Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Boşanılan Eşin Ailesine Duyulan Tepki Nedeniyledir Ki Velayeti Annede Olan Çocuğun İsminin Değiştirilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 27 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı anne tarafından boşandığı eşine karşı açılan velayeti altındaki müşterek çocuğun adının değiştirilmesi davasında, yerel mahkemece davanın kabulüne ve çocuğun adının değiştirilmesine karar verilmiş; hüküm davalı baba vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anne ve babanın evlilik birliği içerisinde birlikte koydukları veya nüfusa tescil ettirdikleri çocuğun adının, boşanmaya sebep olan olaylarda babanın ailesinin etkisi bulunması ve annenin bu sebeple ismi kullanmak istememesi gerekçesiyle TMK m. 27 kapsamındaki 'haklı neden' sayılarak değiştirilip değiştirilemeyeceği noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; ergin olmayan çocukların adının değiştirilmesi davalarında haklı neden kavramının, çocuğun zihinsel gelişimi ve sosyal statüsü korunarak ergin kişilere kıyasla daha dar ve istisnai yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır. Boşanmaya sebep olan olaylarda babanın ailesinin etkisinin bulunması veya davacı annenin bu isme tepki duymasının çocuk adına haklı neden oluşturmayacağı, tarafların kendi çevrelerinde farklı isimler kullanmasının tek başına üstünlük sağlamayacağı belirtilmiştir. Yerel mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur. |
| Henüz Bir Aylık Bile Olmayan Bebeğin İsminin Tanındığı Şekliyle Düzeltilmesine İlişkin Haklı Sebebin Varlığı Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 31 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacılar anne ve baba tarafından çocukları adına açılan adın değiştirilmesi davasında, yerel mahkemece haklı neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Çocuğun aile ve çevre içerisinde '...' olarak çağırıldığı ve '...' isminin kullanılmadığı iddiası karşısında, henüz bir aylık dahi olmayan küçüğün adının değiştirilmesinde TMK m. 27 anlamında haklı nedenin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; çocuğun dava tarihi itibarıyla henüz bir ayını dahi doldurmadığı, ad değişikliğinin resmi yazışmalarda bir karışıklığa yol açmayacağı, çocuğun menfaatine aykırı bir durumun bulunmadığı ve tanık beyanlarına göre çevresinde '...' adıyla tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Haklı neden yokluğundan davanın reddi hukuka aykırı bulunarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur. |
| Polis Memuruna Süründüreceğim Şikayet Edeceğim Demenin Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Tehdit Unsurunu Oluşturmayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık: Sanığın kendisinden kimlik isteyen polis memurlarına 'kimlik vermiyorum, siz kim oluyorsunuz, sizi şikayet edeceğim, süründüreceğim' şeklindeki sözlerinin görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit unsurunu oluşturup oluşturmayacağı ve olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanma imkanının tartışılmaması noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 4. Ceza Dairesi; sanığın sarf ettiği sözlerin şikayet hakkını kullanacağını söylemekten ibaret yakınma niteliğinde olduğunu, direnme suçunun tehdit unsurunu oluşturmadığını ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca olayın çıkış sebebi gözetilerek direnme suçunda TCK m. 29, hakaret suçunda ise TCK m. 129 uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması da hukuka aykırı bulunarak yerel mahkeme hükümleri bozulmuştur. |
| Uyuşmazlık Konusu Uyuşmazlıkta Delillerle Sabit Olan Suçta Sanık Hakkında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 45 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne karşı Cumhuriyet savcısı, sanık ve sanık müdafiinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık: Sanığın cep telefonu incelemesi, tanık beyanları ve ihbar sonucu uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi karşısında, kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet etmeyen ikrarı nedeniyle TCK m. 192/3 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 10. Ceza Dairesi; CMK m. 134 uyarınca sanığın cep telefonunda yapılan incelemede ticarete ilişkin görüşmelerin bulunması, tanık beyanları ve uyuşturucu maddelerin ihbar üzerine teslim edilmesi hususları dikkate alındığında, sanığın ikrarı olmasa dahi uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminin sabit olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle sanık hakkında TCK m. 192/3 uyarınca etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. |
| Fiili Ehliyetsizlik İddiasına Rağmen Süresinde Yapılmayan İstinaf Başvurusunun ve Feragatin Geçerliliğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.10.2026 | 50 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı erkek ile davalı kadın arasındaki anlaşmalı boşanma davasında, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve protokolün onaylanmasına karar verilmiş; davalı kadın vasisi tarafından yapılan istinaf başvurusu, süreden reddedilmiştir. Ek karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine hüküm davalı vasisi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anlaşmalı boşanma davası sürecinde ve istinaftan feragat tarihinde davalı kadının ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı iddiaları karşısında, vesayet makamınca vasi atanması sonrasında vasi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı ve feragatin geçerliliği noktasında toplanmaktadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; boşanma kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve aynı tarihte istinaf hakkından feragat edildiği, vasi vekilince yapılan istinaf başvurusunun ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesinde öngörülen iki haftalık yasal süre geçtikten sonra sunulduğunu tespit etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun süreden reddine ilişkin ek kararının ve Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. |
| Belirli Vade İçeren Ödünç Sözleşmesinde Vade Gününün Geçmesiyle Borçlunun İhtara Gerek Kalmaksızın Temerrüde Düşeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.10.2026 | 28 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı alacaklı ile davalı borçlu arasındaki ödünç sözleşmesinden kaynaklanan yabancı para alacağının tahsili davasında, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek dolar faizi ile tahsiline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Ödünç sözleşmesinde yer alan '2017 yılının 8. ayının sonuna kadar ödemeyi taahhüt ederim' beyanının belirli vade sayılıp sayılmayacağı, borçlunun dava tarihinden önce temerrüde düşüp düşmediği ve yabancı para alacağında vekalet ücretine esas kurun hangi tarih itibarıyla belirleneceği hususlarındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; yabancı para alacağında davacı lehine nispi vekalet ücretinin dava tarihindeki kura göre hesaplanmasının içtihatlara uygun olduğunu belirtmiştir. Temerrüt faizi yönünden ise sözleşmedeki '2017 yılının 8. ayının son gününe kadar' ifadesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi anlamında belirli bir vade sunduğunu, vadenin bitimi olan 31.08.2017 tarihi itibarıyla borçlunun ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğünü vurgulamıştır. Bu nedenle faizin dava tarihinden değil, temerrüt tarihi olan 31.08.2017 tarihinden itibaren başlatılması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek onanmıştır. |
| Boşanma Protokolü İle Kararlaştırılan Dolar Cinsinden Yoksulluk Nafakasının Kur Artışı Sebebiyle Kaldırılması Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 06.10.2026 | 25 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı erkek ile davalı kadın arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasında, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne/uyarlanmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Boşanma protokolü ile kararlaştırılan aylık 2.000 dolar yoksulluk nafakasının, boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki süreçte döviz kurunda yaşanan artış ve ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek kaldırılmasının veya uyarlanmasının mümkün olup olmadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren tarafların ekonomik durumlarında olağan dışı ve öngörülemez bir değişiklik olduğunun ispatlanamadığını, boşanma protokolü kapsamında kadın yararına hükmedilen yabancı paranın dava tarihi itibarıyla değerinin artmasının tek başına davanın kabulüne dayanak oluşturmayacağını vurgulamıştır. Bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul yönünde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı davalı yararına bozulmuştur. |
| Miras Taksim Sözleşmesine Dayalı Tapu İptali Davasında İntikal İşleminin Taksim Sözleşmesinden Dönme Anlamına Gelmeyeceği Yargıtay Kararı | Yargıtay 7. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 06.10.2026 | 36 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı mirasçılar ile davalı mirasçılar arasındaki miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine hüküm temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Noterde tüm mirasçıların katılımıyla düzenlenen geçerli miras taksim sözleşmesinden sonra tapuda yapılan intikal ve paylı mülkiyete geçiş işleminin taksim sözleşmesinden dönme anlamına gelip gelmeyeceği ve taksim sözleşmesinin geçerliliğini koruyup korumadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, taşınmazların devri yönünden noterde resmi şekilde yapılan ve tüm mirasçıların katıldığı miras taksim sözleşmesinin geçerli olduğunu, sonradan yapılan intikal işleminin miras taksim sözleşmesinden dönüldüğü anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Ayrıca aynı sözleşmeye dayanılarak açılan başka bir davada da davanın kabulüne karar verilip kesinleştiği gözetildiğinde taksim sözleşmesinin geçerliliğini koruduğu vurgulanmıştır. Bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı davacı yararına bozulmuştur. |
| Kira Bedelinin Kiraya Veren Yerine Üçüncü Kişiye Ödenmesinin Kiracıyı Borçtan Kurtarmayacağı ve İtirazın Kaldırılması Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 06.10.2026 | 39 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı alacaklı ile davalı borçlu arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye davasında, yerel icra hukuk mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmiştir. Uyuşmazlık: Kiracının, kira bedelini kiraya veren yerine kiraya verenin annesinin banka hesabına ödemesi halinde bu ödemenin geçerli sayılıp sayılmayacağı ve borçluyu borçtan kurtarıp kurtarmayacağı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kira bedelinin aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi gereken borçlardan olduğunu, kiraya veren tarafından kabul edilmeyen ve üçüncü kişiye yapılan ödemelerin kiracıyı borçtan kurtarmayacağını vurgulamıştır. Mahkemece davacı tarafça kabul edilmeyen anılan ödemenin mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, yerel mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanmada Duruşmada Bizzat Bulunmama ve Telefonla Görüntülü Bağlantı Yapılmasının Geçersizliği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 05.10.2026 | 52 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı erkek tarafından açılan TMK m. 166/3 kapsamındaki anlaşmalı boşanma davasında yerel mahkemece boşanmaya, velayete ve nafakaya karar verilmiştir. Uyuşmazlık: Protokolün taraf vekillerince imzalanması ve duruşmaya gelmeyen tarafın yurt dışından cep telefonuyla görüntülü aranarak beyanının alınması suretiyle anlaşmalı boşanma kararı verilip verilemeyeceği hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK m. 166/3 gereğince anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için protokolün asıllar tarafından imzalanmış olmasının ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesinin şart olduğunu belirtmiştir. Davacı asıl duruşmada hazır bulunmadan ve görüntülü telefon araması ile beyanı tutanağa geçirilerek boşanma kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuş; Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebi kabul edilerek hüküm sonuca etkili olmamak üzere bozulmuştur. |