Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Yeraltı Maden İşyerlerinde Meslek Hastalığı Nedeniyle Açılan Rücuan Tazminat Davasında Kusur Tespiti Ve 32 Yıl Formülünün Uygulanmasına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu, yeraltı maden işyerinde çalışması neticesinde meslek hastalığına tutulan ve sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan kurum zararının, 506 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işverenden rücuan tahsilini talep etmiştir. Uyuşmazlık, yeraltı maden işçisinde gelişen meslek hastalığı sebebiyle işverenin kusur durumunun ve kaçınılmaz maluliyet oranının tespitinde esas alınacak hesaplama metoduna (32 yıl formülü) ilişkindir. Davacı (SGK) Talebi: Davacı Kurum, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan bağlanan gelirlerden oluşan kurum zararının rücuan davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı işveren vekili, sigortalının emekli olduğu tarihteki maluliyet oranının kaçınılmaz maluliyet oranından düşük olduğunu, dolayısıyla işverene atfedilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş ve kararı temyiz etmiştir. İlk Derece ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesi (İş Mahkemesi), 32 yıl formülüne uygun düşmeyen bilirkişi raporlarını esas alarak davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 10. Hukuk Dairesi; yeraltı maden işyerlerindeki çalışmalarda kaçınılmaz maluliyet oranının öteden beri uygulanan 32 yıl formülü esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, 22 yaşında yeraltı madeninde çalışmaya başlayan ve 22 yıl çalıştıktan sonra emekli olan sigortalının 32 yıl formülüne göre belirlenen kaçınılmaz maluliyet oranının, emekli olduğu tarihteki maluliyet oranından (%6,85) daha yüksek olduğunu, bu durumda işverene yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunda Gerekçeli Kararın Duruşmaya Katılmayan Zabıt Katibi Tarafından İmzalanmasının Usule Aykırılıgı | Yargıtay 10. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 22 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Sanık hakkında kargo aracılığıyla nakledilen eroin maddesini teslim alması nedeniyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan açılan kamu davasında, eylemin sübut bulup bulmadığı ve yargılama usul kurallarına uyulup uyulmadığı uyuşmazlık konusudur. Davacı (İddia/Cumhuriyet Savcılığı) Talebi: O yer Cumhuriyet savcısı, sanığın beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunarak sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Davalı (Sanık/Müdafi) Cevabı: Sanık müdafii, uyuşturucu madde ile sanık arasında illiyet bağı kurulamadığını, kargo içeriğinden habersiz olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, suçun unsurlarının oluşmadığını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini savunarak temyiz başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece, İstinaf ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesi (... 4. Ağır Ceza Mahkemesi), sanığın maddelerle illiyetinin kesin olarak belirlenemediği gerekçesiyle beraatine karar vermiştir. İstinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi (... BAM 5. Ceza Dairesi), Cumhuriyet savcısının başvurusunu kabul ederek beraat kararını kaldırmış ve sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna teşebbüsten 8 yıl 9 ay hapis ile 10.000 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir. Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 10. Ceza Dairesi; kısa kararın açıklandığı son celseye katılan zabıt katibi yerine, sebepler açıklanıp belgelenmeden gerekçeli kararın farklı bir zabıt katibi tarafından imzalanmasının 5271 sayılı CMK'nın 219 ve 220. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle diğer yönleri incelemeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA karar vermiştir. |
| Danıştay Kararı: Ceza Yargılaması Süreci Devam Ederken Aynı Fiile Dayalı Meslekten Çıkarma Disiplin Cezasında Ceza Mahkemesi Sonucunun Beklenmesi Gerekir | Danıştay 2. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 22 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı polis memuru, yürütülen disiplin soruşturması neticesinde "sahtecilik" fiilini işlediği iddiasıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca verilen "meslekten çıkarma" cezasının iptalini ve mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Davacı Talebi: Davacı, lehe olan 7068 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, suçlamaların somut delillere dayanmadığını, eşitlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiğini ve aynı eylemler nedeniyle yargılandığı ceza davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini belirterek işlemin iptalini istemiştir. Davalı Cevabı: Davalı idare, yürütülen disiplin soruşturması ve ceza yargılamasındaki tespitler doğrultusunda tesis edilen meslekten çıkarma işleminin usul ve mevzuata uygun olduğunu savunarak temyiz isteminin reddini talep etmiştir. İlk Derece, İstinaf ve Danıştay Süreci: İlk Derece Mahkemesince, disiplin cezasına dayanak alınan tüzük maddesindeki fiilin 7068 sayılı Kanun'da meslekten çıkarma cezasını gerektiren haller arasında sayılmadığı ve lehe olan kural ilkesi gereği dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge İdare Mahkemesi, ceza mahkemesinde verilen mahkûmiyet kararını esas alarak fiilin sübuta erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesini yapan Danıştay 2. Dairesi ise, ceza mahkemesi kararının istinaf incelemesinde bozulduğunu ve yargılamanın henüz kesinleşmediğini tespit etmiştir. Disiplin cezasına konu fiil ile ceza yargılamasındaki suç nitelendirmesinin birebir örtüşmesi sebebiyle, ceza yargılaması sonucunda verilecek kararın kesinleşmesi beklenerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasında Davalı Eşin Hissedarı Olduğu Şirket Adına Kayıtlı Mal Varlığı Üzerine İhtiyati Tedbir Konulamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 14 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Başvurucu şirket vekili, müvekkili şirketin taraf olmadığı ve %3 hissedarı olan şahıs ile eşi arasında Mersin 6. Aile Mahkemesinde devam eden mal rejiminin tasfiyesi davasında, şirkete ait 95 adet taşınmaz ve 50 adet araca ihtiyati tedbir konulduğunu belirtmiştir. Tedbirlerin kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin reddedilmesi ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi ile diğer Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasında uyuşmazlık bulunması nedeniyle uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir. Davacı (Başvurucu) Talebi: Başvurucu şirket vekili, müvekkili şirketin davada üçüncü kişi konumunda olduğunu ve taraf olmadığını, şirket mallarına tedbir konulamayacağını, konulan tedbirlerin ticari faaliyetleri olumsuz etkilediğini ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu belirterek 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesini talep etmiştir. Davalı (Aleyhine Tedbir İstenen/Diğer Taraf) Cevabı: Adana Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu değerlendirmesinde; davalının hissedarı olduğu şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu ve davada taraf olmayan şirket adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğunu bildirmiştir. İlk Derece, İstinaf ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesince (Mersin 6. Aile Mahkemesi) şirket adına kayıtlı 27 araç üzerindeki tedbir kaldırılmış, diğer araç ve taşınmazlar yönünden tedbirin devamına karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tedbirin devamı yönündeki ara kararı usul ve yasaya uygun bulmuştur. Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki farklı kararlar üzerine Adana BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu uyuşmazlığın giderilmesi için dosyayı Yargıtay'a göndermiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; mal rejiminin tasfiyesinde tasfiye konusunun davalı eşin şirket hissesi ile hisseye bağlı mal varlıksal haklar olduğunu, eşe tanınan hakkın şahsi alacak hakkı olup davanın tarafı olmayan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan şirket adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağına karar vererek Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı bu doğrultuda GİDERMİŞTİR. |
| Nafaka Hükümlerine Uymamak Suçunda İcra Emrinin Borçlu Vekiline Tebliğ Edilmeden Önce Yapılan Şikayet Üzerine Tazyik Hapsi Verilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 26 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Müşteki/alacaklı tarafın, borçlu sanık hakkında ara karar ile hükmedilen tedbir nafakasını ödemediği gerekçesiyle nafaka hükümlerine uymamak suçundan tazyik hapsi ile cezalandırılması talepli şikayetidir[span_0](start_span)[span_0](end_span). Uyuşmazlık, icra emrinin borçlu vekiline tebliğ edilmesinden önceki bir tarihte yapılan şikayet üzerine sanık hakkında tazyik hapsine hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır[span_1](start_span)[span_1](end_span). Davacı (Müşteki) Talebi: Müşteki/alacaklı vekili, borçlu sanık aleyhine ara kararla hükmedilen tedbir nafakası alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde, sanığın 2023 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin nafaka borcunu ödemediğini belirterek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca tazyik hapsi ile cezalandırılmasını talep etmiştir[span_2](start_span)[span_2](end_span). Davalı (Sanık) Cevabı: Davalı/borçlu sanık veya vekili sürece ilişkin itirazında icra takibinde vekil olduğu halde icra emrinin borçlu asile çıkarıldığını, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğunu ve tebligat usulsüzlükleri nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığını savunmuştur[span_3](start_span)[span_3](end_span). İlk Derece, Merci ve Temyiz (Kanun Yararına Bozma) Süreci: İlk Derece Mahkemesi (Mudanya İcra Ceza Mahkemesi), sanığın nafaka yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar vermiştir[span_4](start_span)[span_4](end_span). Sanık tarafının itirazı üzerine merci (Mudanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi) itirazın reddine karar vermiştir[span_5](start_span)[span_5](end_span). Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi üzerine dosya Yargıtay'a gelmiştir[span_6](start_span)[span_6](end_span). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi; borçlu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiği halde icra emrinin borçlu vekiline tebliğ edilmeden (25.07.2023) önce şikayette bulunulduğunu (28.04.2023), vekile tebliğ yapılmadan ceza sorumluluğunun doğmayacağını ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek merci kararını BOZMUŞ[span_7](start_span)[span_7](end_span), sanık hakkındaki tazyik hapsinin kaldırılmasına ve sanığın BERAATİNE karar vermiştir[span_8](start_span)[span_8](end_span). |
| Belediye Şirketi Çalışanlarında Toplu İş Sözleşmesi Kaynaklı Akdi İlave Tediye Ve Ücret Farkı Alacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 33 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı işçi ile davalı şirket arasındaki ilave tediye ve ücret farkı alacaklarına ilişkin yargılamadır. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette otobüs şoförü olarak çalıştığını, üyesi olduğu sendika ile davalı işveren arasında Yüksek Hakem Kurulu kararı ile bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanmadığını, ilave tediye ödemeleri ile ücret zammı ve sosyal yardımların eksik ödendiğini ileri sürerek ilave tediye ve ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir anonim şirket olduğunu, belediye şirketlerinin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, kamu kurumu niteliği taşımamaları nedeniyle ilave tediye ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını, TİS hükümlerine uygun ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince; toplu iş sözleşmesinde 6772 sayılı Kanun'a atıf yapılarak akdi ilave tediye alacağı düzenlendiği ve bu hükmün işçi lehine olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davalı şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve davacının ilave tediye hakkı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış, ilave tediye talebinin reddine, ücret farkı alacağının ise kabulüne karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; belediye şirketleri 6772 sayılı Kanun kapsamında olmasa dahi toplu iş sözleşmesi ile akdi ilave tediye (ikramiye) kararlaştırılabileceğini, TİS'teki atfın hesabın usulüne ilişkin olduğunu belirtmiştir. Yargıtay, akdi ilave tediye alacağının kabulü gerekirken reddedilmesini hatalı bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediye İştiraklerinde Toplu İş Sözleşmesi İle Kararlaştırılan Akdi İlave Tediye Ve İkramiye Alacaklarına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 17 |
Oku
Taraflar ve Dava Konusu: Davacı işçi ile davalı şirket arasındaki alacak (ilave tediye ve ücret farkı) davasıdır. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette otobüs şoförü olarak çalıştığını, üyesi olduğu sendika ile davalı şirket arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinde ilave tediye ödenmesine ilişkin hükümler yer almasına rağmen bu ödemelerin yapılmadığını ve ücretlerinin eksik hesaplandığını belirterek ilave tediye ve fark ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı şirket vekili, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir anonim şirket olduğunu, belediye şirketlerinin 6772 sayılı Kanun kapsamında yer almadığını, bu nedenle ilave tediye ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını, toplu iş sözleşmesi hükümlerinin ise uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince, toplu iş sözleşmesinde 6772 sayılı Kanun'a atıf yapılarak akdi ilave tediye düzenlendiği ve bunun işçi lehine olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davalı şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve ilave tediye hakkı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış, ilave tediye talebinin reddine ve ücret farkı alacağının kabulüne karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, belediye iştiraki şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında olmasa dahi toplu iş sözleşmesi ile akdi ilave tediye (ikramiye) kararlaştırılabileceğini, Kanun'a yapılan atfın ödeme ve hesaplama usulüne ilişkin olduğunu vurgulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin reddetme gerekçesini hatalı bulan Yargıtay, kararın BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediye İştiraki Şirketlerin 6772 Sayılı Kanun Kapsamında Bulunmadığı Ve Şirket Çalışanlarının İlave Tediye Alacağına Hak Kazanamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 17 |
Oku
Taraflar ve Dava Konusu: Davacı işçi ile davalı şirket arasındaki alacak (ilave tediye) davasıdır. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette çalıştığını, davalı şirketin kamu iştiraklerinden olduğunu ancak çalışma süresi boyunca ilave tediye ödemesi yapılmadığını belirterek, 6772 sayılı Kanun uyarınca hak kazandığı ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı şirket vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, belediyenin bağlı kuruluşu veya kamu tüzel kişiliği olmadığını, bu nedenle 6772 sayılı Kanun kapsamında ilave tediye ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu, belediyenin bağlı kuruluşu sayılamayacağı ve davacının ilave tediyeden yararlanma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kanun koyucunun 6772 sayılı Kanun'da belediye şirketlerine yer vermediğini ve şirketin bu kapsamda olmadığını belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek kararın ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediye İle Hizmet Alımı Yapılan Şirket Arasındaki İlişkinin Muvazaalı Olmadığı Ve Belediyenin Asli İşlerinin Alt İşverene Devredilebileceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 20 |
Oku
Taraflar ve Dava Konusu: Davacı işçi ile davalılar xxxx Belediyesi ve xxxx Sos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. arasındaki muvazaanın tespiti, başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılma ile fark ücret, ikramiye, ilave tediye ve diğer işçilik alacaklarının tahsili davasıdır. Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin belediye bünyesinde operatör olarak aralıksız çalıştığını, ancak diğer davalı şirket üzerinden gösterilerek haklarının kısıtlandığını, şirket ile belediye arasındaki ilişkinin işçi teminine yönelik muvazaalı bir ilişki olduğunu ileri sürerek muvazaanın tespiti ile başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılmasına ve emsal belediye işçileri ile arasındaki yevmiye farkı, fazla çalışma, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan koku primi, ağır işçilik primi, ikramiye, ilave tediye ve diğer fark alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı Belediye vekili; hizmet alımının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesi ve Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale usulüyle yapıldığını, aralarında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Şirket vekili de iddiaların asılsız olduğunu ve davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince; 5393 sayılı Kanun'un 15 ve 67. maddeleri gereğince belediyenin asli işlerinin ihale yoluyla alt işverene verilebileceği, alt işverene verilen işin asıl iş olması veya uzmanlık gerektirmemesinin belediyeler yönünden muvazaa kriteri olmaktan çıktığı, davacının alt işverenin taraf olduğu sendikaya üye olarak TİS haklarından yararlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve esasa uygun bularak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığını ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Aracın Cam Filminin Görüşü Engellediğine Dair Tespit Ve Rapor Bulunmaması Halinde Yazılan Trafik İdari Para Cezasının İptal Edilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 19. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Konusu: Kabahatli hakkında aracının camlarının filmli olması gerekçesiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 30/1-b maddesi uyarınca düzenlenen trafik idari para cezası tutanağına karşı yapılan başvurunun reddine ilişkin Sulh Ceza Hakimliği kararına karşı Adalet Bakanlığı tarafından talep edilen kanun yararına bozma istemidir. Başvuran/Muteriz Talebi: Kabahatli, adına düzenlenen trafik idari para cezasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini talep etmiştir. Davalı/İdare Cevabı: İdari yaptırım tutanağı düzenleyen Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği, aracın camlarının filmli olması sebebiyle mevzuat uyarınca idari para cezası uygulandığını belirtmiştir. İlk Derece ve Kanun Yararına Bozma Süreci: Sulh Ceza Hakimliği tarafından muterizin başvurusu reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı, araçtaki cam filmlerinin görüşü engellediğine dair idari yaptırım tutanağında herhangi bir tespit yapılmadığı, buna ilişkin bir teknik rapor aldırılmadığı ve fotoğraflardan da filmlerin görüşü engellemediğinin açıkça anlaşıldığı gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir. Temyiz/Yargıtay Gerekçesi ve Sonucu: Yargıtay 19. Ceza Dairesi, ihbarname içeriğini yerinde bularak Sulh Ceza Hakimliğinin ret kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve kabahatli hakkındaki trafik idari para cezasının KALDIRILMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |