Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Düğünde Takılan Ziynet Eşyalarının Erkek Tarafından Bozdurulduğunun Tanıklık Beyanlarıyla İspatlanması Halinde Ziynet Alacağı Davasının Kabul Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 16.09.2026 | 8 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, düğünde takılan 350 gr ağırlığında 20 adet bilezik, 30 gr set, 2 adet kelepçe bilezik ve 42 adet çeyrek altından oluşan ziynet eşyalarının evde muhafaza zorluğu gerekçesiyle kendisinden alındığını ve iade edilmediğini belirterek ziynetlerin aynen iadesini, olmaması halinde 43.070,00 TL bedelin faiziyle tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı erkek vekili, iddiaları inkar ederek ziynet eşyalarının hiçbir zaman kendisi tarafından alınmadığını, kadının evi terk ederken tüm takıları yanında götürdüğünü savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, kadının evi abisiyle birlikte terk ettiği ve takıların erkek zilyetliğine bırakıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş; temyiz üzerine Özel Daire tanık beyanlarının değerlendirilmesi gerekçesiyle kararı bozmuştur. Yerel Mahkemenin direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı: Hukuk Genel Kurulu, davacı kadının dayandığı tanık beyanlarıyla ziynet eşyalarının güvenlik gerekçesiyle erkeğin ailesinin kasasına konulduğunu ve borçlar ile araba alımı için bozdurulduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatladığını kabul etmiştir. Direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kadın yararına BOZULMASINA oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Vazgeçilmesi Halinde Verilen Kesin Sürenin Hükümsüz Kalacağı ve Tanık Listesi İçin Yeniden Süre Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 20 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış ve tanık deliline dayanmıştır. Cevap: Davalı erkek, yargılama aşamasında sunulan anlaşmalı boşanma protokolünden vazgeçtiğini ve boşanmak istemediğini beyan etmiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararı: İlk Derece Mahkemesi, tanık listesi için verilen kesin süre içinde tanık bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kesin süre içinde taraf protokolünün sunulması nedeniyle tanık listesi verilmediğini, davalının anlaşmalı boşanmadan vazgeçmesinin davacı aleyhine kullanılamayacağını ve önceki kesin sürenin hükümsüz kaldığını belirtmiştir. Davacıya tanık listesi sunması için HMK m. 94 uyarınca yeniden kesin süre verilip tanıklar dinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ifade ederek kararı bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Duruşmasındaki Soyut Sözlü Beyanların Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinden Feragat Sayılamayacağı ve Tasfiye Alacağı Haklarını Ortadan Kaldırmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 21 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilik birliği içerisinde edinilen malların ve şirket hisselerinin davalı adına tescil edildiğini, davalının mal rejiminden kaynaklanan alacakları ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek şimdilik gayrimenkuller için 150.000,00 TL, hisse devri için 62.500,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 29]. Davalı Cevabı ve Karşı Dava: Davalı-karşı davacı vekili; anlaşmalı boşanma duruşmasında davacının 'paylaşacak bir malları olmadığını' beyan ettiğini, davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise davacı adına kayıtlı 3 taşınmaz yönünden şimdilik 50.000,00 TL katılma alacağı talep etmiştir[cite: 29]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 1. Aile Mahkemesince; tarafların anlaşmalı boşanma duruşmasında 'paylaşılacak bir malları ve eşya talepleri olmadığını' beyan ettikleri, bu durumun mal rejimini tasfiye ettikleri anlamına geldiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir[cite: 29]. İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir[cite: 29]. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin boşanma protokolünde ve kararda mal rejimine ilişkin hüküm bulunmadığı, duruşmadaki soyut beyanların somutlaştırılmış bir haktan feragat sayılamayacağı yönündeki bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir[cite: 29]. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın mali sonuçlarının tazminat ve nafakaları kapsadığını, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi olmadığını ve ayrıca açıkça protokolde veya hükümde yer almadıkça sırf duruşmadaki muğlak 'paylaşacak malımız yoktur' beyanıyla tasfiyeden feragat edilmiş sayılamayacağını vurgulayarak direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 29]. |
| İnançlı İşlem ve Ödünç Verme İddiasında Banka Dekontları ile WhatsApp Görüşme Kayıtlarının Delil Başlangıcı Sayılması ve Tanık Dinlenmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 16 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin oğlunun düğün masrafları için evini davalıya inançlı işlemle satış gösterip kredi kullandırttığını, kredi taksitlerini düzenli ödemesine rağmen taşınmazın banka tarafından icra yoluyla başkasına satıldığını, banka dekontları ve WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı olduğunu belirterek uğradığı zararın, borç verilen tutarların ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar vekili; taşınmazın gerçek bir satışla satın alındığını, davacının annesinin evde kiracı olarak oturduğunu, davacının ödemeleri kira bedeli olarak yaptığını, borç ve inançlı işlem iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi; inançlı işlemin ve borç ilişkisinin somut, kesin ve yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. İstinaf Kararı: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi; WhatsApp kayıtları delil başlangıcı niteliğinde olsa da davalının savunmasının gerekçeli inkar olduğu ve ödemelerin kredi borcuna yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; davacı tarafından sunulan konut kredisi açıklamalı banka dekontları ile taraflar arasındaki borç ve tapu devri içerikli WhatsApp yazışmalarının HMK m. 199 ve 202 uyarınca delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, delil başlangıcının bulunması halinde inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını davacı yararına BOZMUŞTUR. |
| İcra Takibinde Resmi Sicile Kayıtlı İş Makinesi Haczi ve İstihkak Davasının Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 15 |
Oku
Davacı/Alacaklı Talebi: Alacaklı, İİK'nın 99. maddesi uyarınca borçlu şirket ile davalı 3. kişi arasında organik bağ bulunduğunu ve ticari faaliyetlerin 3. kişi üzerinden yürütüldüğünü ileri sürerek istihkak iddiasının reddini ve davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı/3. Kişi Cevabı: Davalı 3. kişi, haczedilen mahcuzun kendi adına kayıtlı ve zilyetliğinde olduğunu belirterek haksız davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi, borçlu ile 3. kişi arasında organik bağ bulunduğu ve devralan 3. kişinin TBK 202 uyarınca borçlardan sorumlu olacağı gerekçesiyle alacaklının davasının kabulüne karar vermiştir. İstinaf Kararı: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, davalı 3. kişi ve alacaklının istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; haczin 3. kişinin adresinde yapıldığını, mülkiyet karinesinin 3. kişi lehine olduğunu, haczedilen iş makinesinin resmi sicile kayıtlı bulunup borcun doğumundan çok önce (2013 yılında) 3. kişi adına tescil edildiğini ve borçludan devralınmadığını tespit etmiştir. Mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan alacaklının davasının reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını KALDIRMIŞ ve İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Adi Kiraya İlişkin İcra Takibinde Borçlunun İtiraz Sebeplerini Değiştirmesi ve İtirazın Genişletilmesi Yasağı Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 17 |
Oku
Davacı/Alacaklı Talebi: Alacaklı taraf, Örnek 13 nolu ödeme emrine itiraz eden borçlunun itirazının kaldırılması ve kiralananın tahliyesi talebiyle icra mahkemesine başvurmuştur. Davalı/Borçlu Cevabı: Borçlu icra dairesinde alacağa, zamanaşımına ve faize itiraz etmiş; mahkemedeki cevap dilekçesinde ise sözleşmeyi ve bağımsız bölümlerin teslim tarihlerini kabul etmediğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İcra Mahkemesi, davanın kısmen kabulü ile takibin 1.734.011,65 TL asıl alacak, 14.254,00 TL damga vergisi ve 720.495,45 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istem ile tahliye talebinin reddine karar vermiştir. İstinaf Kararı: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, bağımsız bölümlerin teslim edilip edilmediği ve kira ilişkisinin başladığı hususunun yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, İİK m. 269/2 ve m. 63 uyarınca borçlunun icra dairesine bildirdiği itiraz sebepleri dışındaki savunmalarının itirazın genişletilmesi yasağı kapsamında kalıp dinlenemeyeceğini, borçlunun sözleşmedeki imzaya açıkça itiraz etmeyerek akdi kabul etmiş sayıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Uzun Süreli Haksız Tutuklama Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 14 |
Oku
Dava Türü: Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat (CMK 141 vd.) Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin uyuşturucu ticareti suçundan 2604 gün haksız yere gözaltında ve tutuklu kaldığını, yargılamanın yenilenmesi sonucu beraat ettiğini belirterek 3.000.000 TL maddi ve 3.000.000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı Hazine vekili, davanın reddini, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunmuştur. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince verilen kararın manevi tazminat miktarının azlığı sebebiyle Yargıtay tarafından bozulması üzerine; Mahkemece bozmaya uyularak davacı lehine 1.000.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Maddi tazminat yönünden bozma öncesi karar verilmiş ancak ikinci kararda açıkça hüküm kurulmamıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi Kararı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bozma sonrası maddi tazminat hakkında yeniden yazılı bir karar kurulmamış olmasının mahallinde her zaman verilebilecek bir karar olduğunu kabul etmiş; 2604 günlük tutukluluk süresi, tutuklama tarihi ve hak nesafet ilkeleri dikkate alındığında 1.000.000 TL manevi tazminatın makul olduğunu belirterek yerel mahkeme kararlarını ONAMIŞTIR. |
| Yetim Aylığı Kesilmesine Karşı Açılan Davada Çelişkilerin Giderilmesi Bozma Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 15 |
Oku
Dava Türü: Kurum İşleminin İptali ve Yetim Aylığının Yeniden Bağlanması Davacı Talebi: Davacı vekili, annesinin vefatı üzerine bağlanan yetim aylığının tutulan tutanak sebebiyle kesildiğini, eski eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile aylıkların ödenmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı SGK vekili, denetmen raporu ve muhtarlık beyanlarına göre Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince fiili birliktelik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi davacı ile eski eşin adres kayıtlarının aynı olmasından doğan çelişkilerin giderilmesi ve ihbar eden kişinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, adres ortaklığı karşısında tanık beyanlarıyla oluşan çelişkilerin giderilmesi, kolluk araştırması yapılması ve ihbarcının dinlenilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını BOZMUŞTUR. |
| Boşandığı Eşiyle Fiilen Birlikte Yaşama Nedeniyle Kesilen Aylıkta Eksik İnceleme Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 12 |
Oku
Dava Türü: Kurum İşleminin İptali, Kesilen Ölüm Aylığının Yeniden Bağlanması ve Borçlu Olunmadığının Tespiti Davacı Talebi: Davacı vekili, babasının vefatından sonra bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesildiğini ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile aylığın bağlanmasını ve borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı SGK vekili, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince fiili birlikteliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi araştırmanın yetersiz olduğu gerekçesiyle kararı iki kez bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi ise direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5510 sayılı Kanun'un 56/2. maddesi kapsamında komşular, muhtar ve kolluk vasıtasıyla geniş kapsamlı araştırma yapılıp denetmen raporunun aksi ispat edilmeden eksik incelemeyle karar verilemeyeceğini belirterek direnme kararını BOZMUŞTUR. |
| Manevi Tazminat Miktarı Değiştirilerek Verilen Direnme Kararının Usulden Bozulması | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 12 |
Oku
Dava Türü: Karşılıklı Boşanma Davası Davacı (Asıl Davacı) Talebi: Asıl davanın kabulü ile boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-Karşı Davacı Cevabı ve Talebi: Karşı davanın kabulü ile boşanmaya ve fer'ilerine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine ve kadın yararına 28.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi manevi tazminat miktarını 70.000 TL'ye yükseltmiştir. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi erkeğe yüklenen davranışların kadının kişilik haklarını zedelemediği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddi gerektiğinden kararı bozmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi ise direnme kararı vererek bu kez kadın yararına 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında manevi tazminat miktarı bakımından farklılık oluşturulduğunu, HMK 297 ve 294. maddelerine uygun şekilde ilk kararla aynı bir hüküm fıkrası kurulmadığını belirterek usulüne uygun bir direnme kararı bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararını USULDEN BOZMUŞTUR. |