Manevi Tazminat Miktarı Değiştirilerek Verilen Direnme Kararının Usulden Bozulması

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 04.09.2026
11
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2026/86 Karar: 2026/121
Özet

Dava Türü: Karşılıklı Boşanma Davası

Davacı (Asıl Davacı) Talebi: Asıl davanın kabulü ile boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-Karşı Davacı Cevabı ve Talebi: Karşı davanın kabulü ile boşanmaya ve fer'ilerine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine ve kadın yararına 28.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi manevi tazminat miktarını 70.000 TL'ye yükseltmiştir.

Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi erkeğe yüklenen davranışların kadının kişilik haklarını zedelemediği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddi gerektiğinden kararı bozmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi ise direnme kararı vererek bu kez kadın yararına 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında manevi tazminat miktarı bakımından farklılık oluşturulduğunu, HMK 297 ve 294. maddelerine uygun şekilde ilk kararla aynı bir hüküm fıkrası kurulmadığını belirterek usulüne uygun bir direnme kararı bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararını USULDEN BOZMUŞTUR.

Tam Orijinal Karar Metni

Hukuk Genel Kurulu 2026/86 E. , 2026/121 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/1164 E., 2025/1686 K.
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.02.2025 tarihli ve 2024/3655 Esas, 2025/747 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kabul edilen yönler bakımından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı kadın yararına hükmedilen manevi tazminat yönünden direnilmiştir.

Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararının usulüne uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Bilindiği üzere, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin 3. bendinde ise "Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur" hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
3. Öte yandan, direnme kararları yapıları gereği, kanunun hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı Yargıtay dairesinin denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi, direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir.
4. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.12.2021 tarihli ve 2017/(6)8-1846 Esas, 2021/1669 Karar, 24.03.2022 tarihli ve 2021/12-861 Esas, 2022/385 Karar ile 17.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-62 Esas, 2022/637 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
5. Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "...kadın eş yararına 28.000 TL manevi tazminat ödenmesine..." karar verilmiş, karara karşı kadın eşin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilerek "...kadın eş yararına 70.000 TL manevi tazminat ödenmesine..." karar verilmiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece; erkeğe yüklenen kusurlu davranışların kadının kişilik haklarını zedeler nitelikte olmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükümde direnilerek "..kadın eş yararına 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine..." karar verilmiştir. Dolayısıyla bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında manevi tazminatın miktarı bakımından farklılık oluşturulmuştur.
6. Bu durumda Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte ortada usulüne uygun bir direnme kararının bulundundan söz etmek mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken, 6100 sayılı Kanun'un 294. maddelerine uygun şekilde direnmeye esas karardaki gibi bir hüküm fıkrası oluşturmak ve buna uygun gerekçe yazmaktır.
7. Hâl böyle olunca direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmelidir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik