Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Park Halindeki Araçta Usulsüz Arama ve Yasak Delil Niteliği Yargıtay Kararı | Yargıtay 7. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 18.10.2026 | 31 |
Oku
Konu: Hukuka aykırı araç araması sonucunda ele geçirilen kaçak sigaraların delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı. Olayın özeti: Polis ekipleri, cadde üzerinde park hâlinde bulunan ve içerisinde sanıkların olduğu araçtan şüphelenmiştir. Önleme araması kararına dayanılarak aracın bagajı aranmış ve 222 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir. Yerel mahkeme sanıkların mahkûmiyetine karar vermiş, ancak aracın müsaderesine hükmetmemiştir. Yargıtay'ın değerlendirmesi: Yargıtay şu hususlara dikkat çekmiştir: * Park hâlindeki araçta, somut olayın koşullarında önleme araması kararına dayanılarak arama yapılamaz. * Usulüne uygun adli arama kararı veya yetkili makamlarca verilmiş yazılı arama emri bulunmamaktadır. * Hukuka aykırı aramayla ele geçirilen sigaralar yasak delil niteliğindedir. * Sigaraların kaçak olması, hukuka aykırı delili hukuka uygun hâle getirmez. * Sanıkların sigaraları ticari amaçla aldıklarına ilişkin ikrarları da bulunmamaktadır. Yargıtay'ın kararı: Mahkûmiyet hükmü BOZULDU. Hukuka aykırı aramayla elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet kurulamayacağına karar verildi. Aracın müsadere edilmemesine ilişkin yerel mahkeme kararı ise ONANDI. Kararın hukuki önemi: Yargıtay, Anayasa m. 38 ile CMK m. 206, 217 ve 230 hükümlerine dayanarak hukuka aykırı delilin mahkûmiyete esas alınamayacağını vurgulamıştır. Uygulamada: Bir araçta suç unsuru ele geçirilmiş olması, aramanın hukuka aykırılığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aramanın dayanağı ve usulü ayrıca incelenmelidir. Önemli ayrıntı: Bu karar, park hâlindeki bütün araçların hiçbir şekilde aranamayacağı anlamına gelmez. Somut olayda önleme araması kararının yeterli görülmemesi ve usulüne uygun adli arama kararı veya yazılı emir bulunmaması belirleyicidir. Sonuç: Hukuka aykırı aramayla bulunan eşyanın kaçak olması dahi o delilin hükme esas alınmasını sağlamaz. Ancak bozma kararı doğrudan beraat kararı değildir; dosyanın yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
|
| Sanığa Tebligat Yapılmaması ve Eski Hale İade Talebi Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 18.10.2026 | 24 |
Oku
Konu: Avukatın temyiz süresini kaçırması, kararın sanığa tebliğ edilmemesi ve eski hâle getirme hakkı. Olayın özeti: Sanık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmiştir. * İstinaf mahkemesi mahkûmiyet kararını uygun bulmuştur. * Karar, sanığın avukatına 15.06.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. * Avukat, 08.07.2021 tarihinde temyiz başvurusu yapmış ancak yasal süreyi kaçırmıştır. * İstinaf mahkemesi, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunu reddetmiştir. * Sanık ise kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek eski hâle getirme ve temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay'ın değerlendirmesi Yargıtay iki önemli tespitte bulunmuştur: Birincisi: Müdafiin kusurlu davranışı nedeniyle kanun yolu süresinin kaçırılması hâlinde sanığın eski hâle getirme imkânı bulunmaktadır. İkincisi: Somut olayda istinaf kararı sanığa ayrıca tebliğ edilmemiştir. Sanığın kararın içeriğini öğrenme hakkı dikkate alınarak, öğrendikten sonra yaptığı temyiz başvurusu süresinde kabul edilmiştir. Ayrıca eski hâle getirme talebiyle birlikte yapılan temyiz başvurusunu değerlendirme yetkisinin Yargıtay'a ait olduğu belirtilmiştir. Yargıtay'ın kararı Temyiz başvurusu süresinde kabul edildi. Ancak Yargıtay, dosyanın esasını da inceleyerek mahkûmiyet hükmünü ONADI. Yani sanık temyiz incelemesi hakkını elde etmiş fakat mahkûmiyet kararı değişmemiştir. Kararın hukuki önemi Bu karar, özellikle avukatın kanun yolu başvuru süresini kaçırdığı ceza dosyalarında önemlidir. Temel ilke: Avukatın süresinde temyiz başvurusu yapmaması, sanığın her durumda kanun yolu hakkını kaybettiği anlamına gelmez. Somut olayda sanığa ayrıca tebligat yapılmamış olması ve eski hâle getirme imkânı belirleyici olmuştur. Dayanak: Tebligat Kanunu m. 11, eski hâle getirme hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, 2019/16-573 E., 2022/119 K. sayılı kararı. Uygulamada dikkat edilmesi gereken husus: Bu karar, avukatın süreyi kaçırdığı bütün dosyalarda otomatik olarak yeniden temyiz hakkı doğduğu anlamına gelmez. Kararın sanığa tebliğ edilip edilmediği, sanığın öğrenme tarihi ve eski hâle getirme koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Sonuç: Kararın sanığa tebliğ edilmemesi, müdafiin süreyi kaçırdığı bazı durumlarda sanığın temyiz hakkını kullanabilmesi açısından belirleyici olabilir. |
| Dere Islahı Yapmayan İdarenin Sel Felaketindeki Hizmet Kusuru | Danıştay 10. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 16.10.2026 | 37 |
Oku
Davanın Konusu: Davacı, 16 Temmuz 2011 tarihinde ... köyünde meydana gelen aşırı yağışlar ve dere taşması sonucunda 79 adet küçükbaş hayvanının telef olmasından, davalı idarenin (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) dere ıslah çalışmalarını yapmamak suretiyle hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek 47.400,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesi, Danıştay bozma kararına uyarak davanın reddine karar vermiş; davacı bu kararı temyiz etmiştir. Danıştay'ın Değerlendirmesi ve Gerekçesi: * Bölgede 2007 ve 2008 yıllarında da birçok kez sel felaketinin yaşandığı, kurum raporlarında derenin ıslah edilmesi gerektiğinin belirtildiği ve yöre halkının daha önce konuya dair başvurularının bulunduğu tespit edilmiştir. * Olay tarihine kadar derenin ıslahına ve taşkın koruma tesisinin yapılmasına yönelik herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle davalı idarenin %70 oranında hizmet kusuru bulunduğu ve zarar ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı olduğu kabul edilmiştir. * Öte yandan, daha önce de benzer felaketlerin yaşandığı bilinmesine rağmen hayvanları otlatan sürü sahibi veya çobanın yeterli özeni göstermemiş olması nedeniyle davacının da %30 oranında müterafik kusuru (kendi kusuru) bulunduğu belirtilmiştir. Karar Sonucu: İdare Mahkemesinin davanın reddine dair kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak davacının temyiz isteminin kabulüne ve kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.
|
| Sel Felaketinde Ruhsatsız Yapılaşma ve Altyapı Eksikliğinde İdarenin Hizmet Kusuru | Danıştay 8. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 16.10.2026 | 25 |
Oku
📌 Dava Konusu ve Süreç
⚖️ Danıştay'ın Hukuki Değerlendirmesi ve Kararı
|
| Anlaşmalı Boşanma Kararının Eda Hükmü İçermemesi ve Tavzih Yoluyla Düzeltilmesi | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 15.10.2026 | 38 |
Oku
Uyuşmazlığın KonusuUyuşmazlık, anlaşmalı boşanma kararında velayet, nafaka ve tazminat yönünden kullanılan tespit ifadelerinin, hükmün icra edilememesi üzerine tavzih yoluyla düzeltilip düzeltilemeyeceğine ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.06.2024 tarihli, 2023/7730 Esas ve 2024/4258 Karar sayılı kararında, somut olayda tavzih talebinin kısmen kabulünü hukuka uygun bulan istinaf kararını onamıştır. Olay ve İlk Boşanma KararıDavacı kadın, tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesi, tarafların boşanma ve mali sonuçları üzerinde anlaştığını belirterek Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına karar vermiştir. Tarafların 07.01.2021 tarihli protokolü, çocukla kişisel ilişki ve dava ile şikâyetlerden feragat konuları dışında onaylanmıştır. Boşanma kararı, kanun yoluna başvurulmaması üzerine 09.03.2021 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkeme, ortak çocukların velayetinin anneye verilmesini; her çocuk için aylık 1.000 TL, toplam 2.000 TL iştirak nafakası ve kadın için aylık 12.000 TL yoksulluk nafakası ödenmesini tespit ifadeleriyle hükme bağlamıştır. Ayrıca kadının bireysel emeklilik sigortası için 10 yıl boyunca aylık 1.000 TL ödenmesi, bir şirket adına kayıtlı aracın kadına devri, 30.12.2021 tarihinde 10.000 dolar ve 30.12.2022 tarihinde 15.000 dolar tazminat ödenmesi ile çocuklar için yapılan 60.000 TL masrafın karşılanması yönünden de tespit ifadeleri kullanılmıştır. İcra Takibinin İptali ve Tavzih TalebiKadın tarafından boşanma kararına dayanılarak başlatılan icra takibi, mahkeme kararının eda hükmü içermediği ve bu nedenle ilamlı icraya konu edilemeyeceği gerekçesiyle İstanbul Anadolu 25. İcra Hukuk Mahkemesince iptal edilmiştir. Bunun üzerine kadın vekili, 01.06.2022 tarihinde tavzih talebinde bulunmuştur. Talepte, protokolde kararlaştırılan yükümlülüklerin gerekçeli karara maddi hata sonucu tespit hükmü biçiminde geçirildiği ve bu nedenle kararın icra edilemediği ileri sürülmüştür. İlk Derece Mahkemesinin Tavzih KararıAile mahkemesi, 03.11.2022 tarihli ek kararıyla tavzih talebini kısmen kabul etmiştir. Mahkemeye göre anlaşmalı boşanmanın sonuçlarına ilişkin düzenlemelerin açık, anlaşılır ve infaza elverişli biçimde hüküm fıkrasına geçirilmesi gerekirken tespit ifadelerinin kullanılması, somut olayda infazda tereddüt yaratmıştır. İcra takibinin iptal edilmiş olması ve hükmün icrasının tamamlanmaması da değerlendirilerek tavzih koşullarının bulunduğu kabul edilmiştir.
Buna karşılık bireysel emeklilik sigortası ödemesi, araç devri ve çocuklar için yapılan 60.000 TL masrafa ilişkin 8, 9 ve 11 numaralı hüküm bentlerinin tavzihi talepleri reddedilmiştir. Dolayısıyla protokoldeki bütün yükümlülükler yönünden tavzih yapılmamıştır. Davalının İtirazlarıDavalı erkek, kesinleşmiş hükmün tavzih yoluyla kendi aleyhine değiştirildiğini ve genişletildiğini savunmuştur. Tespit hükmünün açık olduğunu, ilamlı icraya elverişli olmamasının tavzih sebebi sayılamayacağını, davacının ilamsız takip yapabileceğini veya ayrı bir eda davası açabileceğini ileri sürmüştür. Ayrıca bu hususun ancak kanun yolu incelemesinde düzeltilebileceğini, kararın ise istinaf edilmeksizin kesinleştiğini belirtmiştir. Süreye ilişkin itirazların yanında, davacının aynı konuda başka bir aile mahkemesinde dava açmış olmasını da tavzih kararına karşı gerekçe göstermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin Değerlendirmesiİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, HMK'nın 305/1. maddesi uyarınca hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt doğurması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi hâlinde, icrası tamamlanıncaya kadar tavzih istenebileceğini belirtmiştir. Somut olayda icranın tamamlanmadığını ve hükümdeki tespit ifadesi dışındaki içeriğin eda hükmü niteliğinde olduğunu değerlendirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesine göre hâkim tarafından hataen kullanılan tespit ifadesi, esasen eda niteliğindeki hükmün infazını engellemiştir. Yapılan düzeltme tarafların kesinleşen serbest iradelerine aykırı bir sonuç doğurmamaktadır. Tavzihin usule ilişkin işlemlerinin de yerine getirildiği belirtilerek usul ekonomisi, adil yargılanma ve yargılamanın makul sürede tamamlanması ilkeleri çerçevesinde davalının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtayın Değerlendirmesi ve SonuçDavalı erkek, istinaf aşamasındaki itirazlarını tekrarlayarak kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı tavzih için gerekli yasal koşulların oluşup oluşmadığı yönünden incelemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararını; tarafların iddia ve savunmaları, belgeler, uygulanacak hukuk kuralları, hukuki nitelendirme, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda açıklanan gerekçeler bakımından usul ve kanuna uygun bulmuştur. Temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğine karar vererek Bölge Adliye Mahkemesi kararını HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle onamıştır. Kararın Uygulamadaki ÖnemiKarar, anlaşmalı boşanma hükmünde hataen kullanılan tespit ifadesinin infazı engellediği bir olayda, belirli hüküm bentlerinin tavzihle düzeltilmesinin hukuka uygun bulunduğunu göstermektedir. Değerlendirmede özellikle hükmün tespit ifadesi dışındaki içeriğinin eda niteliği taşıması, düzeltmenin tarafların kesinleşmiş iradelerine aykırı sonuç doğurmaması ve icranın tamamlanmamış olması etkili olmuştur. Bununla birlikte karar, her tespit hükmünün tavzih yoluyla eda hükmüne dönüştürülebileceği şeklinde genellenmemelidir. Somut dosyada yalnızca velayet, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve belirtilen maddi tazminat bentleri düzeltilmiş; bireysel emeklilik ödemesi, araç devri ve 60.000 TL masrafa ilişkin tavzih talepleri reddedilmiştir. Yargıtay incelemesi, davalı erkeğin aleyhine yapılan düzeltmelere yönelik temyiz başvurusu üzerine gerçekleştirilmiştir. |
| Mazeret Dilekçesi Hakkında Karar Verilmeksizin Yargılamaya Devam Edilmesi Savunma Hakkını Kısıtlar | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 15.10.2026 | 30 |
Oku
|
| Boşanma Davasında Hakaret ve Küçümser Sözler Manevi Tazminat Sebebidir | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 14.10.2026 | 31 |
Oku
⚖️ Yargıtay'ın Değerlendirmesi ve Kararı
|
| İş Kazası Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Hesabı Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 29 |
Oku
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince bozmaya uyularak davanın kabulüne hükmedilmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kararın bozmaya uygun olduğunu, usuli kazanılmış hakların ihlal edilmediğini belirterek taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir. |
| Kira Sözleşmesinin Kısmı Bölünmeyle Devri ve Temerrüt Nedeniyle Tahliye Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 32 |
Oku
Adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız icra takibinde, alacaklının itirazın kaldırılması ve tahliye istemiyle açtığı davada İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin ispatlanamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise istinaf kabul edilerek tahliyeye hükmedilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince kısmi bölünme sonucunda kiracılık hakkının devralan şirkete kendiliğinden geçeceğini, bu durumda devralan şirket tarafından yapılan ödemenin geçerli olduğunu belirtmiş ve kararı bozmuştur. |
| Mal Rejimi Tasfiyesi Davalarında Yetki İtirazı ve Kesin Olmayan Yetki Kuralları Yargıtay Kararı | Yargıtay 5. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 26 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesi istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 4. Aile Mahkemesince derdest boşanma davası gerekçesiyle yetkisizlik verilmiş, Sakarya 4. Aile Mahkemesince ise süresinde yetki itirazında bulunulmadığı gerekçesiyle karşı yetkisizlik kararı verilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, yetkinin kesin olmadığı hallerde yetki itirazının cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmemesi durumunda davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceğini belirtmiş ve davanın ilk açıldığı İstanbul Anadolu 4. Aile Mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. |