek ONANMASINA karar vermiştir. |