Anlaşmalı Boşanma Kararının Aradan Sekiz Yıl Geçtikten Sonra Tebliğe Çıkarılmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Olduğu ve Boşanma İradesinin Samimi Olmadığı Gerekçesiyle Davanın Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı
Davacı Talebi: Davacı erkek, tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı ve Temyiz Talebi: Davalı kadın; kararın sekiz yıl sonra tebliğ edilmesi üzerine süresinde temyiz başvurusunda bulunarak, aralarında anlaşarak gerekçeli kararı tebliğ almadıklarını, herkesin kendilerini evli bildiğini, Nisan 2018 tarihine kadar çocukları ile birlikte aynı konutta yaşayıp evlilik birliğini sürdürdüklerini belirterek boşanmak istemediğini ve hükmün bozulmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince 09.11.2010 tarihinde tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, ancak gerekçeli karar aradan sekiz yıl geçtikten sonra 19.04.2018 tarihinde tebliğe çıkarılmıştır.
Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kararın sekiz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasının TMK m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, boşanma iradesinin samimi olmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmek üzere hükmü BOZMUŞTUR.
Davacı erkek tarafından açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda 09.11.2010 tarihli kararla tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, mahkemenin gerekçeli kararı, aradan sekiz yıl geçtikten sonra tebliğe çıkartılmış, 19.04.2018 tarihinde davalı kadına tebliğ edilmesi üzerine, davalı kadın süresi içerisinde kararı temyiz etmiştir. Davalı temyiz dilekçesi ile "aralarında anlaşarak gerekçeli kararı tebliğ almadıklarını, herkesin kendilerini evli bildiğini, Nisan 2018 tarihine kadar çocukları ile birlikte aynı konutta yaşadıklarını ve birliğin devam ettiğini, boşanmak istemediğini ve hükmün bozulmasını istediğini" ileri sürmüştür. Kararın sekiz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve "Hakkın kötüye kullanılması" niteliğindedir. Türk Medeni Kanunu'nun 2/2. maddesinde belirtildiği gibi bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.12.2018 (Salı)
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 42 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 41 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 37 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 42 kez okundu
- Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı 37 kez okundu
- Eşini Genç Sekreteriyle Aldatan Koca Aleyhine 200.000 TL Manevi Tazminat Onaması 37 kez okundu
- Feragatten Sonra Başkasıyla Yaşayan Erkeğin Tam Kusurlu Sayılması Kararı 37 kez okundu
- Telefonda Görüşmenin Zina Değil Güven Sarsıcı Behavıour Sayılacağı Kararı 35 kez okundu