Devam Eden İş İlişkisinde Ödenen Kıdem Tazminatının Faiziyle Mahsubu Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 04.09.2026
9
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas: 2026/10 Karar: 2026/3800
Özet

Dava Türü: İşçilik Alacakları (Kıdem, İhbar Tazminatı ve Yıllık İzin Ücreti)

Davacı Talebi: Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabı: Davalılar vekili, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının kıdem tazminatının ödendiğini, ihbar öneli kullandırıldığını ve iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; davalıların istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.

Temyiz (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma devam ederken yapılan kıdem tazminatı ödemesinin avans kabul edilerek ödeme tarihinden fesih tarihine kadar yasal faiziyle mahsup edilmesi gerektiği ve yıllık izin kullanımı konusunda davacının HMK 31 kapsamında açıklattırılması gerektiği gerekçeleriyle BAM kararını kaldırıp İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR.

Tam Orijinal Karar Metni

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/10 Karar No: 2026/3800

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/1199 E., 2025/2115 K.
DAVA TARİHİ: 28.10.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 38. İş Mahkemesi
SAYISI: 2024/338 E., 2025/37 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenler nezdinde değişik tarihlerde giriş çıkışları yapılarak 1999 yılından itibaren montaj ustası olarak 2015 yılının Haziran ayına kadar çalıştığını ve en son yine davalının alt işveren şirket olan dava dışı ... Mimarlık Şirketi nezdinde 2018 yılı Ekim ve Kasım aylarında çalıştığını, davalı Şirket dışındaki şirketlerde sigorta yapılırken dahi çoğunlukla sigorta primini davalıların ödediklerini, davacının son ücretinin 4.000,00 TL olduğunu, asgari ücret kısmının bankaya yatırılıp, kalan kısmın elden ödendiğini, yıllık izin alacağının bulunduğunu, iş sözleşmesinin davalılar tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının kıdem tazminatının ödendiğini, kendisine ihbar öneli kullandırıldığını, davacının nezdinde çalıştığı dava dışı davalı olarak göstermeksizin müvekkili Şirketler aleyhine dava açılmasının usulsüz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrası yeniden dinlenen tanıkların beyanları, dava dışı (...) Şirketi ile davalı Şirketlere ilişkin celp edilen ticari sicil kayıtları, Kurumundan (SGK) celp edilen aracı bilgi kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı Şirketinin davalı Şirketlerin montaj müdürü tarafından kurulduğu, bu şirketin davalı Şirketler içerisinde faaliyet gösterdiği ve çalışanların hem davalı Şirketlerden hem de dava dışı şirketten emir ve talimat aldıkları yönündeki beyanlar ile SGK kayıtlarına göre dava dışı Şirketinin davalı Şirketlerin aracı firması olarak kaydının bulunduğu, her iki şirketin bağlantılı olduğu, davacının dava dışı Şirketinde geçen çalışma sürelerinden de davalıların sorumlu olduğu, davacının 03.09.1999-16.05.2015 tarihleri ile 18.10.2018-13.11.2018 tarihleri arasında 15... ay 8 gün çalıştığı, davalı tarafından "...Yeni iş teklifini kabul etmemeniz üzerine iş sözleşmeniz ihbar süreniz kullandırılarak ve ihbar sürenizin bitim tarihi olan 16/01/2014 tarihi itibari ile iş sözleşmenizden doğan tüm kıdem tazminatı ve sair işçilik haklarınız ödenmek suretiyle işverenliğimizce feshedilmiştir." şeklinde fesih bildirimi yapıldığı, davacının sonrasında ise dava dışı Şirketi bünyesinde SGK girişinin yapıldığı, davacıya ilgili fesih bildirimi ile ihbar öneli tanındığı belirtilmiş ise de fesih tarihinin 16.01.2014 olarak belirtildiği ve davacının ilgili bildirimi aynı tarihte imzaladığı, davacının dava dışı ... Şirketinde kesintisiz çalışmaya devam ettiği, her ne kadar Kod (03) (istifa) ile çıkış bildirilmiş ise de dosyada herhangi bir istifa dilekçesinin bulunmadığı, dosyaya ibraname ve feragatname başlıklı belge sunulmuş ise de ilgili belgenin yasal koşulları taşımadığı, geçerli olmadığı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, davacıya yapılan bir kısım kıdem tazminatı ödemesinin mahsup edildiği, kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alındığı, davacının kullanmadığı ve karşılığı ödenmeyen yıllık izinleri karşısında yıllık izin alacağı da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
2. Dava dışı Şirketi ile müvekkili Şirket arasında hukuki bir ilişki olmadığını,
3. Davacının Şirketinden 16.03.2015 tarihinde ve dava dışı ... Mimarlık Şirketinden 16.05.2015 tarihinde ayrıldığını, bu hususlar incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu,
4. 2018 yılındaki 1 aylık çalışmasına dair sunulan istifa dilekçesinin dikkate alınmadığını,
5. 2014 yılı öncesi çalışmasının kıdem tazminatı hesabında çalışma süresine eklenemeyeceğini,
6. Sunulan ibraname ve feragatname belgesine göre davacının davalıları ibra ettiğini,
7. İzin haklarının kullanıldığını,
8. İhbar süresi kullandırılarak iş sözleşmesi feshedildiğinden ihbar tazminatı hakkı olmadığını,
9. Husumetli davacı tanığının beyanlarına itibar edilemeyeceğini,
10. Ücret miktarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; zamanaşımı, organik bağ, husumet, hizmet süresi, ücret miktarı, davacının dava konusu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile davacı tanığının husumetli olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta; iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı olarak feshedildiğinin ispatlanamaması karşısında, kıdem tazminatı talebinin kabulü yerinde ise de hesap yöntemi dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Davalı işverenler tarafından 16.01.2014 tarihinde davacının iş sözleşmesinin feshedildiği, bu fesih ardından davacıya 21.642,53 TL kıdem tazminatı ödendiği savunulmuştur. Davacıya ait hizmet döküm cetvelinin ve dosya kapsamının incelenmesine göre, davacının 16.01.2014 tarihinde davalı AŞ'den çıkışı yapılıp ertesi gün yine aynı sicil numarasında kayıtlı dava dışı Şirketi nezdinde 17.01.2014 tarihinde işe girişinin yapıldığı yani davacının sigorta kayıtları üzerinde giriş çıkışı yapılsa da aynı işyerinde aynı işi yapmaya devam ettiği ve söz konusu kıdem tazminatının davacıya 31.05.2014 tarihli 5.000,00 TL bedelli çek ile 28.02.2015 tarihli 16.642,53 TL bedelli çeklerle iş ilişkisi devam ederken ödendiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar söz konusu ödeme hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edilmiş ise de, iş ilişkisi devam ederken davacıya ödeme yapıldığından kıdem tazminatının avans olarak ödendiği kabul edilmelidir. Şu hâlde bu ödemenin yukarıda belirtilen çekle ödeme tarihinden fesih tarihine kadar ki yasal faiziyle birlikte, hesaplanan kıdem tazminatından mahsubu gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. Davacının 03.09.1999-16.05.2015 tarihleri ile 18.10.2018-13.11.2018 tarihleri arasında çalıştığı dikkate alınarak faiz hesabının ödeme tarihinden 16.05.2015 tarihi ile 18.10.2018-13.11.2018 tarihleri arasında hesaplanmasına dikkat edilmelidir.
3. Davacı dava dilekçesinde, yıllık izin alacağı bulunduğunu ileri sürerek yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresine göre hak kazandığı yıllık izin gün sayısından, sunulan yıllık ücretli izin kullanım belgelerine göre izin kullanılan günler düşülerek bakiye süreler için yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmış ise de bu hesap yöntemi yerinde değildir. Davacının çalışma süresi içerisinde 2007-2010 yılları arasında kullandığı yıllık izinleri gösteren belgeler dışında diğer çalışma dönemlerine dair yıllık ücretli izin belgesi sunulmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının davalı işyerinde çalışmaya başladığı 1999 yılından 2007 yılına kadar ve yine 2010 yılından iş sözleşmesinin fesih tarihine kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, belirtilen tarihler arasında davacının herhangi bir zamanda yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı hususu açıklattırılarak beyanı alınmadan eksik inceleme ile yıllık ücretli izin alacağının yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik