Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Avukatın Süresinde Dava Açmaması Nedeniyle Kaybedilen Tazminat: Hukuk Genel Kurulu, Bağış Niteliğindeki Yardımların İndirilemeyeceğini, Belediye Adına Verilen Evin Mahsup Edileceğini Belirtti | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 22 |
Oku
Konu: Avukatın vekâlet görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasında, avukatın sorumlu olduğu tazminat miktarının tespitinde üçüncü kişilerce yapılan nakdi yardımlarla davacılara verilen evin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve kaybedilen davada istenen manevi tazminatın bu tazminata dahil olup olmadığı. Olay ve Taraflar: Davacıların murisi, itfaiye grup amiri olarak çalışırken 13.02.1997 tarihinde Tuzla tersanesinde çıkan tanker yangınını söndürme sırasında hayatını kaybetmiştir. Davacıların vekili olan davalı avukat, önce adli yargıda açtığı davada görevsizlik kararı almış, ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine idari yargıda açtığı dava ise görevsizlik kararından sonra otuz gün içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacılar, bu kusur nedeniyle maddi ve manevi tazminat alacaklarından mahrum kaldıklarını ileri sürerek 30.000 TL tazminat istemiş, talebi ıslahla 100.000 TL'ye yükseltmiştir. Davalı avukat ise zamanaşımı def'inde bulunmuş, kusurunun bulunmadığını ve davacılara yapılan yardımların zararı karşıladığını savunmuştur. Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesinin ret kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince bozulmuş; bozmaya uyan Mahkeme bilirkişi marifetiyle zararı hesaplamış, ancak Belediye ve itfaiye müdürlüğünce yapılan yardımlar ile verilen evin ifa amaçlı olduğunu kabul ederek bunları zarardan düşmüş ve davayı yeniden reddetmiştir. Özel Daire, üçüncü kişilerce toplanan yardımların ifa amacı taşımadığını, evin ödemesini İtfaiye Vakfı İktisadi İşletmesinin yaptığını, ayrıca idari yargıda istenen manevi tazminatın da gözetilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş; Mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulunun Gerekçesi: Avukatın sorumluluğu ölüme sebep olan eylemden değil, tazminata kavuşulmasını engelleyen kusurundan doğmaktadır; vekâlet görevi gereği gibi yerine getirilseydi dava hangi sonuçla bitecekse o durum esas alınmalıdır. Tazmin borçlusunun ödemeleri kural olarak borcu ifa amacıyla yapılmış sayılır; üçüncü kişilerin ödemeleri ise bağımsız olup ancak başkasını borcundan kurtarma iradesi ispatlanırsa ifa sayılır. Belediye ve diğer kurumlarca yapılan nakdi desteklerin tamamı açıkça yardım amacıyla yapıldığından, bunların tazminattan indirilmesi hukuka aykırıdır. Buna karşılık davacılara verilen ev, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanının talimatıyla Belediye adına tahsis edilmiş ve ödemesi Vakıf eliyle yapılmış olup bağış değil, borcu ifa amaçlı bir ödemedir; bu nedenle avukatın tazmin sorumluluğunda dikkate alınmalı, Özel Dairenin gösterdiği şekilde yeniden değerlendirme yapılmasına gerek yoktur. Manevi tazminat istemi ise ölüm nedeniyle duyulan ızdırabın tazmini olarak avukata yöneltilmiş bir talep değil, avukatın kusuru yüzünden elde edilemeyen maddi bir zarara dönüşmüş tazminat alacağıdır; idari yargıdaki dava reddedilmeseydi davacıların alabileceği manevi tazminat da zarar hesabında takdir edilmelidir. Sonuç: Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını Özel Daire kararından farklı gerekçelerle bozmuştur. Nakdi yardımlar ve ev yönünden ilk uyuşmazlıkta oy çokluğuyla, manevi tazminat yönünden oy birliğiyle karar verilmiştir. Karşı oyda ise evin de İtfaiye Vakfınca bağış olarak verildiği, Belediyenin borcunu ifa amacı taşımadığı ve bu nedenle avukatın sorumlu olduğu tazminattan indirilemeyeceği görüşü ileri sürülmüştür. |
| Evlilik Öncesi Alınan Konutun Evlilikte Ödenen Kredi Taksitleri | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.10.2026 | 64 |
Oku
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.02.2019 tarihli kararına göre, evlilikten önce satın alınarak eşlerden biri adına tescil edilen konut, o eşin kişisel malıdır. Ancak evlilik içinde edinilmiş mallardan karşılanan kredi taksitleri nedeniyle değer artış payı alacağı doğabilir. Somut olayda 120 ay vadeli kredinin 7 taksiti evlilikten önce, 32 taksiti evlilik içinde, kalan taksitleri ise mal rejimi sona erdikten sonra ödenmiştir. Yargıtay, dava dilekçesinin evlilik içindeki kredi ödemelerini de kapsadığını belirterek bu ödemelere ilişkin değer artış payı talebinin esasının incelenmemesini bozma nedeni saymıştır. Konutun tamamı edinilmiş mal hâline gelmez. Katkının kaynağı, ödeme dönemi ve talebin kapsamı değerlendirilmelidir. Kararda, edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına katkı yapılması durumunda hesaplanan değer artış payının yarısı üzerinde katkıda bulunan eşin hakkı bulunduğu açıklanmıştır. Evlilik öncesindeki peşinat, kredi ve tadilat ödemelerine ilişkin taleplerin ise genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ayrılması uygun bulunmuştur. |
| Kira Bedelinin Kiraya Veren Yerine Üçüncü Kişiye Ödenmesinin Kiracıyı Borçtan Kurtarmayacağı ve İtirazın Kaldırılması Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 06.10.2026 | 39 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı alacaklı ile davalı borçlu arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye davasında, yerel icra hukuk mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmiştir. Uyuşmazlık: Kiracının, kira bedelini kiraya veren yerine kiraya verenin annesinin banka hesabına ödemesi halinde bu ödemenin geçerli sayılıp sayılmayacağı ve borçluyu borçtan kurtarıp kurtarmayacağı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kira bedelinin aksi kararlaştırılmadıkça kiraya verene ödenmesi gereken borçlardan olduğunu, kiraya veren tarafından kabul edilmeyen ve üçüncü kişiye yapılan ödemelerin kiracıyı borçtan kurtarmayacağını vurgulamıştır. Mahkemece davacı tarafça kabul edilmeyen anılan ödemenin mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, yerel mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur. |
| İş Kazası Tazminat ve Maluliyet Tespiti Davalarında SGK'nın Yasal Hasım Sıfatı ve Vekalet Ücreti Sorumluluğu | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 46 |
Oku
Dava Özeti: İş kazası sonucu maluliyetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebi ile birleşen maluliyet oranının yeniden tespiti davasıdır. Uyuşmazlık ve Gerekçe: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı, iş kazası veya meslek hastalığı tespiti ile maluliyet tespiti davalarında karardan hak alanı etkilendiği için yasal hasımdır. Ancak doğrudan işverenden istenen maddi ve manevi tazminat davalarında SGK yasal hasım değildir. İlk derece mahkemesince, SGK lehine vekalet ücretine birleşen maluliyet tespiti davası yerine sehven esas tazminat davası yönünden hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Sonuç: Kararın, SGK lehine vekalet ücretinin birleşen maluliyet tespiti davası yönünden ödenmesi şeklinde 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. |
| %100 Kaçınılmazlıktan Kaynaklanan İş Kazasında İşverenin Hakkaniyet Sorumluluğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 33 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı işçi vekili, maden ocağında meydana gelen iş kazası sonucu sakatlanması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar vekili, kazanın %100 kaçınılmazlık (kötü tesadüf) sonucu gerçekleştiğini, işverene atfedilecek hiçbir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Direnme Kararı: Yerel Mahkeme, kazanın %100 kaçınılmazlıktan kaynaklandığı ve işverenin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Özel Dairenin bozma ilamına karşı direnmiştir. Temyiz (HGK) Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, olayın tamamen kaçınılmazlıktan kaynaklanması durumunda zararın sadece işçiye yüklenemeyeceğini; sosyal devlet ilkesi, işçinin korunması ve hakkaniyet gereği (TBK m. 51) işverenin %60, işçinin %40 oranında sorumlu tutulması gerektiğini belirterek Yerel Mahkemenin direnme kararını bozmuştur. |
| Valeye / İşyeri Çalışanına Teslim Edilen Aracın Çalınmasında Araç Sahibinin Özen Yükümlülüğüne Aykırı Davranmadığı Ve Rizikonun Kasko Sigortası Teminatı Kapsamında Kaldığına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 24.09.2026 | 48 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin kahvaltı yapmak amacıyla gittiği davalı restoran/işyerinde aracının çalışan park görevlilerince (valece) park edildiğini, sonrasında aracın bu işyerinden çalındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araç bedeli ve uğranılan zararın davalı restoran şirketi ile kasko sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıların Cevabı: Davalı Sigorta Şirketi; kasko poliçesinde hırsızlık riskinin teminat altında olduğunu ancak olayın dolandırıcılık ve emniyeti suistimal niteliğinde bulunduğunu, aracın kendi anahtarı ile çalınmasının poliçe özel şartları uyarınca teminat dışı kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Restoran Şirketi ise; aracın trafiği engellemesi nedeniyle şirket yetkilisince park edilip anahtarın panoya asıldığını, gözetim ve muhafaza sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 130.000,00 TL araç rayiç bedelinin davalı restoran şirketinden tahsiline, kasko poliçe özel şartlarına göre ek prim ödenmeksizin kendi anahtarı ile çalınan araçtan sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; restoran veya tamirhane gibi yerlere gidildiğinde aracın anahtarının işyeri çalışanına/valeye teslim edilmesinin hayatın olağan akışına, örf ve adete uygun olduğunu, araç sahibinin özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışının bulunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla aracın sahibinin rızası dışında çalındığı ve rizikonun kasko poliçesi teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek sigorta şirketi yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesini hatalı bulmuş ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Ticari Kamyonun Karıştığı Trafik Kazasından Doğan Tazminatta Avans Faizine Hükmedilmesi ve Yargılama Giderlerinin Eksiksiz Hesaplanması Hakkında Yargıtay Düzeltilerek Onama Kararı | Yargıtay 17. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 38 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, müvekkilinin yolculuk yaptığı otobüse diğer davalılara ait kamyondan fırlayan brandanın çarpması sonucu meydana gelen kazada sürekli malul kaldığını belirterek geçici/sürekli iş göremezlik, tedavi gideri ve manevi tazminatın faiziyle tahsilini talep etmiş; ıslah ile taleplerini artırmıştır. Cevap: Davalılar vekilleri, kusur bulunmadığını veya kendi sorumluluk limitlerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Kararı: Mahkemece, davalı ZMSS sigorta şirketi hakkındaki davanın kabulü ile tazminat ve tedavi giderinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, diğer bazı davalılar yönünden davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, zarara neden olan kamyonun ticari araç olması sebebiyle yasal faiz yerine talep gibi ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirlemşitir. Ayrıca Adli Tıp Kurumu masrafı ile ıslah harcının yargılama giderlerine dahil edilmemesini hatalı bulmuştur. Yapılan bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden, yasal faiz ibaresinin "ticari avans faizi" olarak değiştirilmesi ve eksik yargılama giderlerinin toplama eklenmesi suretiyle hükmü düzelterek onamıştır. |
| Manevi Tazminatın Reddedilen Kısmı Üzerinden Davalı Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Düzeltilerek Onama Kararı | Yargıtay 17. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 53 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek iş göremezlik nedeniyle 5.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, maddi tazminat talebini 35.618 TL'ye yükseltmiştir. Cevap: Davalılar vekilleri, kazada asıl kusurun davacıda olduğunu, ödeme yapıldığını ve tazminat taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Kararı: Mahkemece, davalı sürücünün %100 kusurlu kabul edilmesiyle 35.618 TL maddi tazminatın kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, manevi tazminatın kısmen reddedilmesi nedeniyle reddedilen 10.000 TL üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesini hatalı bulmuştur. Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasına reddedilen manevi tazminat üzerinden davalılar lehine 1.200 TL nispi vekalet ücreti eklenmesi suretiyle kararı düzelterek onamıştır. |
| Araç Kayıt Malikinin İşleten Sıfatı ve Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Sorumluluğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 52 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar vekili, murislerinin otobüs durağında beklerken araç sürücüsü, servis hizmeti alan şirket ve araç kayıt malikinin sorumluluğundaki aracın çarpması sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Cevap: Davalılardan araç kayıt maliki S.Ö., aracın fiili kullanımının ve işleten sıfatının diğer davalı şirkette olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kazaya karışan aracın fiili işleteninin davalı şirket olduğu ve kayıt malikinin işleten sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle kayıt maliki S.Ö. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir. Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2918 sayılı Kanun uyarınca tescilli araçların satışının noterde yapılmasının esas olduğunu ve araç malikinin işleten olmadığı hususunun geçerli kanıtlarla ispatlanamadığını belirterek kararı bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi önceki gerekçelerle direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, trafik tescil kaydının işleten sıfatı açısından güçlü bir karine teşkil ettiğini; mahkemece araç malikinin aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi sözleşmelerle devredip devretmediği ya da üçüncü kişinin aracı kendi hesabına işletip işletmediği hususunda yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. |
| Hatalı Enjeksiyondan Kaynaklanan Tazminat Davasında Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 47 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar, müşterek çocuklarının davalı sağlık kuruluşunda diğer davalı doktor tarafından uygulanan tedavisi ve enjeksiyon sonrasında sağ bacağında sinir hasarına bağlı hareket zorluğu ve uyuşukluk meydana geldiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Cevap: Davalı doktor, hastayı muayene edip reçetesini yazdığını, enjeksiyonu kendisinin yapmadığını, hastanın iğneyi acilde yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Mahkemece, savcılık soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; Adli Tıp Kurumu raporunda tablonun enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun belirtilmesine karşın Yüksek Sağlık Şurası kararında durumun viral parilitik hastalığa bağlı olduğu ve enjeksiyon nöropatisi olmadığının bildirildiğini, her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu tespit etmiştir. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. |