Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Karpal Tünel Sendromu Hastalığının Maluliyet Bırakmasa Dahi Meslek Hastalığı Olup Olmadığının Tespiti Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 21. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 6 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı işçi ile davalı işveren ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki uyuşmazlık, davacının işyerinde çalışırken maruz kaldığı Karpal Tüneli Sendromu rahatsızlığının meslek hastalığı olduğunun ve maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren nezdinde çalışırken geçirdiği Karpal Tüneli Sendromu hastalığının meslek hastalığı olduğunun ve buna bağlı maluliyet oranının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar, davanın haksız olduğunu ve davacıdaki rahatsızlığın yaptığı işlerle ilişkilendirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece ve Temyiz Süreci: İş Mahkemesince, davacıda oluşan hastalığın mesleki olmadığı ve maluliyet bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi; davacının rahatsızlığının maluliyet bırakmadan iyileştiği sabit olduğundan maluliyet oranının tespiti talebinin reddinin yerinde olduğunu, ancak maluliyet bırakmasa dahi hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitinde davacının hukuki yararının bulunduğunu belirtmiştir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan hastalığın mesleki olup olmadığı hususunda yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını BOZMUŞTUR. |
| Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Doğan Bakım Borcunun Yerine Getirilmemesi Nedeniyle Sözleşmenin Feshi ve Tapu İptal Tescil Davası Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 7. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 7 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı anne ile davalı kızı arasındaki uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile sözleşmenin feshi istemine ilişkindir. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin tek malvarlığı olan taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı kızına devrettiğini, ancak davalının bakma yükümlülüğünü yerine getirmeyip müvekkiline küfür ve hakaret ederek evden attığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davacının iddialarının çelişkili olduğunu, müvekkilinin ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan bakım edimini ve gereklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince, ceza soruşturması ve tanık beyanlarına göre davalının bakım borcunu yerine getirmediği ve kendi kusuruyla sözleşmenin ifasını imkansız hale getirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile sözleşmenin feshine ve tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davalı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle kararın ONANMASINA karar vermiştir. |
| İş Kazası Tazminat Davasında Ceza Dosyası ile Hukuk Dosyasındaki Kusur Raporları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 6 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı işçi ile davalı işveren şirket arasındaki uyuşmazlık, davacının pres tezgahında gerçekleşen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkindir. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin iş kazası sonucu yaralanarak sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte 10.000,00 TL maddi (ıslah ile 107.989,52 TL) ve 60.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince, davacının %40, davalı işverenin %60 oranında kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulü ile 107.989,52 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddedilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi; kesinleşen ceza dosyasında davacının asli kusurlu bulunduğu tespiti ile eldeki davada alınan kusur raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediği, işverenin alması gereken önlemlerin ayrıntılı incelenmediği ve eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını KALDIRARAK İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Yurt Dışında Meydana Gelen Kazanın İş Kazası Olup Olmadığının SGK ve İşveren Yönünden Ayrıştırılamayacağı ile 506 Sayılı Kanun Kapsamında Bütüncül İnceleme Yapılması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 3 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı işçi ile davalı SGK ve davalı işveren şirket arasındaki uyuşmazlık, davacının Suudi Arabistan'da çalışırken geçirdiği olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Temel uyuşmazlık; Türkiye ile Suudi Arabistan arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmaması durumunda 506 sayılı Kanun'un 7. maddesi anlamında geçici görevle gönderme şartlarının oluşup oluşmadığı ve meydana gelen bir olayın SGK açısından iş kazası sayılmayıp sadece işveren şirket yönünden iş kazası kabul edilip edilemeyeceği noktalarındadır. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin Suudi Arabistan'daki güç santrali projesinde boru tesisatçısı olarak çalışırken 30.04.2002 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı şirket, davacının Suudi Arabistan mevzuatına göre kurulan ayrı tüzel kişiliğe sahip yabancı şirket nezdinde çalıştığı sırada olayın gerçekleştiğini, kendilerinin projede işveren vekili konumunda olduğunu ve olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini savunmuştur. İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kabul kararı, Yargıtay bozma ilamı üzerine Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet teşmil edilerek yeniden yargılamaya konu edilmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada; ikili sosyal güvenlik sözleşmesi ve topluluk sigortası bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum yönünden davanın REDDİNE, davalı işveren şirket yönünden ise davanın KABULÜNE karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi; 506 sayılı Kanun kapsamındaki bir olayın Kurum ve işveren açısından ayrıştırılarak bir taraf için iş kazası diğer taraf için değil şeklinde değerlendirilemeyeceğini, olayın bütüncül olarak ele alınması gerektiğini ve 506 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki geçici görev koşullarının, şirketlerin sicil kayıtları ile işverenlik sıfatının yeterli araştırma yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Dava Dilekçesi Davalılara Tebliğ Edilmeden ve Ön İnceleme Duruşması Yapılmadan Dosya Üzerinden Yetkisizlik Kararı Verilmesinin Hukuki Dinlenilme Hakkını İhlal Ettiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 3 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı sendika ile davalı Bakanlık ve davalı sendika arasındaki uyuşmazlık, yetki tespitinin iptali istemine ilişkindir. Temel uyuşmazlık, dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden ve ön inceleme duruşması icra edilmeden dosya üzerinden yetkisizlik kararı verilmesinin hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı Talebi: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı Bakanlığın ilgili yazısı ile davalı sendika lehine yaptığı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: İlk Derece Mahkemesince tensip tutanağı ile dosya üzerinden yetkisizlik kararı verilmesi sebebiyle davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesi (İş Mahkemesi), dosya üzerinden yaptığı inceleme ile yetkisizlik kararı vermiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı gereğince dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden, cevap dilekçesi sunulması sağlanmadan ve ön inceleme duruşması yapılmadan dosya üzerinden yetkisizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞ, Bölge Adliye Mahkemesi kararını ORTADAN KALDIRMIŞTIR. |
| Usulüne Uygun Duruşma Davetiyesi Gönderilmeden Hukuki Dinlenilme Hakkı İhlal Edilerek Dosyanın İşlemden Kaldırılması ve Davanın Açılmamış Sayılmasına Karar Verilmesi Usul ve Yasaya Aykırıdır Yargıtay Kararı | Yargıtay 21. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 3 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı, davalı işverene ait işyerinde çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep etmiştir. Uyuşmazlık, davacıya usulüne uygun duruşma gün ve saatinin tebliğ edilip edilmediği, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasındadır. Davacı Talebi: Davacı vekili, davalılardan işverene ait işyerinde çalışırken geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Karar metninde davalı cevabına yer verilmemiştir. İlk Derece ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesi (Asliye Hukuk/İş Mahkemesi), dosyanın takipsiz bırakılarak işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi; davacıya duruşma gün ve saatini içerir davetiyenin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı' tanınmadan dosyanın işlemden kaldırılması ve üç aylık süre sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin bozma nedeni olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Güvenlik Soruşturması Nedeniyle İptal Edilen Sözleşmeli Er Adaylığının Yargı Kararı Sonrası İhyasında İdarenin Yeniden Sağlık Raporu İsteyemeyeceği ve Tesis Edilen Sözleşme Feshi İşleminin İptali Hakkında Danıştay Kararı | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 7 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı sözleşmeli er adayı, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açtığı davada verilen iptal kararı sonrası görevine iade edilmiştir. Ancak idarece, ilk sağlık raporunun 1 yıllık geçerlilik süresinin dolduğu ileri sürülerek davacı yeniden sağlık muayenesine sevk edilmiş ve 'Sözleşmeli Er Olamaz' raporuna dayanılarak sözleşmesi tekrar feshedilmiştir. Uyuşmazlık, yargı kararının uygulanması aşamasında idarenin davacıyı yeniden sağlık kuruluna sevk etme yetkisinin bulunup bulunmadığı ve tesis edilen ilişik kesme işleminin hukuka uygunluğu noktasındadır. Davacı Talebi: Davacı vekili, Deniz Er Eğitim Merkezi Komutanlığı'nda sözleşmeli er adayı olarak görev yaparken 'Sözleşmeli Er Olamaz' raporu gerekçe gösterilerek sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptalini, daha önce alınan sağlık raporunun geçerli olduğunu ve bu konuda kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı idare vekili, mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporlarının geçerlilik süresinin 1 yıl olduğunu, sürenin dolması sebebiyle davacının yeniden sağlık muayenesine sevk edilmesinde ve yetkili sağlık kuruluşunca düzenlenen rapora istinaden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Yargılama Süreci ve Temyiz Sonucu: İlk Derece Mahkemesi (İdare Mahkemesi), yargı kararı üzerine davacının eğitimine kaldığı yerden devam ettirilmesi gerekirken yeniden sağlık muayenesine tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle işlemin İPTALİNE karar vermiştir. Davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesi, idarenin 1 yıllık sürenin dolması sebebiyle yeniden rapor istemesinde hukuki engel bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın REDDİNE karar vermiştir. Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay 12. Dairesi; yargı kararlarının idareyi mutlak olarak bağladığını, iptal kararı üzerine davacının hiç ilişiği kesilmemiş gibi emsalleriyle aynı hukuki sürece tabi tutulması gerektiğini, eğitime ilk başlatıldığında gerekli sağlık şartını taşıyan davacının yeniden sağlık muayenesine tabi tutulmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA oyçokluğuyla karar vermiştir. |
| İcra Takibinin Durması Nedeniyle Dava Şartı Yokluğundan Reddedilen Tasarrufun İptali Davasında Takip Durdurma Kaydının Kaldırılması ve Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle Sonucu İtibarıyla Onama Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 5 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı şirket, borçlunun şirket ortağı ve yetkilisi sıfatını kullanarak şirket mal varlığını muvazaalı şekilde devrettiği gerekçesiyle İİK 97/17 uyarınca tasarrufun iptali ve tazminat davası açmıştır. Uyuşmazlık, icra takibinin kesinleşip kesinleşmediği, dava şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve borçlu sıfatıyla davalı gösterilen şahsın tasarrufun iptali davasında pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı Talebi: Davacı vekili, davalı borçlunun şirket ortağı ve yetkilisi olmasını kötüye kullanarak davacı şirkete ait tüm mal varlığını muvazaalı olarak boşandığı eski eşi ve çocuklarının kurduğu davalı şirketlere devrettiğini ileri sürerek; davalı şirketlere ait mal varlığının davacıya ait olduğunun tespitine, alacağın bu şirketlerden tahsiline, muvazaalı devirlerin ve mal kaçırma eylemlerinin tespitine ve zararın davalılardan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek reddini savunmuşlardır. İlk Derece ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesi (Asliye Hukuk Mahkemesi), icra takibinin durduğu ve kesinleşmediği, dolayısıyla İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca aranan dava ön şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir. Kararın davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin hatalı kaydı düzelterek takibe devam edilmesi yönünde karar aldığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan ret kararının hatalı olduğunu belirtmiştir. Ancak, tasarrufun iptali davalarında borçlunun şirket temsilcisi sıfatıyla yaptığı işlemlerde taraf olmadığı, şahsi pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle sonucu itibarıyla doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA karar vermiştir. |
| Yeraltı Maden İşyerlerinde Meslek Hastalığı Nedeniyle Açılan Rücuan Tazminat Davasında Kusur Tespiti Ve 32 Yıl Formülünün Uygulanmasına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 10 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu, yeraltı maden işyerinde çalışması neticesinde meslek hastalığına tutulan ve sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan kurum zararının, 506 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işverenden rücuan tahsilini talep etmiştir. Uyuşmazlık, yeraltı maden işçisinde gelişen meslek hastalığı sebebiyle işverenin kusur durumunun ve kaçınılmaz maluliyet oranının tespitinde esas alınacak hesaplama metoduna (32 yıl formülü) ilişkindir. Davacı (SGK) Talebi: Davacı Kurum, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan bağlanan gelirlerden oluşan kurum zararının rücuan davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı işveren vekili, sigortalının emekli olduğu tarihteki maluliyet oranının kaçınılmaz maluliyet oranından düşük olduğunu, dolayısıyla işverene atfedilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş ve kararı temyiz etmiştir. İlk Derece ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesi (İş Mahkemesi), 32 yıl formülüne uygun düşmeyen bilirkişi raporlarını esas alarak davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 10. Hukuk Dairesi; yeraltı maden işyerlerindeki çalışmalarda kaçınılmaz maluliyet oranının öteden beri uygulanan 32 yıl formülü esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, 22 yaşında yeraltı madeninde çalışmaya başlayan ve 22 yıl çalıştıktan sonra emekli olan sigortalının 32 yıl formülüne göre belirlenen kaçınılmaz maluliyet oranının, emekli olduğu tarihteki maluliyet oranından (%6,85) daha yüksek olduğunu, bu durumda işverene yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunda Gerekçeli Kararın Duruşmaya Katılmayan Zabıt Katibi Tarafından İmzalanmasının Usule Aykırılıgı | Yargıtay 10. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 10 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Sanık hakkında kargo aracılığıyla nakledilen eroin maddesini teslim alması nedeniyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan açılan kamu davasında, eylemin sübut bulup bulmadığı ve yargılama usul kurallarına uyulup uyulmadığı uyuşmazlık konusudur. Davacı (İddia/Cumhuriyet Savcılığı) Talebi: O yer Cumhuriyet savcısı, sanığın beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunarak sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Davalı (Sanık/Müdafi) Cevabı: Sanık müdafii, uyuşturucu madde ile sanık arasında illiyet bağı kurulamadığını, kargo içeriğinden habersiz olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, suçun unsurlarının oluşmadığını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini savunarak temyiz başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece, İstinaf ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesi (... 4. Ağır Ceza Mahkemesi), sanığın maddelerle illiyetinin kesin olarak belirlenemediği gerekçesiyle beraatine karar vermiştir. İstinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi (... BAM 5. Ceza Dairesi), Cumhuriyet savcısının başvurusunu kabul ederek beraat kararını kaldırmış ve sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna teşebbüsten 8 yıl 9 ay hapis ile 10.000 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir. Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 10. Ceza Dairesi; kısa kararın açıklandığı son celseye katılan zabıt katibi yerine, sebepler açıklanıp belgelenmeden gerekçeli kararın farklı bir zabıt katibi tarafından imzalanmasının 5271 sayılı CMK'nın 219 ve 220. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle diğer yönleri incelemeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA karar vermiştir. |