Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Manevi Tazminatın Reddedilen Kısmı Üzerinden Davalı Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Düzeltilerek Onama Kararı | Yargıtay 17. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 17 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek iş göremezlik nedeniyle 5.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, maddi tazminat talebini 35.618 TL'ye yükseltmiştir. Cevap: Davalılar vekilleri, kazada asıl kusurun davacıda olduğunu, ödeme yapıldığını ve tazminat taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Kararı: Mahkemece, davalı sürücünün %100 kusurlu kabul edilmesiyle 35.618 TL maddi tazminatın kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, manevi tazminatın kısmen reddedilmesi nedeniyle reddedilen 10.000 TL üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesini hatalı bulmuştur. Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasına reddedilen manevi tazminat üzerinden davalılar lehine 1.200 TL nispi vekalet ücreti eklenmesi suretiyle kararı düzelterek onamıştır. |
| Trafik Kazasından Kaynaklanan Manevi Tazminat Miktarının Yetersiz Olması Nedeniyle Bozma Kararı Verilmesi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 17. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 14 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın müvekkillerinin desteği ile davacı bir diğer kardeşe çarpması sonucu bir kişinin vefat ettiğini, diğerinin yaralandığını belirterek anne, baba ve kardeşler için maddi ve manevi tazminat talep etmiş; ıslah ile maddi tazminat miktarlarını artırmıştır. Cevap: Davalılar davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi, Dairenin bozma ilamına uyarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermiş, baba ve anne için 15.000,00'er TL, kardeşler için 9.000,00 TL ve 7.000,00'er TL manevi tazminata hükmetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, davalı şirketin tüm temyiz itirazlarını reddetmiştir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; davalı sürücünün %100 tam kusurlu olması, desteğin 25 yaşında vefat etmesi, diğer kardeşin yaralanmış olması, olayın meydana geliş şekli ve paranın alım gücü gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu belirterek hükmün davacılar yararına bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Araç Kayıt Malikinin İşleten Sıfatı ve Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Sorumluluğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 19 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar vekili, murislerinin otobüs durağında beklerken araç sürücüsü, servis hizmeti alan şirket ve araç kayıt malikinin sorumluluğundaki aracın çarpması sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Cevap: Davalılardan araç kayıt maliki S.Ö., aracın fiili kullanımının ve işleten sıfatının diğer davalı şirkette olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kazaya karışan aracın fiili işleteninin davalı şirket olduğu ve kayıt malikinin işleten sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle kayıt maliki S.Ö. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir. Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2918 sayılı Kanun uyarınca tescilli araçların satışının noterde yapılmasının esas olduğunu ve araç malikinin işleten olmadığı hususunun geçerli kanıtlarla ispatlanamadığını belirterek kararı bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi önceki gerekçelerle direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, trafik tescil kaydının işleten sıfatı açısından güçlü bir karine teşkil ettiğini; mahkemece araç malikinin aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi sözleşmelerle devredip devretmediği ya da üçüncü kişinin aracı kendi hesabına işletip işletmediği hususunda yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. |
| Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükmünün Onanması Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 14. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 17 |
Oku
Dava ve Suçlama: Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir. İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, sanık müdafisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 14. Ceza Dairesi; 5271 sayılı CMK'nın 288, 289 ve 294. maddeleri çerçevesinde yapılan incelemede istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddiyle mahkumiyet hükmünün oy çokluğuyla onanmasına karar vermiştir. |
| Köy Muhtarının Muhatap Adına Teslim Aldığı Tebligatı Verme Yükümlülüğü Bulunmadığından Tebligat Kanunu'na Muhalefet Suçundan Beraati Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 7. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 18 |
Oku
Dava ve Şikayet: Katılan, hakkında başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin köy muhtarı olan sanığa tebliğ edildiğini, ancak sanığın tebligatı kendisine vermeyerek borca itiraz süresini kaçırmasına neden olduğunu belirterek şikayetçi olmuştur. Davada sanık hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na muhalefet suçundan kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık muhtar, tebligatları ilgililerine ulaştırmaya çalıştığını, katılanı gördüğünde tebligatı teslim ettiğini, suç kastı olmadığını belirterek beraatini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece, sanığın Tebligat Kanunu'na muhalefet suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 7. Ceza Dairesi; 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca köy muhtarının muhatap adına kendisine tebligat yapılacak kişilerden olmadığını, teslim edilen evrakı sadece muhafaza etmekle mükellef olup ilgilisine ulaştırma yükümlülüğünün bulunmadığını vurgulamıştır. Unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bularak İlk Derece Mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozmuştur. |
| Münhasıran Zina Sebebine Dayanarak Açılan Boşanma Davasında Hakim Taleple Bağlı Olduğundan Genel Boşanma Sebebiyle Boşanma Kararı Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 21 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı erkek, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen zina (özel boşanma) hukuki sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. Cevap: Davalı tarafın cevabi beyanları kararda yer almamaktadır. İlk Derece Kararı: Yerel mahkemece, zina hukuki sebebine dayalı olarak açılan davada, genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) gerekçesiyle boşanmaya karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; davacının genel boşanma sebebine dayalı bir davası ve usulüne uygun ıslahı bulunmadığını, HMK m. 26/1 gereğince hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu ve talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini belirtmiştir. Mahkemece delillerin zina sebebi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken genel boşanma sebebine dayalı karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bularak hükmü bozmuştur. |
| Hatalı Enjeksiyondan Kaynaklanan Tazminat Davasında Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 25 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar, müşterek çocuklarının davalı sağlık kuruluşunda diğer davalı doktor tarafından uygulanan tedavisi ve enjeksiyon sonrasında sağ bacağında sinir hasarına bağlı hareket zorluğu ve uyuşukluk meydana geldiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Cevap: Davalı doktor, hastayı muayene edip reçetesini yazdığını, enjeksiyonu kendisinin yapmadığını, hastanın iğneyi acilde yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Mahkemece, savcılık soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; Adli Tıp Kurumu raporunda tablonun enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun belirtilmesine karşın Yüksek Sağlık Şurası kararında durumun viral parilitik hastalığa bağlı olduğu ve enjeksiyon nöropatisi olmadığının bildirildiğini, her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu tespit etmiştir. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 08.09.2026 | 53 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı erkek, anlaşmalı boşanma protokolü uyarınca kadının ABD'deki taşınmaz hissesinin naklini gerçekleştirmemesi sebebiyle protokoldeki şart gereği nafaka ödeme yükümlülüğünün sona ermesini talep etmiştir.[cite: 9] Cevap: Davalı kadın, taşınmazın devri için noterde feragat beyanında bulunduğunu, taşınmazın malikinin el değiştirmesinin kendisinden kaynaklanmadığını savunmuştur.[cite: 9] İlk Derece / İstinaf Kararı: Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesince tescilin iptali ve nafaka edimlerine ilişkin hüküm kurulmuş, karara karşı taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.[cite: 9] Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kadının devir için gerekli beyanda bulunduğu, taşınmazın mülkiyet durumunun değişmesinin kadından kaynaklanmadığı gerekçesiyle erkeğin nafakanın kaldırılmasına ilişkin temyizini reddetmiştir.[cite: 9] Kararın devamında, anlaşmalı boşanma protokolünün kesinleşmesiyle edimlerin boşanma hükmünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini, protokoldeki edimlerin yerine getirilememesinin protokolün geçersizliği veya edimlerin iptali hakkını vermeyeceğini, borcun ifa edilmemesinin özel hukuk sözleşmesi gibi yorumlanarak protokolün iptaline gerekçe yapılamayacağını vurgulayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.[cite: 9] |
| Feragat Edilen Anlaşmalı Boşanma Davasından Önceki Vakıaların Yeni Açılan Çekişmeli Boşanma Davasında Kusur Belirlemesinde Dikkate Alınması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 08.09.2026 | 24 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-davalı kadın ve davalı-davacı erkek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı boşanma davası açmış; kadının tazminat ve nafaka, erkeğin ise boşanma ve tazminat talepleri bulunmaktadır.[cite: 8] Cevap: Taraflar karşılıklı açtıkları davalarda diğer tarafın kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini ve kendi taleplerinin kabulünü istemişlerdir.[cite: 8] İlk Derece Kararı: Yerel mahkemece erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle iki davanın kabulü ile boşanmaya ve kadın yararına tazminat ile nafakalara karar verilmiştir.[cite: 8] İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, kadının daha önce açıp feragat ettiği anlaşmalı boşanma davasından sonra erkekten kaynaklı yeni bir olay gerçekleşmediğini, feragat nedeniyle geçmiş olayların affedildiğini kabul ederek kadını tam kusurlu saymış; kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini reddederek erkek yararına 7.500 TL maddi tazminata hükmetmiştir.[cite: 8] Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, münhasıran TMK m. 166/3'e dayalı anlaşmalı boşanma davasından feragat etmenin önceki olayları affetme anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaların da yeni açılan davada kusur belirlemesinde dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.[cite: 8] |
| Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşinceye Kadar Tarafın Anlaşma İradesinden Dönebileceği ve Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 08.09.2026 | 23 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, eşiyle aralarında karakter farklılığı sebebiyle anlaşamadıklarını belirterek dava dilekçesine ekli protokol doğrultusunda TMK m. 166/3 uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.[cite: 7] Cevap: Davalı erkek, duruşmada boşanmayı ve davacının taleplerini kabul ettiğini beyan etmiştir.[cite: 7] İlk Derece Kararı: Mahkemece, tarafların boşanma ve mali sonuçları konusunda uzlaştığı ve protokolün hukuka uygun olduğu gerekçesiyle TMK m. 166/3 uyarınca boşanmaya, nafaka, velayet, eğitim, sigorta masrafları ve mal rejimine ilişkin düzenlemelerin tespitine karar verilmiştir.[cite: 7] İstinaf / Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karar kesinleşinceye kadar tarafın anlaşmalı boşanma iradesinden dönmesini engelleyen yasal bir hüküm bulunmadığını, davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.[cite: 7] İlk Derece Mahkemesi, davayı kabul beyanının kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.[cite: 7] Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma davalarında davayı kabulün HMK m. 308 anlamındaki kabulden farklı olduğunu, hüküm kesinleşinceye kadar tarafın anlaşma iradesinden dönebileceğini ve bu durumda davanın TMK m. 166/1-2 uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak direnme kararını bozmuştur.[cite: 7] |