Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Eşin Tehdit ve Baskısıyla Kabul Edilen Anlaşmalı Boşanma Protokolü Karşısında Yargılamanın İadesi Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 60 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili; müvekkilinin davalı erkek eşin silahlı tehdit ve baskısı altında anlaşmalı boşanma protokolünü ve istinaftan feragat dilekçesini imzalamak zorunda kaldığını, karara tesir eden hileli davranışlar bulunduğunu belirterek yargılamanın iadesine ve boşanma kararının tazminat ile mal rejimine ilişkin hükümlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir[cite: 33]. Davalı Cevabı: Davalı erkek, dava dilekçesine cevap vermemiştir[cite: 33]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Amasra Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi; davacının protokoldeki imzaya veya duruşmaya katılan kişinin kendisi olmadığına yönelik itirazının bulunmadığı ve HMK m. 375'teki yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir[cite: 33]. İstinaf Kararı: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir[cite: 33]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; erkeğin kadını ve çocuğunu ölümle tehdit ettiği iddiası üzerine ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tehdit suçundan cezalandırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini belirtmiştir[cite: 33]. Ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağını ve kadının iradesinin serbestçe açıklanmadığının ispatlandığını vurgulayan Daire, yargılamanın iadesi talebinin kabulüyle esastan yargılama yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ORTADAN KALDIRMIŞ ve İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR[cite: 33]. |
| İrade Fesadı (Hile ve Korkutma) Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davasında 1 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Başlangıcı ve Öğrenme Tarihi Yargıtay Kararı | Yargıtay 1. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 42 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; davacının maliki olduğu bağımsız bölümün, davalı kız kardeşi tarafından eşinin borçları nedeniyle haczedileceği korkusu verilerek iradesinin fesada uğratıldığını, taşınmazın çıplak mülkiyetinin devredilmesine rağmen geri verilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını, korkutma veya aldatmanın bulunmadığını, devrin iradi bir satış olduğunu ve alacağın bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı; ancak irade fesadı (hile ve korkutma) yönünden davacının oylanması ve tehditlerin sürmesi sebebiyle öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde davanın açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Kararı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi; tanık beyanına göre davacının haczin gelmeyeceğini satıştan 1-2 yıl sonra öğrendiği, en geç 2012 yılı itibarıyla öğrenme gerçekleşmesine rağmen davanın 2017 yılında açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi; TBK m. 39 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcında mağdurun öğrendiğini belirtttiği tarihin esas alınması gerektiğini, aksi iddiayı ispat yükünün davalıda olduğunu, davacının davalı ve ailesince oyalandığı ve nihai olarak vermeme iradesini 2016 yılında öğrendiği anlaşıldığından davanın süresinde açıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Boşanma Davasında Düğün Ziynetlerinin Aidiyeti, İspat Yükünün Değişmesi ve Yeni Yargıtay İçtihadı İlkesi Uyarınca Ziynet Alacağının Kabulü Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 64 |
Oku
Davacı-Karşı Davalı Kadın Talebi: Kadın vekili; erkeğin fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, düğün günü alınan ziynetlerinin iade edilmediğini belirterek boşanmalarına, velayete, maddi-manevi tazminata, tedbir ve yoksulluk nafakasına, ayrıca ziynet eşyalarının aynen iadesine veya bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir[cite: 26]. Davalı-Karşı Davacı Erkek Cevabı: Erkek vekili; iddiaları reddederek kadının hakaret ettiğini, ev işleriyle ilgilenmediğini, ziynet eşyalarını yanına alarak evden ayrıldığını savunmuş; boşanma, velayet ve tazminat talepli karşı dava açmıştır[cite: 26]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Sivas 1. Aile Mahkemesi; tarafları eşit kusurlu kabul ederek her iki boşanma davasının kabulüne, velayetin anneye verilmesine, tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri ile ispatlanamayan ziynet alacağı davasının reddine karar vermiştir[cite: 26]. Ek kararla erkek lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir[cite: 26]. İstinaf Kararı: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, kadının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir[cite: 26]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Dairenin ziynet eşyalarına ilişkin yeni ilkesel görüşünü hatırlatmış[cite: 26]; erkeğin mesajlarında "ziynetleri getireceğini" beyan etmesiyle ispat yükünün erkeğe geçtiğini, erkeğin ise ziynetleri kadına iade ettiğini kanıtlayamadığını belirtmiştir[cite: 26]. Bu doğrultuda ziynet alacağı davasının reddi usul ve yasaya aykırı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı ziynet alacağı ve vekalet ücreti yönünden kadının yararına BOZULMUŞ, diğer yönlerden ONANMIŞTIR[cite: 26]. |
| Şirket Mülkiyetinin Boşaltılması ve Kötüniyetli Faaliyet Nedeniyle Limited Şirketin Feshi Kararı | Yargıtay 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 47 |
Oku
Dava Türü: Haklı Nedenlerle Limited Şirketin Feshi, Kar Payı ve Sermaye Payının Tahsili Davacı Talebi: Davacı %50 ortak, diğer ortağın şirketi boşalttığını, eşi adına rakip şirket kurdurarak müşteri portföyünü ve şirket faaliyetlerini bu şirkete aktardığını, bilgi ve defterlere erişimini engellediğini ileri sürerek şirketin haklı nedenle feshine, kar payı ve sermaye payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı şirket vekili, davacının şirketi zarara uğrattığını, kar payı dağıtım kararı bulunmadığını ve iddiaların asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: Asliye Ticaret Mahkemesince; davalı şirket yöneticisinin eşi adına şirket kurdurup faaliyetleri buraya yönlendirmesi, şirketi gayrifaal hale getirmesi haklı fesih sebebi kabul edilerek feshine ve tasfiyesine; genel kurul kararı olmaması sebebiyle kar payı talebinin reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin çekilmez derece zedelendiği ve şirketin işlemez hale getirildiği gerekçesiyle verilen fesih ve tasfiye kararını usul ve yasaya uygun bularak ONAMIŞTIR. |
| Poliçede İsmi Bulunmayan İşçinin Riziko Tarihinde Teminat Kapsamında Olmaması ve Temlik Yasağı Kararı | İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 41 |
Oku
Dava Türü: Sigorta Poliçesinden Doğan Tazminatın Alacağın Temliki Hükümleri Uyarınca Tahsili Davacı Talebi: Davacı şirket vekili, müvekkilinin tüm işçileri lehine işveren sorumluluk ve ferdi kaza sigortası yaptırdığını, iş kazasında ölen işçi ...'ün mirasçılarının alacaklarını davacıya temlik ettiğini belirterek Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi kapsamındaki 20.000,00 TL tazminatın avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı sigorta şirketi vekili, ölen işçinin ana poliçe ve zeyilnamelerde isminin yer almadığını, kaza günü saat 09:30'da ölen işçi için aynı gün saat 12:00'den sonra geçerli olmak üzere zeyilname düzenlendiğini, bu nedenle riziko tarihinde teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince, ölen işçinin isminin riziko tarihinde teminat kapsamında yer almadığı ve 7251 sayılı Kanun ile Sigortacılık Kanunu'na eklenen Ek 6. madde uyarınca sigorta alacaklarının temlik edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi de yerel mahkeme gerekçelerini usul ve yasaya uygun bularak davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Başka Bir Şirketin Arşivinde Saklanan Defterlerin Kaçırıldığı İddiasıyla Zayi Belgesi Verilemeyeceği Kararı | İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 41 |
Oku
Dava Türü: Ticari Defter ve Belgelerin Ziyaı Nedeniyle Zayi Belgesi Verilmesi İstemli Hasarsız Yargı İşi Davacı Talebi: Davacı şirket vekili, davacı şirkete ait saklanması zorunlu ticari defter ve evrakların şirket ortağının tek başına sahip olduğu diğer bir şirketin arşivinde saklandığını, boşanma davası ve aradaki husumet nedeniyle verilmediğini ve kaçırıldığını ileri sürerek ticari defterler için zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. İlgili Kişi Beyanı: İlgili kişi şirket ortağı vekili, ticari defter ve belgelerin davacı şirket müdürüne imza karşılığı teslim edildiğini, kötüniyetli olarak delil karartılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince, defterlerin mücbir sebep veya irade dışı bir suç nedeniyle kaybolduğunun ispatlanamadığı, gerekli tedbir ve özenin gösterilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi ise bizzat adres belirtilerek defterlerin diğer şirkette olduğunun iddia edilmesinin defterlerin zayi olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunu ESASTAN REDDETMİŞTİR. |