Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçunda Kamu Güvenliği Açısından Somut Tehlikenin Tartışılması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar nedeniyle devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama (TCK m. 300/1) ve halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme (TCK m. 216/2) suçlarından kamu davası açılmıştır.
Sanık Savunması: Sanık müdafii temyiz dilekçesinde suçlama ve mahkumiyet kararlarına karşı çıkarak kararın bozulması gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece ve İstinaf Kararları: Van 3. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın her iki suçtan mahkumiyetine karar verilmiş; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Van Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Ceza Dairesi; devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama suçundan verilen mahkumiyet hükmünü ONAMIŞTIR. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçu yönünden ise TCK m. 216/2 anlamında kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığının mahkemece tartışılması gerektiğini belirterek, yetersiz gerekçe ile kurulan mahkumiyet hükmünü BOZMUŞTUR.
Mahkemesi : Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi: Van 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2019 tarih ve 2019/1078 - 2019/1176 sayılı kararı
Suç: Devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme
Hüküm 5237 sayılı TCK'nın 216/2, 300/1, 63/1 ve 53/1 maddesi uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
3713 sayılı Kanunun 7/2 maddesi kapsamındaki terör örgütünün propagandasını yapmak ve TCK'nın 301/1 maddesi kapsamındaki Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama suçlarından zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
1-Sanık hakkında devletin egemenlik alametlerini aşağılama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut bir tehlike suçu olarak 5237 sayılı TCK'nın 216/1 maddesinde düzenlenen ve kamu düzenini, toplum huzurunu/barışını himaye eden, esas itibariyle nefret söylemini sınırlandırmayı hedefleyen halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçu; halkı, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik edilmesini cezalandırmaktadır.
Mahiyeti ve yapısı itibariyle Anayasanın 26., AİHS'nin 10. maddeleri ile teminat altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti bağlamında suç tanımında gösterilen hassasiyetin uygulamada da gözetilmesinde zaruret bulunduğundan, kamu düzeni ve toplum huzurunu korumak gibi meşru bir amaca yöneldiğinde kuşku bulunmayan müdahalenin, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve hakkın özüne dokunmadan ölçülü/orantılı bir müdahale olup olmadığının olaysal olarak mahkemece değerlendirilmesi gerekir.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; Suçu oluşturan "tahrik", soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kapsamda salt yüz çevirme, soyut bir red veya saygısızlık ifade eden bir davranışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir. Diğer bir tabirle etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi içermelidir. Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.
Kin ve düşmanlık; "husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zemini oluşturan psikolojik bir hal" olarak açıklanabilir, "kin ve düşmanlık" ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece "şiddet içeren ya da şiddet tavsiye eden tahrikler" madde kapsamında değerlendirilebilecektir.
Türk Ceza Kanunun 216. maddesinde yer alan düzenleme, doğrudan ifadenin içeriğini hedefe alarak bir sınırlama öngörmemektedir. İfadenin iletişimsel etkisinin muhatapları üzerinde yarattığı varsayılan etkiyi değil, somut vakıada kullanılan ifadenin yaratmış olduğu etkiyi dikkate almaktadır. (Terörizm ve İfade Özgürlüğü Paradoksu, Yard. Doç Dr. [A. Ş.], Sy.339) Kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenirken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesine bakmak gerekir. Hakim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak ve noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, herkese açık olan sosyal medya hesabından iddianamede yer alan sözleri paylaştığının anlaşılması karşısında, kullanılan ifadeler dolayısıyla, TCK'nın 216/2. maddesinde düzenlenen "kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde" suçun unsurları itibariyle oluşacağı, sanık hakkında TCK'nın 216/2 maddesinde tanımlanan suçun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin gerekçe bölümünde tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdiri yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Van 3. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Siyasi Parti Seçmenlerine Yönelik Sosyal Medya Eleştirilerinin Halkı Kin Ve Düşmanlığa Tahrik Veya Aşağılama Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Sendika Başkanının Sosyal Medya Paylaşımının Şiddete Çağrı İçermediği Ve Düşünce Özgürlüğü Kapsamında Kaldığı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- 15 Temmuz Sonrası Askerlerin Durumuna İlişkin Sosyal Medya Paylaşımlarının Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama Suçunu Oluşturabileceği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Alevi Vatandaşların Kendilerini Saldırılara Karşı Koruması Yönündeki Sosyal Medya Paylaşımlarının Halkı Kin Ve Düşmanlığa Tahrik Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Sosyal Medyadaki Dua Ve Diyanet Eleştirilerinin Dini Değerleri Alenen Aşağılama Suçunu Oluşturduğu Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Düğünde Etnik Sloganlar Atarak Halkı Kin Ve Düşmanlığa Tahrik Etme Ve Tehdit Suçlarının Yargılaması Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Sosyal Medyada Dini Değerleri Aşağılama Suçunda Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı Sonrası Basit Yargılama Usulünün Değerlendirilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Sosyal Medyadaki Anlık Öfke Ürünü Tepkisel Yorumların Suç İşlemeye Tahrik Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Belediye Başkanı Ve Milletvekillerine Eskişehirspor Nedeniyle Hakaret Edilmesinde Görev Nedenselliği Bulunmadığı Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Etnik Temizlik İddiasını İçeren Broşür Dağıtma Eyleminin Devletin Askeri Ve Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama Suçunu Oluşturduğu Hakkında Yargıtay Kararı Emsal Karar
- Süresiz Nafaka Düzenlemesi İptal Edildi | Osmaniye 130 kez okundu
- TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 16/A-1 ve Geçirilmiş Nevrotik Bozukluklar (2026 Güncel Rehber) 124 kez okundu
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 110 kez okundu
- Hakaret Davaları ve Yargıtay Emsal Kararları 107 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 96 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 95 kez okundu
- Araç Mahrumiyet Bedeli (İkame Araç Tazminatı) Nedir? Nasıl Alınır? 2026 | Av. Mücahit Çelik 92 kez okundu
- Trafik Kazası Sonrası Ne Yapılmalı? Deliller, Başvuru Yolları ve Tazminat Hakları 75 kez okundu
- Sosyal Medyada 15 Yaş Sınırı: Yaş Doğrulama ve Çocuk Hesapları 75 kez okundu
- İlave Tediye Nedir? Kimler Alır? Hukuki Dayanağı ve Zamanaşımı 72 kez okundu
- Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı 192 kez okundu
- Zina Hukuki Sebebine Dayalı Boşanma Davasında Kadının İlettiği Otel Kayıtları Araştırılmadan Eksik İncelemeyle Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 130 kez okundu
- Beş Yılı Dolan Kira Sözleşmesinde Hak ve Nesafet İlkesine Göre Brüt Kira Bedelinin Tespiti ve Eski Kiracılık İndirimi Yargıtay Kararı 122 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 112 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 105 kez okundu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı 94 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı 91 kez okundu
- Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı 89 kez okundu
- Sosyal Medya Paylaşımında İsim Zikredilmeden Söylenen Sözlerde Matufiyet Şartının Gerçekleşmemesi Sebebiyle Hakaret Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 87 kez okundu