Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| İhalenin Feshinde Hukuki Yarar ve Usulsüzlüklerin Değerlendirilmesi | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 7 |
Oku
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde taşınmazın ihalesinin feshi istemine ilişkindir. Borçlu; satış ilanının ve kıymet takdirinin usulsüz tebliğ edildiğini, satış ilanında eksiklikler bulunduğunu ve taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığını ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ihalenin feshi talebinde hukuki yararın bulunup bulunmadığını ve ileri sürülen fesih nedenlerinin değerlendirilmesini ele almıştır. Direnme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı incelenmiş ve dosyanın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. |
| Araç Hırsızlığı Esnasında veya Sonrasında Araca Verilen Zarardan Dolayı Ayrıca Mala Zarar Verme Suçundan Ceza Verilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 6. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 4 |
Oku
Dava; katılana ait aracın çalınması ve araçtaki parçaların sökülerek araca zarar verilmesi eyleminde, sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçunun yanında ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesince, sanıkların eylemleri nedeniyle TCK'nın 151/1 ve 62. maddeleri uyarınca mala zarar verme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. Mahkûmiyet kararının kesinleşmesinin ardından Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi yaptığı incelemede; hırsızlık suçunun konusunu çalınmak istenen aracın kendisinin oluşturduğu hallerde, malın çalınması esnasında veya sonrasında araca verilen zarardan ötürü ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağını belirtmiştir. Eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı gözetilmeden mala zarar verme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına bozulmasına ve unsurları oluşmayan mala zarar verme suçundan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Telefonda Banka Görevlisi Olarak Tanıtıp Elde Edilen Şifreyle Hesaptan Para Transferi Yapılmasının Bilişim Sistemi Kullanılmak Suretiyle Hırsızlık Suçunu Oluşturacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 3 |
Oku
Dava; kendisini banka görevlisi olarak tanıtan şahsın telefonda hileli sözlerle katılandan internet bankacılığı ve SMS şifrelerini elde etmesi sonrasında, katılanın bilgisi ve iradesi dışında hesabındaki paranın başka hesaba aktarılması eyleminin 'dolandırıcılık' mı yoksa 'bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık' mı suçunu oluşturacağına ilişkindir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, katılanın rızası fesada uğratılarak banka şifresinin alındığı, bu nedenle eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin onama kararına karşı itirazda bulunmuştur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi yaptığı değerlendirmede; katılanın hileli sözlere inanarak sadece bankacılık şifrelerini verdiğini, ancak kendi iradesiyle herhangi bir para transferi yapmadığını belirtmiştir. Hile ve aldatmanın yalnızca şifre ve bilgileri elde etmeye yönelik olduğu, para transferinin ise katılanın haberi ve bilgisi olmadan gerçekleştirildiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda katılanın hesabındaki eksilmenin yanıltılmış iradesinden değil, haksız elde edilen bilgilerle yapılan yeni işlemden kaynaklandığı tespitiyle eylemin TCK'nın 142/2-e maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar verilmiş ve Başsavcılığın itirazı reddedilerek dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir. |
| Kontak Anahtarı Üzerinde ve Kilitsiz Araç Çalma Eyleminin Basit Hırsızlık Suçunu Oluşturacağına ve Suç Vasfında Yanılgıya Düşülemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 5 |
Oku
Dava; kapıları kilitsiz ve kontak anahtarı üzerinde park hâlinde bulunan kamyonetin çalınması eyleminde uygulanacak suç vasfının (nitelikli hırsızlık - basit hırsızlık) belirlenmesine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, sanığın/suça sürüklenen çocuğun eylemi nedeniyle TCK'nın 142/1-e maddesi uyarınca nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesi sonrasında Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi yaptığı incelemede; kontak anahtarı üzerinde ve kilitsiz vaziyette park edilmiş olan aracın çalınması eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Mahkemece suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek TCK'nın 142/1-e maddesi uyarınca fazla ceza tayin edilmesini hukuka aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Hırsızlık Suçunda Şikayetten Vazgeçme Nedeniyle İstinaf İsteminin Reddi Kararının İtiraza Tabi Olduğu ve Temyiz İncelemesinde Hükmün Onanmasına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 2 |
Oku
Dava; hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine karşı katılan vekili tarafından yapılan temyiz başvurularının incelenmesine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, katılanın sanıklardan biri hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiği gerekçesiyle istinaf isteminin sıfat yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı yapılan itiraz ise itiraz merciince reddedilmiştir. Diğer sanık yönünden ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi yaptığı incelemede; şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen sıfat yönünden ret kararının itiraza tabi olduğunu ve itiraz merciince karara bağlandığını belirterek bu sanık yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar vermiştir. Diğer sanık yönünden ise katılan vekilinin alt sınırdan ceza verilmesi ve gece vakti düzenlemesinin uygulanmaması hususlarındaki temyiz nedenlerini yerinde görmeyerek, Bölge Adliye Mahkemesinin kararına yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Kesinleşmesinden Sonra Denetim Süresinde İşlenen Suç Nedeniyle Açıklanan Hükme Karşı İstinaf Değil İtiraz Kanun Yoluna Başvurulabileceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 2 |
Oku
Dava; nitelikli hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine açıklanan hükme karşı başvurulacak kanun yolunun belirlenmesine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince denetim süresinde suç işlenmesi nedeniyle önceki hüküm açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş; sanığın bu karara karşı yaptığı başvuru üzerine İtiraz Merciince, kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle 'karar verilmesine yer olmadığına' karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi yaptığı incelemede; 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesinde yapılan düzenleme uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanan veya yeni kurulan hükme karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceğini, itiraz merciinin bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak inceleme yapması gerektiğini vurgulamıştır. Açıklanan hükme karşı istinaf yolunun değil itiraz yolunun açık olduğu gözetilmeden verilen kararı hukuka aykırı bularak kanun yararına bozmuştur. |
| Askerlik Görevi Esnasında Birlik Misafirhanesinde Şofben Gazından Zehirlenerek Vefat Eden Personelin Vazife Malulü Sayılması Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 8 |
Oku
Dava; Jandarma Tabur Komutanlığında asteğmen olarak görev yapmakta iken birlik içindeki odasında şofbenden çıkan gaz nedeniyle zehirlenerek vefat eden personelin babasının, 5434 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca kendisine aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı sonrasında yapılan yargılamada; vefat eden personelin kaldığı misafirhanenin hizmetin devamlılığı için verilen emre dayandığı, istirahat halinde olunsa dahi vazife ile irtibatın kesilmediği, zehirlenmenin teknik arızadan kaynaklandığı ve personelin kusurunun bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Olayın yeri, zamanı ve mekanı itibariyle askerlik vazifesinden bağımsız düşünülemeyeceği, ölümün vazifenin neden ve tesiriyle gerçekleştiği gerekçesiyle red işlemi iptal edilmiştir. Danıştay 12. Dairesi temyiz incelemesinde; İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararı bozacak nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir. |
| Trafik Kazası Tazminatında Maluliyete Etki Etmeyen Yaralanma Nedeniyle Müterafik Kusur İndirimi Yapılamayacağı ve Bakiye Ömrün Kaza Tarihindeki Yaşa Göre Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 4 |
Oku
Dava, elektrikli bisiklet sürücüsü olan davacının karıştığı trafik kaza sonucu yaralanması nedeniyle davalı ZMSS şirketinden sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince tarafların itirazları reddedilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde iki temel hususu vurgulamıştır: |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Açıkça İsmen Sayılmayan Mal Rejimi Tasfiyesi ve Ziynet Eşyası Alacağından Feragat Edilmiş Sayılamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 02.10.2026 | 11 |
Oku
Dava, ziynet eşyalarının iadesi/tazmini ile evlilik birliği içinde edinilen araç, taşınmazlar ve şirket hissesinden kaynaklanan katılma alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı taraf, boşanma protokolündeki feragat beyanı nedeniyle davanın reddini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince protokol gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi yaptığı incelemede; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma protokolündeki 'maddi talepte bulunulmayacaktır' şeklindeki genel ifadelerin boşanmanın fer'ileri (tazminat, nafaka) için geçerli olduğunu, ancak mal rejiminin tasfiyesini ve ziynet eşyası alacaklarını kapsamadığını belirtmiştir. Kararda, anlaşmalı boşanma protokolünün mal rejimini ve ziynetleri kapsayabilmesi için bu unsurların duraksamaya yer vermeyecek şekilde tek tek ve ismen sayılmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay, eksik inceleme ile davanın reddini usul ve yasaya aykırı bularak hükmün bozulmasına karar vermiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Açıkça Belirtilmedikçe Müşterek Çocuğun Özel Anaokulu Giderlerinden Babanın Sorumlu Tutulamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 02.10.2026 | 9 |
Oku
Dava, anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan eğitim gideri hükmüne dayanılarak başlatılan icra takibi nedeniyle açılan menfi tespit davasına ilişkindir. Taraflar anlaşmalı olarak boşanmış, iştirak nafakasına ilaveten ortak çocuğun 'anaokulu, okul, eğitim' masraflarının baba tarafından karşılanması kararlaştırılmıştır. Annenin özel anaokulu masrafları için icra takibi başlatması üzerine baba menfi tespit davası açmıştır. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; anlaşmalı boşanma hükmünde veya protokolde, ortak çocuğun gönderileceği anaokulunun 'özel anaokulu' olduğuna dair açık bir düzenleme veya anlaşma bulunmadığını tespit etmiştir. Açıkça kararlaştırılmadıkça babanın özel anaokulu giderinden sorumlu tutulamayacağı gözetilerek davanın kabulü gerekirken reddedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve karar oy çokluğuyla bozulmuştur. |