Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Sınav Kurulu Üyelerinde Lisansüstü Şartı Aranmaz: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Demiryolları Görevde Yükselme Yönetmeliği İptalini Bozdu | Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 12.10.2026 | 24 |
Oku
Konu: Demiryolu işletmesi personeli görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmeliğinin bazı hükümlerinin iptali istemiyle sendika tarafından açılan davada, Danıştay İkinci Dairesi kararının taraflarca karşılıklı temyizi. Taraflar ve Uyuşmazlık: Davacı sendika; yönetmeliğin 5. maddesinde "başrepartitör" unvanına yer verilmemesinin, 8. maddesindeki özel şartların ve "programcı" unvanının düzenlenmemesinin, 13. maddenin 2. fıkrasındaki sözlü sınav düzenlemesinin, 14. maddenin 1. fıkrasındaki başarı sıralamasının, 17. maddedeki "lisansüstü öğrenim hariç" ibaresinin ve Geçici 1. maddedeki öğrenim şartının iptalini istemiştir. Davalı idare ise düzenlemelerin takdir yetkisi kapsamında, Genel Yönetmeliğe ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşüne uygun hazırlandığını savunmuştur. Daire Kararı: Danıştay İkinci Dairesi, yalnızca yönetmeliğin 17. maddesindeki "lisansüstü öğrenim hariç" ibaresini Genel Yönetmeliğe aykırı bularak iptal etmiş, diğer düzenlemeler yönünden davayı reddetmiştir. Kurulun Gerekçesi: Davanın reddine ilişkin kısımlar aynı gerekçeyle uygun bulunmuştur. İptale ilişkin kısım yönünden Kurul, Genel Yönetmeliğin 13. maddesindeki "öğrenim seviyesi" kavramının, atanılacak unvan için kurumlarca aranan öğrenim düzeyi olarak anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Sınav kurulunun görevi atama yapılacak kadronun gerektirdiği düzeydeki bilgi ve liyakati ölçmek olduğundan, adayın sahip olduğu lisansüstü diploma nedeniyle kurul üyelerinin de lisansüstü düzeyde olması gerekmez. Yönetmelik kapsamındaki hiçbir unvan için lisansüstü öğrenim şartı aranmadığından, söz konusu ibare 657 sayılı Kanun'daki liyakat ilkesine ve Genel Yönetmeliğe uygun, makul, ölçülü ve amaca uygun bir düzenlemedir. Sonuç: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davacının temyiz isteminin reddine, İkinci Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne ve iptale ilişkin kısmın bozulmasına karar vermiştir. Karar, yönetmeliğin 13. maddesinin 2. fıkrası ile 17. maddesindeki "lisansüstü öğrenim hariç" ibaresi yönünden oy çokluğuyla, diğer düzenlemeler yönünden oy birliğiyle verilmiştir. Karşı oylarda, sözlü sınav kriterlerinin not ağırlıklarının yönetmelikte belirtilmemesi nedeniyle düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ve iptal kısmının onanması gerektiği görüşleri dile getirilmiştir. |
| Evlilikte Bozdurulan 7 Bilezik İçin Yargıtay Kararı: İade Edilmemek Üzere Verildiğini İspat Yükü Erkekte | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.10.2026 | 39 |
Oku
Konu: Boşanma sürecindeki ziynet eşyalarının iadesi davasında, evlilik içinde araba alımında kullanılan 7 adet bileziğin iade edilip edilmeyeceği. Taraflar ve Uyuşmazlık: Davacı kadın, altınlarını davalı kocaya verdiğini, bir kısmının borç ödemede ve araba alımında kullanıldığını, kalanların ise izni olmadan kocanın annesinin evine götürüldüğünü ileri sürerek ziynet eşyalarının aynen iadesini, olmazsa bedelinin ödenmesini istemiştir. Davalı koca ise ikinci el araç alımı için kadının kendi isteğiyle 6 bileziğini bozdurduğunu savunmuştur. Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesi 7 adet bilezik için aynen iade, olmazsa 10.000 TL bedel yönünde karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise bileziklerin kadın tarafından isteğiyle iade edilmemek üzere erkeğe verildiği gerekçesiyle bilezik talebini reddetmiş, 22 adet çeyrek altın yönünden davayı kabul etmiştir. Davacı kadın yalnızca reddedilen bilezikler yönünden temyiz etmiştir. Yargıtayın Gerekçesi: Türk Medeni Kanunu m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca iddia ettiği olgudan lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altındadır. Hayat deneylerine göre bu tür eşyanın kadının üzerinde ya da evde saklanması olağandır; erkeğin veya annesinin zilyetliğine bırakılması olağana aykırıdır. Bileziklerin araba alımında kullanıldığı erkeğin ikrarı ve işyerinden gelen kartla sabittir. Ancak erkek, bileziklerin iade edilmemek üzere kendisine verildiğini ve kadının isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığını ispatlayamamıştır. Sonuç: Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin 7 bilezik yönünden verdiği ret hükmünü oy birliğiyle bozmuş, diğer temyiz itirazlarını reddetmiş ve dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine göndermiştir. |
| Aile Hekimliği İhtar Puanı Cezası ve Yönetmelik İptali Davalarında Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Etkisi | Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 12.10.2026 | 24 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Aile hekimi olarak görev yapan davacının gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlediği iddiasıyla 50 ihtar puanı ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile dayanağı yönetmelik maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu temyiz incelemesi yapmıştır. Uyuşmazlık: Anayasa Mahkemesinin 5258 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerini iptal etmesi sonrasında, mülga yönetmelik hükümlerine dayanılarak verilen ihtar puanı cezalarının yargısal denetiminin nasıl yapılması gerektiği ve yeni yasal düzenlemeler dikkate alınarak işin esasına girilip girilmeyeceği hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yasama organınca yapılan yeni yasal düzenlemeler ve Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikler dikkate alınarak uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacıya atfedilen fiillerin sübut bulup bulmadığı, disiplin cezasını gerektirip gerektirmediği ve lehe hüküm bulunup bulunmadığı yönlerinden işin esasına girilerek yeniden karar verilmesi gerektiği vurgulanmış ve davalı idarenin temyiz istemi kabul edilerek Daire kararının bozulmasına karar verilmiştir. |
| Kamu Görevlilerinin Özlük ve Parasal Hakları ile Tazminat İstemiyle Açılan Davalarda Yetkili Mahkemenin Belirlenmesine İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay 12. Daire | Av. Mücahit Çelik | 12.10.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Tarım ve Orman Bakanlığına karşı açılan davada, Mardin 3. İdare Mahkemesi ile Ankara 24. İdare Mahkemesi arasında ortaya çıkan yetki uyuşmazlığı üzerine Danıştay tarafından yetkili yargı yeri belirlenmiştir. Uyuşmazlık: Şırnak'ta görev yapmakta iken idari işlemler ve yargı kararları neticesinde özlük ve parasal haklarının eksik ödendiğinden bahisle açılan iptal ve tam yargı (maddi ve manevi tazminat) davasında hangi idare mahkemesinin yetkili olduğu hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Danıştay Onikinci Dairesi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 33. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kamu görevlilerinin özlük ve parasal haklarıyla ilgili davalarda yetkili mahkemenin ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olduğunu belirtmiştir. Somut olayda davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın çözümünde, davacının görev yaptığı Şırnak ilinin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu Mardin İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna oy çokluğuyla karar verilmiştir. |
| Yargı Yolu Kapalı Olan Uyarma ve Kınama Cezalarının Sözleşme Feshine Etkisi ve Mahkemece Denetlenmesi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı | Danıştay 12. Daire | Av. Mücahit Çelik | 12.10.2026 | 22 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, son bir yıl içinde sekiz defa disiplin cezası alması nedeniyle 6191 sayılı Kanun uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davanın reddine dair karar aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Uyuşmazlık: Sözleşmeli erin sözleşmesinin feshine dayanak teşkil eden ve tesis edildikleri tarihte yargı yolu kapalı olan 'uyarma', 'kınama' ve 'hizmete kısmi süreli devam' disiplin cezalarının Anayasa Mahkemesi iptal kararları ve 7517 sayılı Kanun değişiklikleri sonrasında mahkemelerce denetlenip denetlenemeyeceği hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Danıştay Onikinci Dairesi; Anayasa Mahkemesi kararları ile Yargı Yolu kapalı olan uyarma ve kınama cezalarının personelin sözleşme feshine yol açabileceği, bu cezalara karşı yargı yolunun kapalı olmasının adil dengeyi bozduğu gerekçesiyle iptal edildiğini belirtmiştir. 7517 sayılı Kanun ile yapılan yasal düzenleme uyarınca, ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce denetlenebileceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, sözleşme feshi işleminin sebep unsurunu oluşturan uyarma ve kınama cezalarının hukuka uygunluğunun incelenip yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. |
| Eşlerin Barışma Girişimlerinin veya Kısa Süreli Bir Araya Gelmelerinin Her Durumda Kusurlu Davranışların Affedildiği Anlamına Gelmeyeceğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 11.10.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonucunda, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık kadın eşin erkeğin kusurlu davranışlarını affedip affetmediği ve kusur tespiti noktasındadır. Uyuşmazlık: Erkeğin güven sarsıcı davranışları ve ilgisizliği sonrasında, kadının kayınvalidesinin hastalığı nedeniyle kısa süreliğine ortak eve dönmesinin veya barışma girişimlerinin af anlamına gelip gelmeyeceği ve boşanma davasında kusur belirlemesinin nasıl yapılacağı hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; af olgusunun kayıtsız şartsız bir irade beyanıyla ya da en azından affı gösterir tutum ve davranışlarla, ortak hayatın yeniden kurulması suretiyle ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Erkeğin güven sarsıcı davranışları karşısında kadının salt kayınvalidesinin rahatsızlığı sebebiyle eve dönmesinin ve kısa süre sonra ayrı ev kiralamasının af olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Erkeğin tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğu gözetilerek asıl davanın kabulü ile kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve Özel Daire bozma kararına uyulması yönünde kurulan direnme kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Yeni Malikin İktisap ve İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasında Bir Aylık Bildirim Süresine Uyulmaması Halinde Davanın Reddedilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.10.2026 | 42 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilen uyuşmazlık, yeni malikin iktisap ve ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık: Taşınmazı sonradan satın alan yeni malikin, Türk Borçlar Kanunu'nun 351/1 maddesine dayanarak açtığı tahliye davasında, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunma şartına uyulup uyulmadığı ve bu sürenin kamu düzeninden olup olmadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; 6098 sayılı Kanun'un 351. maddesine göre yeni malikin edinme günü de dahil olmak üzere bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, bu sürenin kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen dikkate alınması icap ettiğini vurgulamıştır[span_4](start_span)[span_4](end_span). Somut olayda davacının taşınmazı 09.12.2022 tarihinde edindiği, ihtarnamenin en geç 09.01.2023 tarihine kadar tebliğ edilmesi gerekirken 13.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve bildirimin süresinde yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| "Seni Paramla Satın Alırım" Şeklindeki Sözlerin Onur ve Saygınlığı Rencide Edici Boyutta Olmaması Nedeniyle Hakaret Suçunu Oluşturmayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 18. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.10.2026 | 25 |
Oku
Taraflar ve Suç: Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay incelemesine taşınmıştır[. Uyuşmazlık: Katılanın sanığa yönelik "cebinizde beş kuruş paranız yok gelip burada konuşuyorsunuz" sözlerine karşılık sanığın söylediği "seni paramla satın alırım" şeklindeki sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı ile haksız tahrik, aleniyet ve mükerrirlere özgü infaz rejimi hususlarında hukuki değerlendirme yapılması noktasındadır Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 18. Ceza Dairesi; hakaret suçunun oluşabilmesi için davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olması ve onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek somut bir fiil ya da sövme fiilini oluşturması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda sanığın "seni paramla satın alırım" şeklindeki kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Ayrıca haksız tahrik hükümlerinin tartışılmaması, aleniyet unsurunun hastanenin hangi bölümünde gerçekleştiği araştırılmadan eksik inceleme yapılması ve mükerrir sanık hakkında hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi bozma nedeni yapılarak hükmün bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Nafaka Açıklaması Olmayan Ödemelerin Ahlaki Ödev Niteliğinde Olduğu ve Nafakaya Mahsup Edilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.10.2026 | 46 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı baba tarafından açılan menfi tespit davasında, yerel mahkemece davanın tümden reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: İştirak nafakası borçlusu babanın, anne hesabına yaptığı açıklamasız ödemelerin (okul taksitleri vb.) nafakaya mahsup edilip edilemeyeceği ve menfi tespit davasının kabul koşullarının bulunup bulunmadığı hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; nafaka borçlusu tarafından müşterek çocuğun okul aidatına ilişkin yapılan ödemelerin, 'nafakaya mahsuben' olduğuna dair açıklama bulunmadıkça nafakaya mahsup edilemeyeceğini ve babanın çocuğun eğitimiyle ilgilenmesinin ahlaki bir görevin ifası niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Ancak somut olayda davacı baba tarafından nafaka açıklamasıyla yapılan 4.445,00 TL ödeme bulunduğu anlaşıldığından, bu miktar yönünden davanın kısmen kabulü ile borçlu olunmadığının tespiti gerekirken, davanın tümüyle reddine karar verilmesi isabetsiz bulunarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. |
| Evlilik Öncesi Alınan Konutun Evlilikte Ödenen Kredi Taksitleri | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.10.2026 | 64 |
Oku
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.02.2019 tarihli kararına göre, evlilikten önce satın alınarak eşlerden biri adına tescil edilen konut, o eşin kişisel malıdır. Ancak evlilik içinde edinilmiş mallardan karşılanan kredi taksitleri nedeniyle değer artış payı alacağı doğabilir. Somut olayda 120 ay vadeli kredinin 7 taksiti evlilikten önce, 32 taksiti evlilik içinde, kalan taksitleri ise mal rejimi sona erdikten sonra ödenmiştir. Yargıtay, dava dilekçesinin evlilik içindeki kredi ödemelerini de kapsadığını belirterek bu ödemelere ilişkin değer artış payı talebinin esasının incelenmemesini bozma nedeni saymıştır. Konutun tamamı edinilmiş mal hâline gelmez. Katkının kaynağı, ödeme dönemi ve talebin kapsamı değerlendirilmelidir. Kararda, edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına katkı yapılması durumunda hesaplanan değer artış payının yarısı üzerinde katkıda bulunan eşin hakkı bulunduğu açıklanmıştır. Evlilik öncesindeki peşinat, kredi ve tadilat ödemelerine ilişkin taleplerin ise genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ayrılması uygun bulunmuştur. |