İşçinin Çalışma Olgusunu İspatında Sigortasız Çalışan Ancak İşyerinde Çalıştığı Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı ile Sabit Olan Tanık Beyanına İtibar Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 01.10.2026
3
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas: 2026/1794 Karar: 2026/4321
Özet

Dava, kıdem tazminatı, ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı işyerinde şarap satışı alanında satış danışmanı olarak çalıştığını, ücret ve primlerinin ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür. Davalı ise taraflar arasında hiçbir iş ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacının çalışmayı yazılı delille ispatlayamadığı ve dinlenen tanıklardan birinin sigorta kaydının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; iş hukukunda çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceğini vurgulamıştır. Mahkemece sigortasız olduğu gerekçesiyle beyanına itibar edilmeyen tanığın, davalı işyeri ile düzenlediği 23.02.2023 tarihli arabuluculuk tutanağı ile işçilik alacakları konusunda anlaştığı ve fiilen sigortasız çalıştığının sabit olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, işyerinin işleyişi hakkında bilgi sahibi olan ve çalışması arabuluculuk tutanağıyla doğrulanan bu tanığın beyanları esas alınarak davacının çalışma süresi ile alacak taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden verilen kararı bozmuştur.

Tam Orijinal Karar Metni

9. Hukuk Dairesi
"İçtihat Metni"
2026/1794 E. 2026/4321 K.

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/2596 E., 2025/3537 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 3. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/123 E., 2025/220 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 09.01.2022-10.02.2023 tarihleri arasında yurt dışına yapılan şarap satışında satış danışmanı olarak 650,00 Euro sabit ücret, sigorta ve satış üzerinden%20-30 arası prim karşılığında çalıştığını, müvekkilinin sabit ücretinin tam olarak ödenmediğini, satışlar üzerinden primlerinin tam olarak ödenmediğini, sigortasının yapılmadığını, davacının çalışmış olduğu toplam süre içerisinde yapmış olduğu satışlar nedeniyle kendisine ödenenler dışında ödenmeyen 8.199,75 Euro prim ücretine ve 13 aylık sabit ücrete hak kazandığını, bu alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, fazla çalışma yaptığını, resmî bayram tatillerinin tamamında, dinî bayramlarda ramazan bayramının 1. gününden kurban bayramının ise 2. gününden sonra çalıştığını, hafta tatillerinde çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili Şirket arasında herhangi bir iş sözleşmesi ve iş ilişkisinin bulunmadığını, davacının tüm taleplerini Euro üzerinden istediğini, ancak Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri sözleşmelerinin yabancı para üzerinden kararlaştırılmasının yasaklanmış olması nedeniyle davanın öncelikle bu yönden reddi gerektiğini, taraflar arasında bir iş sözleşmesinin olduğunun kabulü hâlinde dahi ilgili sözleşme baştan beri kesin hükümsüz olacağından davacının müvekkili Şirketten herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını, davacının iddia ettiği ücret ile iş sözleşmesi yapmış olsaydı dahi 1 yıldan fazla süre boyunca sadece 200,00 Euro alarak çalışmaya devam etmesinin mümkün olmadığını, davacının anlaştığını iddia ettiği ücret ve primin fahiş olduğunu, bu hususta hiçbir belge sunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında ücret bordrosu, banka hesap hareketi, işyeri yazışma örnekleri gibi davacının çalışma olgusunu ispatlar delil bulunmadığı, dinlenen tanıklardan [Sansürlendi]'nin davalı yanında herhangi bir sigorta bildirimi olmadığı, tanık [Sansürlendi]'nin davalı yanında çalışmadığı, tanık [Sansürlendi]'nin davacının kardeşi olduğu ve davalıya karşı davasının bulunduğu, buna göre davacının davalı yanındaki çalışmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığını, bu hususun dava dilekçesi ekinde sunulan işyeri ilanları, işyerinde çekilen fotoğrafları, satış rakamlarını gösteren bilgisayar dökümleri ve davalı Şirket sahibiyle yapılan WhatsApp yazışmaları ile ispatlandığını,
2. Yargılama aşamasında hizmet tespiti davası açılmamasının talebin reddine gerekçe yapılamayacağını,
3. Mahkemece tanık [Sansürlendi]'nin davalı yanında sigorta kaydının olmaması sebebiyle beyanının hükme esas alınmayacağı belirtilmiş ise de dosya içerisinde bulunan belgelerden bu tanığın sigortasız olarak çalışmasına rağmen işten ayrıldıktan sonra birtakım işçilik haklarınını davalı Şirketten arabuluculuk yoluyla aldığına ilişkin tutanak olduğunu,
4. Müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, çalışma olgusunun ispatı ile davacının talep ettiği tazminat ve alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü, bunu iddia eden işçiye düşer. Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda, Kurumu ve işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerlerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirttikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili müvekkilinin davalı işyerinde, yurt dışına yapılan şarap satışında satış danışmanı olarak 650,00 Euro sabit ücret, sigorta ve satış üzerinden %20-30 oranında prim karşılığında 09.01.2022-10.02.2023 tarihleri arasında çalıştığını, alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek dava konusu tazminat ve alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı ise taraflar arasında herhangi bir iş sözleşmesi veya iş ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dosyada ücret bordrosu, banka hesap hareketi ve işyeri yazışması gibi çalışma olgusunu kanıtlar nitelikte belge bulunmadığı, tanık [Sansürlendi]'nin davalı nezdinde sigorta bildiriminin yapılmamış olduğu, tanık [Sansürlendi]'nin davalı yanında çalışmadığı, tanık [Sansürlendi]'nin davacının kardeşi ve davalıya karşı davası bulunduğu gerekçesiyle davacının çalışma olgusunu ispatlayamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki varılan bu sonuç dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Şöyle ki Mahkemece dinlenen tanık [Sansürlendi], davalı işyerinde çalıştığını, ücretini elden aldığını ve sigorta kaydının yapılmadığını ifade etmiş olup beyanlarından, işyerinin işleyişi hakkında da bilgi sahibi olduğu açıkça anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı İşyeri ile tanık [Sansürlendi] arasında 23.02.2023 tarihinde arabuluculuk tutanağı düzenlendiği ve bu tutanakla işçilik alacakları konusunda anlaşmaya varıldığı görülmektedir. Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde; tanık [Sansürlendi]'nin davalı işyerinde sigorta kaydı yapılmaksızın çalıştığı açıktır. Mahkemece tanık [Sansürlendi]'nin beyanları esas alınarak, davacının çalışma süresi ve talep edilen alacakların değerlendirilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik