Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Eşlerin Barışma Girişimlerinin veya Kısa Süreli Bir Araya Gelmelerinin Her Durumda Kusurlu Davranışların Affedildiği Anlamına Gelmeyeceğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 11.10.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonucunda, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık kadın eşin erkeğin kusurlu davranışlarını affedip affetmediği ve kusur tespiti noktasındadır. Uyuşmazlık: Erkeğin güven sarsıcı davranışları ve ilgisizliği sonrasında, kadının kayınvalidesinin hastalığı nedeniyle kısa süreliğine ortak eve dönmesinin veya barışma girişimlerinin af anlamına gelip gelmeyeceği ve boşanma davasında kusur belirlemesinin nasıl yapılacağı hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; af olgusunun kayıtsız şartsız bir irade beyanıyla ya da en azından affı gösterir tutum ve davranışlarla, ortak hayatın yeniden kurulması suretiyle ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Erkeğin güven sarsıcı davranışları karşısında kadının salt kayınvalidesinin rahatsızlığı sebebiyle eve dönmesinin ve kısa süre sonra ayrı ev kiralamasının af olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Erkeğin tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğu gözetilerek asıl davanın kabulü ile kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve Özel Daire bozma kararına uyulması yönünde kurulan direnme kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| İş Kazasından Kaynaklı Tazminat Davasında Noter Onaylı İbranamenin Geçerliliği ve Borcun Sona Ermesi | Yargıtay 21. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 36 |
Oku
Karar Özeti: Dava, iş kazası sonucu %55 oranında malul kalan işçinin maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edilen dava, noter onaylı ibranamedeki ödeme miktarı ve zararın karşılanma durumu gözetilerek Yargıtay tarafından bozulmuştur. |
| İçişleri Bakanının Sosyal Medya Paylaşımındaki İfadelerin Akademisyenin Kişilik Haklarına Saldırı Oluşturduğu Gerekçesiyle Bozulmasına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 57 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Uluslararası ilişkiler alanında emekli akademisyen olan davacı tarafından, yayımlanan bir makalesi üzerine İçişleri Bakanı olan davalının Twitter (X) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat ve kararın yayımı davasına ilişkindir. Davacı Talebi: Davacı vekili, davalının sosyal medya hesabından müvekkilini hedef alarak şeref ve itibarını zedeleyen ifadeler sarf ettiğini belirterek 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle tahsilini ve kararın ulusal düzeyde yayın yapan basın organlarında yayımlanmasını talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davalının İçişleri Bakanı sıfatıyla kamusal çıkar amacıyla kamuoyunu bilgilendirdiğini, Devlet tüzel kişiliğine yönelik eleştirilere cevap verme hakkının bulunduğunu ve kullanılan ifadelerin düşünce ile ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yargılama ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince, davalının kamusal çıkar amacıyla ve eleştiri sınırları dâhilinde hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine incelemeyi yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; davaya konu sosyal medya paylaşımında sarf edilen söz ve ifadelerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kişiliğine yönelik saldırı niteliğinde olduğunu, davacı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oy çokluğuyla karar vermiştir. |
| Ayıplı Aracın Misli İle Değişimi Davasında Değer Kaybının Nispi Metod Yöntemine Göre Satış Tarihi Esas Alınarak Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 22.09.2026 | 74 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, davalı şirketten satın aldığı sıfır kilometre aracın tavan boyasında renk değişimleri ve dökülmeler meydana geldiğini, gizli ayıplı olan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve ekspertiz ile ihtarname masraflarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı, husumetin üretici firmaya yöneltilmesi gerektiğini, ayıbın süresinde ihbar edilmediğini, araçta değişimi gerektirecek nitelikte önemli bir ayıp bulunmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu uyarınca tavan boyasındaki hatanın üretim kaynaklı gizli ayıp olduğu ve araçta önemli değer kaybına yol açtığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketicinin misli ile değişim hakkını kullanmasının satıcı için orantısız güçlük oluşturup oluşturmayacağının tespiti için değer kaybının 'nispi metod' yöntemine göre satış tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiğini, rapor tarihi itibarıyla yapılan değer kaybı hesabının hükme esas alınamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını davalı yararına BOZMUŞ ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını KALDIRMIŞTIR. |
| Terditli Açılan Tapu İptali ve Tescil İle Bedel İadesi Davasında İkinci Kademedeki Alacak Talebinin Kabulü Halinde Reddoluunan Birinci Kademe İçin Davalı Arsa Sahipleri Lehine Vekalet Ücreti Ve Yargılama Giderine Hükmedilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 6. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 20.09.2026 | 79 |
Oku
Davacı Talebi: Yüklenici ile düzenlenen harici satış sözleşmesine dayalı olarak öncelikle tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde ise ödenen satış bedelinin iadesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı arsa sahipleri vekili davanın reddini savunarak ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil isteminin reddine, ikinci kademedeki bedel iadesi isteminin kabulü ile 40.000 GBP'nin dava tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıllık İngiliz Sterlini mevduatına uyguladıkları en yüksek faizle yükleniciden tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, arsa sahipleri vekilinin istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış; bedel iadesi istemini kabul ederken reddedilen birinci kademedeki tapu iptal tescil istemi nedeniyle davalı arsa sahipleri yararına vekalet ücreti, harç ve yargılama giderine hükmetmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, terditli (kademeli) davalarda tüm talepler reddedilmedikçe fer'i (ikinci kademedeki) talep kabul edildiğinde reddedilen asli talep nedeniyle karşı taraf lehine avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı arsa sahipleri lehine vekalet ücreti, harç ve yargılama giderine ilişkin bentlerinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Düğünde Takılan Ziynet Eşyalarının Erkek Tarafından Bozdurulduğunun Tanıklık Beyanlarıyla İspatlanması Halinde Ziynet Alacağı Davasının Kabul Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 16.09.2026 | 51 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, düğünde takılan 350 gr ağırlığında 20 adet bilezik, 30 gr set, 2 adet kelepçe bilezik ve 42 adet çeyrek altından oluşan ziynet eşyalarının evde muhafaza zorluğu gerekçesiyle kendisinden alındığını ve iade edilmediğini belirterek ziynetlerin aynen iadesini, olmaması halinde 43.070,00 TL bedelin faiziyle tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı erkek vekili, iddiaları inkar ederek ziynet eşyalarının hiçbir zaman kendisi tarafından alınmadığını, kadının evi terk ederken tüm takıları yanında götürdüğünü savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, kadının evi abisiyle birlikte terk ettiği ve takıların erkek zilyetliğine bırakıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş; temyiz üzerine Özel Daire tanık beyanlarının değerlendirilmesi gerekçesiyle kararı bozmuştur. Yerel Mahkemenin direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı: Hukuk Genel Kurulu, davacı kadının dayandığı tanık beyanlarıyla ziynet eşyalarının güvenlik gerekçesiyle erkeğin ailesinin kasasına konulduğunu ve borçlar ile araba alımı için bozdurulduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatladığını kabul etmiştir. Direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kadın yararına BOZULMASINA oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Vazgeçilmesi Halinde Verilen Kesin Sürenin Hükümsüz Kalacağı ve Tanık Listesi İçin Yeniden Süre Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 65 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış ve tanık deliline dayanmıştır. Cevap: Davalı erkek, yargılama aşamasında sunulan anlaşmalı boşanma protokolünden vazgeçtiğini ve boşanmak istemediğini beyan etmiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararı: İlk Derece Mahkemesi, tanık listesi için verilen kesin süre içinde tanık bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kesin süre içinde taraf protokolünün sunulması nedeniyle tanık listesi verilmediğini, davalının anlaşmalı boşanmadan vazgeçmesinin davacı aleyhine kullanılamayacağını ve önceki kesin sürenin hükümsüz kaldığını belirtmiştir. Davacıya tanık listesi sunması için HMK m. 94 uyarınca yeniden kesin süre verilip tanıklar dinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ifade ederek kararı bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Duruşmasındaki Soyut Sözlü Beyanların Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinden Feragat Sayılamayacağı ve Tasfiye Alacağı Haklarını Ortadan Kaldırmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 58 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilik birliği içerisinde edinilen malların ve şirket hisselerinin davalı adına tescil edildiğini, davalının mal rejiminden kaynaklanan alacakları ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek şimdilik gayrimenkuller için 150.000,00 TL, hisse devri için 62.500,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 29]. Davalı Cevabı ve Karşı Dava: Davalı-karşı davacı vekili; anlaşmalı boşanma duruşmasında davacının 'paylaşacak bir malları olmadığını' beyan ettiğini, davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise davacı adına kayıtlı 3 taşınmaz yönünden şimdilik 50.000,00 TL katılma alacağı talep etmiştir[cite: 29]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 1. Aile Mahkemesince; tarafların anlaşmalı boşanma duruşmasında 'paylaşılacak bir malları ve eşya talepleri olmadığını' beyan ettikleri, bu durumun mal rejimini tasfiye ettikleri anlamına geldiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir[cite: 29]. İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir[cite: 29]. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin boşanma protokolünde ve kararda mal rejimine ilişkin hüküm bulunmadığı, duruşmadaki soyut beyanların somutlaştırılmış bir haktan feragat sayılamayacağı yönündeki bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir[cite: 29]. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın mali sonuçlarının tazminat ve nafakaları kapsadığını, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi olmadığını ve ayrıca açıkça protokolde veya hükümde yer almadıkça sırf duruşmadaki muğlak 'paylaşacak malımız yoktur' beyanıyla tasfiyeden feragat edilmiş sayılamayacağını vurgulayarak direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 29]. |
| İnançlı İşlem ve Ödünç Verme İddiasında Banka Dekontları ile WhatsApp Görüşme Kayıtlarının Delil Başlangıcı Sayılması ve Tanık Dinlenmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 77 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin oğlunun düğün masrafları için evini davalıya inançlı işlemle satış gösterip kredi kullandırttığını, kredi taksitlerini düzenli ödemesine rağmen taşınmazın banka tarafından icra yoluyla başkasına satıldığını, banka dekontları ve WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı olduğunu belirterek uğradığı zararın, borç verilen tutarların ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar vekili; taşınmazın gerçek bir satışla satın alındığını, davacının annesinin evde kiracı olarak oturduğunu, davacının ödemeleri kira bedeli olarak yaptığını, borç ve inançlı işlem iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi; inançlı işlemin ve borç ilişkisinin somut, kesin ve yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. İstinaf Kararı: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi; WhatsApp kayıtları delil başlangıcı niteliğinde olsa da davalının savunmasının gerekçeli inkar olduğu ve ödemelerin kredi borcuna yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; davacı tarafından sunulan konut kredisi açıklamalı banka dekontları ile taraflar arasındaki borç ve tapu devri içerikli WhatsApp yazışmalarının HMK m. 199 ve 202 uyarınca delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, delil başlangıcının bulunması halinde inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını davacı yararına BOZMUŞTUR. |
| İcra Takibinde Resmi Sicile Kayıtlı İş Makinesi Haczi ve İstihkak Davasının Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 55 |
Oku
Davacı/Alacaklı Talebi: Alacaklı, İİK'nın 99. maddesi uyarınca borçlu şirket ile davalı 3. kişi arasında organik bağ bulunduğunu ve ticari faaliyetlerin 3. kişi üzerinden yürütüldüğünü ileri sürerek istihkak iddiasının reddini ve davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı/3. Kişi Cevabı: Davalı 3. kişi, haczedilen mahcuzun kendi adına kayıtlı ve zilyetliğinde olduğunu belirterek haksız davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi, borçlu ile 3. kişi arasında organik bağ bulunduğu ve devralan 3. kişinin TBK 202 uyarınca borçlardan sorumlu olacağı gerekçesiyle alacaklının davasının kabulüne karar vermiştir. İstinaf Kararı: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, davalı 3. kişi ve alacaklının istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; haczin 3. kişinin adresinde yapıldığını, mülkiyet karinesinin 3. kişi lehine olduğunu, haczedilen iş makinesinin resmi sicile kayıtlı bulunup borcun doğumundan çok önce (2013 yılında) 3. kişi adına tescil edildiğini ve borçludan devralınmadığını tespit etmiştir. Mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan alacaklının davasının reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını KALDIRMIŞ ve İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |