Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Yurtdışı Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Mal Rejimi Tasfiyesi Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 33 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise yargılama aşamasında yurtdışında açılan boşanma kararının ve tanıma kararının kesinleştiği anlaşıldığından, usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılarak tarafların delillerinin toplanması ve işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddinin hatalı olduğunu belirtmiştir. |
| Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasında Bekletici Mesele Yapılması Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 29 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince mal rejiminin sona ermemiş olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise karar tarihinden önce taraflar arasında yeni bir boşanma davası açıldığının anlaşılması karşısında, usul ekonomisi gereğince bu boşanma dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş ve kararı bozmuştur. |
| Evlilik Öncesi Alınan Konutun Evlilikte Ödenen Kredi Taksitleri | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.10.2026 | 64 |
Oku
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.02.2019 tarihli kararına göre, evlilikten önce satın alınarak eşlerden biri adına tescil edilen konut, o eşin kişisel malıdır. Ancak evlilik içinde edinilmiş mallardan karşılanan kredi taksitleri nedeniyle değer artış payı alacağı doğabilir. Somut olayda 120 ay vadeli kredinin 7 taksiti evlilikten önce, 32 taksiti evlilik içinde, kalan taksitleri ise mal rejimi sona erdikten sonra ödenmiştir. Yargıtay, dava dilekçesinin evlilik içindeki kredi ödemelerini de kapsadığını belirterek bu ödemelere ilişkin değer artış payı talebinin esasının incelenmemesini bozma nedeni saymıştır. Konutun tamamı edinilmiş mal hâline gelmez. Katkının kaynağı, ödeme dönemi ve talebin kapsamı değerlendirilmelidir. Kararda, edinilmiş maldan diğer eşin kişisel malına katkı yapılması durumunda hesaplanan değer artış payının yarısı üzerinde katkıda bulunan eşin hakkı bulunduğu açıklanmıştır. Evlilik öncesindeki peşinat, kredi ve tadilat ödemelerine ilişkin taleplerin ise genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ayrılması uygun bulunmuştur. |
| Boşanma Sonrası Çocuğun İsim Değişikliği Davalarında Aile Mahkemesinin Değil Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 40 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı anne tarafından boşandığı eşine karşı açılan, velayeti altındaki müşterek çocuğun adının değiştirilmesi davasında, yerel Asliye Hukuk Mahkemesince davanın Aile Mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anne ve babası boşanan ve velayeti anneye verilen çocuğun adının TMK m. 27 kapsamındaki haklı sebeplere dayanılarak değiştirilmesi talepli davada görevli mahkemenin Aile Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; boşanma ile evlilik birliği sona erdiğinden TMK m. 195 gereğince Aile Mahkemesi hâkiminin müdahalesinin istenemeyeceğini, çocuğun adının değiştirilmesi davalarının 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olduğunu ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur. |
| Boşanılan Eşin Ailesine Duyulan Tepki Nedeniyledir Ki Velayeti Annede Olan Çocuğun İsminin Değiştirilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 25 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı anne tarafından boşandığı eşine karşı açılan velayeti altındaki müşterek çocuğun adının değiştirilmesi davasında, yerel mahkemece davanın kabulüne ve çocuğun adının değiştirilmesine karar verilmiş; hüküm davalı baba vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anne ve babanın evlilik birliği içerisinde birlikte koydukları veya nüfusa tescil ettirdikleri çocuğun adının, boşanmaya sebep olan olaylarda babanın ailesinin etkisi bulunması ve annenin bu sebeple ismi kullanmak istememesi gerekçesiyle TMK m. 27 kapsamındaki 'haklı neden' sayılarak değiştirilip değiştirilemeyeceği noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; ergin olmayan çocukların adının değiştirilmesi davalarında haklı neden kavramının, çocuğun zihinsel gelişimi ve sosyal statüsü korunarak ergin kişilere kıyasla daha dar ve istisnai yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır. Boşanmaya sebep olan olaylarda babanın ailesinin etkisinin bulunması veya davacı annenin bu isme tepki duymasının çocuk adına haklı neden oluşturmayacağı, tarafların kendi çevrelerinde farklı isimler kullanmasının tek başına üstünlük sağlamayacağı belirtilmiştir. Yerel mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur. |
| Muvazaalı Acentelik Sözleşmelerinde Acentenin Gerçekte İşveren Sayılamayacağına Husumet Yokluğundan Davanın Reddi Gerektiğine Ve Taleple Bağlılık İlkesine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 38 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; davalı şirketin işyerinin yönetimi ve denetimini elinde bulundurduğunu, sonradan yapılan acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve acente konumundaki diğer davalının da gerçekte kargo şirketinin işçisi durumunda bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle acente davalı hakkında husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının Cumartesi günleri için talep ettiği çalışma saatlerinin (08.00-19.00) aşılarak 08.00-22.00 saatleri üzerinden hesaplama yapılmasının HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu ve ıslah tarihinin kararda hatalı gösterildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 112 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, tarafların evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz, araçlar ve şirket kar payı alacağına ilişkin olarak edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacağın tahsilini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili, tarafların anlaşmalı boşanma protokolü gereğince birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat taleplerinin olmadığını, bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin hüküm teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Kararı: İlk Derece Mahkemesi, protokoldeki beyanların ve mahkeme içi ikrarın boşanmanın fer'ileri dışındaki hususları da kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma protokolündeki mali beyanların boşanmanın fer'ilerine yönelik olduğunu ve açıkça mal rejimini kapsamadığını belirterek kararı bozmuş; ancak İlk Derece Mahkemesi önceki kararında direnmiştir. Temyiz/Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi niteliğinde olmadığını, protokoldaki ibarelerin mal rejiminden feragati açıkça içermediğini belirterek Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararının bozulmasına karar vermiştir. |
| Mal Ayrılığı Rejiminde Ev İçi Katkının İspatlanamaması Sebebiyle Onama Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 43 |
Oku
Dava Türü: Katkı Payı Alacağı Davası Davacı Talebi: Davacı kadın, evlilik birliği içinde alınan taşınmazın edinilmesine ziynet eşyaları, konfeksiyon ve temizlik işlerinde çalışarak elde ettiği gelirle katkıda bulunduğunu belirterek 150.000,00 TL katkı payı alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek, taşınmazın kendisine miras kalan malların satışından elde edilen gelirle alındığını, davacının parasal bir katkısının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesi, mal ayrılığı döneminde yapılan katkının parasal bir değerle ispatlanması gerektiğini, ev içi katkının alacağa konu edilemeyeceğini ve tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki delillerin değerlendirilmesinde ve hukuki nitekimde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ONAMIŞTIR. |
| İştirak Olarak Adlandırılan Yoksulluk Nafakası Ve Tazminat İsteminde Karar Verilmesi Zorunluluğu | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 39 |
Oku
Dava Türü: Karşılıklı Boşanma, Nafakalar ve Tazminat Davası Davacı (Kadın) Talebi: Kadın eş, kendisi ve çocukları için nafaka isteyerek bunun boşanma kararı sonrasında da devam etmesini, ayrıca 30.000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. Davalı (Erkek) Talebi: Erkek eş karşı boşanma davası açarak davanın kabulünü savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece karşı davanın kabulüne karar verilmiş, kadının kendisi için talep ettiği nafaka iştirak nafakası olarak adlandırıldığı gerekçesiyle yoksulluk nafakası bulunmadığı kabul edilmiş ve manevi tazminat talebi hakkında karar verilmemiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, olayları açıklamanın taraflara hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğunu hatırlatmıştır. Kadının kendisi için boşanma sonrasında devam edecek nafaka talebinin yoksulluk nafakası niteliğinde olduğunu, yanlış adlandırmanın istem bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağını ve istenen manevi tazminat hakkında olumlu/olumsuz karar verilmemesini usule aykırı bularak kararı BOZMUŞTUR. |
| Zina Veya Hayata Kast Dışındaki Boşanmada Katılma Alacağının Azaltılamayacağı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 60 |
Oku
Dava Türü: Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Artık Değere Katılma Alacağı Davacı Talebi: Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen mallar nedeniyle 55.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, malların kendi kazancı ile alındığını ve TMK 236/2 maddesi gereğince davacının katılma alacağı alamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece, boşanma davasının davacının ağır kusuru nedeniyle sonuçlandığı gerekçesiyle TMK 236/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 236/2 maddesindeki katılma alacağının azaltılması veya kaldırılması kuralının sadece Zina (TMK m. 161) veya Hayata Kast (TMK m. 162) nedeniyle verilen boşanma kararlarında uygulanabileceğini, temelden sarsılma veya haysiyetsiz hayat sürme gerekçeli boşanmalarda bu maddenin uygulanamayacağını belirterek kararı BOZMUŞTUR. |