Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Sanığa Tebligat Yapılmaması ve Eski Hale İade Talebi Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 18.10.2026 | 25 |
Oku
Konu: Avukatın temyiz süresini kaçırması, kararın sanığa tebliğ edilmemesi ve eski hâle getirme hakkı. Olayın özeti: Sanık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmiştir. * İstinaf mahkemesi mahkûmiyet kararını uygun bulmuştur. * Karar, sanığın avukatına 15.06.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. * Avukat, 08.07.2021 tarihinde temyiz başvurusu yapmış ancak yasal süreyi kaçırmıştır. * İstinaf mahkemesi, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunu reddetmiştir. * Sanık ise kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek eski hâle getirme ve temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay'ın değerlendirmesi Yargıtay iki önemli tespitte bulunmuştur: Birincisi: Müdafiin kusurlu davranışı nedeniyle kanun yolu süresinin kaçırılması hâlinde sanığın eski hâle getirme imkânı bulunmaktadır. İkincisi: Somut olayda istinaf kararı sanığa ayrıca tebliğ edilmemiştir. Sanığın kararın içeriğini öğrenme hakkı dikkate alınarak, öğrendikten sonra yaptığı temyiz başvurusu süresinde kabul edilmiştir. Ayrıca eski hâle getirme talebiyle birlikte yapılan temyiz başvurusunu değerlendirme yetkisinin Yargıtay'a ait olduğu belirtilmiştir. Yargıtay'ın kararı Temyiz başvurusu süresinde kabul edildi. Ancak Yargıtay, dosyanın esasını da inceleyerek mahkûmiyet hükmünü ONADI. Yani sanık temyiz incelemesi hakkını elde etmiş fakat mahkûmiyet kararı değişmemiştir. Kararın hukuki önemi Bu karar, özellikle avukatın kanun yolu başvuru süresini kaçırdığı ceza dosyalarında önemlidir. Temel ilke: Avukatın süresinde temyiz başvurusu yapmaması, sanığın her durumda kanun yolu hakkını kaybettiği anlamına gelmez. Somut olayda sanığa ayrıca tebligat yapılmamış olması ve eski hâle getirme imkânı belirleyici olmuştur. Dayanak: Tebligat Kanunu m. 11, eski hâle getirme hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, 2019/16-573 E., 2022/119 K. sayılı kararı. Uygulamada dikkat edilmesi gereken husus: Bu karar, avukatın süreyi kaçırdığı bütün dosyalarda otomatik olarak yeniden temyiz hakkı doğduğu anlamına gelmez. Kararın sanığa tebliğ edilip edilmediği, sanığın öğrenme tarihi ve eski hâle getirme koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Sonuç: Kararın sanığa tebliğ edilmemesi, müdafiin süreyi kaçırdığı bazı durumlarda sanığın temyiz hakkını kullanabilmesi açısından belirleyici olabilir. |
| Araç Hırsızlığı Esnasında veya Sonrasında Araca Verilen Zarardan Dolayı Ayrıca Mala Zarar Verme Suçundan Ceza Verilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 6. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 28 |
Oku
Dava; katılana ait aracın çalınması ve araçtaki parçaların sökülerek araca zarar verilmesi eyleminde, sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçunun yanında ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesince, sanıkların eylemleri nedeniyle TCK'nın 151/1 ve 62. maddeleri uyarınca mala zarar verme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. Mahkûmiyet kararının kesinleşmesinin ardından Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi yaptığı incelemede; hırsızlık suçunun konusunu çalınmak istenen aracın kendisinin oluşturduğu hallerde, malın çalınması esnasında veya sonrasında araca verilen zarardan ötürü ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağını belirtmiştir. Eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı gözetilmeden mala zarar verme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına bozulmasına ve unsurları oluşmayan mala zarar verme suçundan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Doktora Söylenen Okumuşsun Ama Adam Olamamışsın Şeklindeki Sözlerin Kaba ve Nezaket Dışı Olduğu Hakaret Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 28.09.2026 | 59 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Sağlık ocağında görevli doktora hitaben söylenen "Bu kadın doktor ise ben buna muayene olmak istemiyorum, okumuşsun ama adam olamamışsın" şeklindeki sözlerin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu (TCK m. 125/3-a) oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Müşteki ve İddia Makamı Talebi: Mağdur doktor sanığın kendisine hakaret ettiğini belirtmiş; O yer Cumhuriyet savcısı ise sanığın mesai saatleri içinde kamu görevlisine hakaret etmesi nedeniyle cezanın TCK m. 125/4 uyarınca artırılması gerektiği gerekçesiyle mahkumiyet hükmünü temyiz etmiştir. Davalı (Sanık) Cevabı / Savunması: Sanık temyiz dilekçesinde, söylediği sözlerin hakaret niteliğinde olmadığını, kaba ve rahatsız edici sözler olduğunu belirterek beraatini talep etmiştir. Yargılama ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında TCK m. 125/3-a uyarınca verilen HAGB kararının denetim süresi içinde yeni suç işlenmesi üzerine açıklanmasına ve sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hükmün sanık ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesi; sanığın söylediği sözlerin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını gözetmeyerek beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuş ve oy çokluğuyla HÜKMÜN BOZULMASINA karar vermiştir. |
| Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçunda Soyut Suç Atması ve Yetersiz Delil Sebebiyle Beraat Yerine Mahkumiyet Kararı Verilmesinin Hukuka Aykırılığı Hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Ceza Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 28.09.2026 | 30 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Mağdurun evinden ziynet eşyalarının çalınması olayı ile ilgili olarak, hakkında ayrı takibat yürütülen diğer şahsın soyut iddiası üzerine, çalınan ziynet eşyalarını satın aldığı iddiasıyla sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan (TCK m. 165/1) açılan davada sanığın mahkumiyetine karar verilip verilemeyeceğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmasına ilişkindir. Müşteki (Mağdur) Talebi: Mağdur, evinden ziynet eşyalarının çalındığını, bakıp büyüttüğü manevi oğlundan şüphelendiğini ve şahsın takıları kuyumcuya sattığını söylemesi üzerine şikayetçi olmuş; ancak daha sonradan zararının sanık tarafından karşılanması sebebiyle şikayetini geri almıştır. Davalı (Sanık) Cevabı / Savunması: Kuyumcu işleteni olan sanık aşamalarda; suça konu ziynet eşyasını satın almadığını, işletmesinde yalnız çalıştığını, güvenlik kamerası görüntülerinde iddia edilen şahsın iş yerine gelmediğini, kamera kayıtlarındaki zaman boşluklarının teknik kesintilerden kaynaklandığını, suçlamaları kabul etmediğini ve beraatine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince sanığın TCK m. 165/1 uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hakkında hırsızlık suçundan ayrı dava açılan diğer şahsın soyut suç atması dışında sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Yerel mahkemenin direnme kararı vermesi ve direnme üzerine yapılan incelemeler sonucunda dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu; sanığın tüm aşamalarda suçlamayı reddetmesi, suça konu ziynet eşyalarının iş yerinde ele geçirilmemesi, teşhis ve yüzleştirme yaptırılmaması ve zararın karşılanmasının suçu kabul anlamına gelmeyeceği gerekçeleriyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek Yerel Mahkemenin direnme kararının BOZULMASINA karar vermiştir. |
| Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunda Gerekçeli Kararın Duruşmaya Katılmayan Zabıt Katibi Tarafından İmzalanmasının Usule Aykırılıgı | Yargıtay 10. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 36 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Sanık hakkında kargo aracılığıyla nakledilen eroin maddesini teslim alması nedeniyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan açılan kamu davasında, eylemin sübut bulup bulmadığı ve yargılama usul kurallarına uyulup uyulmadığı uyuşmazlık konusudur. Davacı (İddia/Cumhuriyet Savcılığı) Talebi: O yer Cumhuriyet savcısı, sanığın beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunarak sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Davalı (Sanık/Müdafi) Cevabı: Sanık müdafii, uyuşturucu madde ile sanık arasında illiyet bağı kurulamadığını, kargo içeriğinden habersiz olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, suçun unsurlarının oluşmadığını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini savunarak temyiz başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece, İstinaf ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesi (... 4. Ağır Ceza Mahkemesi), sanığın maddelerle illiyetinin kesin olarak belirlenemediği gerekçesiyle beraatine karar vermiştir. İstinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi (... BAM 5. Ceza Dairesi), Cumhuriyet savcısının başvurusunu kabul ederek beraat kararını kaldırmış ve sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna teşebbüsten 8 yıl 9 ay hapis ile 10.000 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir. Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 10. Ceza Dairesi; kısa kararın açıklandığı son celseye katılan zabıt katibi yerine, sebepler açıklanıp belgelenmeden gerekçeli kararın farklı bir zabıt katibi tarafından imzalanmasının 5271 sayılı CMK'nın 219 ve 220. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle diğer yönleri incelemeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA karar vermiştir. |
| Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçunda Cezanın Alt Sınırının Beş Yıl Olması Nedeniyle Sanığın İstinabe Suretiyle Sorgulanamayacağına Ve Bizzat Mahkemesince Savunmasının Alınması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 1. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 24.09.2026 | 37 |
Oku
İddia ve Kanun Yararına Bozma İstemi: Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûm olan sanığın, cezasının alt sınırının TCK m. 87/1-son uyarınca 5 yıl hapis cezası olması karşısında, CMK m. 196/2 uyarınca istinabe suretiyle sorgulanamayacağını, sanığın ek savunma için SEGBİS ile esas mahkemesine bağlanmak istemesine rağmen bizzat esas mahkemesince savunması alınmadan mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmün kanun yararına bozulmasını talep etmişlerdir. Sanık Savunması: Sanık talimat mahkemesinde alınan ifadesinde ek savunma için duruşmadan bağışık tutulma talebinin bulunmadığını, bizzat esas mahkemesine SEGBİS aracılığıyla bağlanarak savunma yapmak istediğini beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesince, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan TCK m. 86/1, 86/3-e, 87/1-c, 87/1-son, 29, 62 ve 53. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilmiş ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Yargıtay İncelemesi ve Kararı: Yargıtay 1. Ceza Dairesi; sanığa atılı suç için öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle CMK m. 196/2 gereğince istinabe suretiyle sorgu yapılamayacağını, savunma ve ek savunmasının bizzat yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiğini belirterek kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararının CMK m. 309/3 gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Maddi Zarar Doğurmayan İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Somut Zarar Belirlenmeden Zararın Karşılanmadığı Gerekçesiyle HAGB Uygulanmamasına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 5. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 18.09.2026 | 50 |
Oku
Davacı (Müşteki/Katılan) Talebi: Katılan, vekili sıfatıyla dosyasını takip eden sanık avukatın bozma sonrası verilen kararı temyiz etmeyerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediğini ve cezalandırılması gerektiğini iddia etmiştir. Davalı (Sanık) Cevabı: Sanık avukat; katılan aleyhine reddedilen kısmın Yargıtay bozma kararı kapsamı dışında olduğunu, temyiz edilmesinin sonucu değiştirmeyeceğini, katılanın kararın temyizi yönünde talimatı ve vekalet ücreti ödemesi bulunmadığını belirterek suçun unsurlarının oluşmadığını ve beraatına karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hapis cezası verilerek ertelenmesine ve zararın karşılanmadığı gerekçesiyle HAGB uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesi; HAGB için aranan zarar koşulunun somut ve belirlenebilir maddi zarar olduğunu, somut eylem nedeniyle oluşan maddi zararın nelerden ibaret olduğu denetime imkan verecek şekilde kararda tartışılmadan 'katılanın zararı karşılanmamış olduğundan' şeklindeki yasal ve yetersiz gerekçeyle HAGB uygulanmamasını ve suç tarihinin kararda hatalı gösterilmesini hukuka aykırı bularak hükmün BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Ev Sahibinin Kesinleşen Tahliye Kararını İcraya Koymadan Kiracının Evine Çilingirle Girip Kilidi Değiştirmesi Sebebiyle Konut Dokunulmazlığını İhlal Ve Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçlarına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 18.09.2026 | 68 |
Oku
Davacı (Kullanıcı/Müşteki/Katılan) Talebi: Kiracı olan katılan, kira borcu ve tahliye davası süreci devam ederken ev sahibi sanığın eve girerek kapı kilidini değiştirdiğini ve içeri girmesini engellediğini belirterek sanığın cezalandırılmasını talep etmiştir. Davalı (Sanık/Şüpheli) Cevabı: Sanık müdafii; kiracının kira borcunu ödememesi üzerine tahliye davası açıldığını ve kararın alındığını, katılanın evi boşalttığını komşulardan ve avukatından teyit ederek eve girdiğini, evin boş ve oturulamaz halde olması sebebiyle konut vasfı taşımadığını, ev sahibi olması nedeniyle hakkı olmayan yere tecavüz suçunun oluşmadığını belirterek beraat kararı verilmesini savunmuştur. İlk Derece ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesi, sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkûmiyet kararı vermiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi; sanığın kesinleşen tahliye kararını yasal icra yollarından infaz etmek yerine çilingirle eve girip kilit değiştirmesini hukuka aykırı bularak konut dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen mahkûmiyet kararlarının ONANMASINA; hakkı olmayan yere tecavüz suçunda ise temel ceza alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasında alt sınırdan uzaklaşılmasını çelişki kabul ederek hükmün adli para cezası yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Sosyal Medyadaki Anlık Öfke Ürünü Tepkisel Yorumların Suç İşlemeye Tahrik Suçunu Oluşturmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 42 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında sosyal medya hesabından bir Valilik haberi paylaşımının altına "nerede polis varsa topuğuna sıkmak lazım" şeklinde yorum yazdığı iddiasıyla suç işlemeye tahrik etme (TCK m. 214/1) suçundan kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık temyiz başvurusunda yargılamaya konu edilen paylaşımı kendisinin yapmadığını, kabul edilse dahi cezanın seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İlk Derece ve İstinaf Kararları: 14. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın TCK m. 214/1 uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB uygulanmasına karar verilmiş; denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi üzerine hüküm açıklanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; sanığın paylaşımının kaba bir söylem niteliğinde olduğunu, somut bir suçun işlenmesine yönelik belirsiz sayıdaki insanı tahrik etmeye elverişli bulunmadığını, anlık öfke ürünü olup genel ve soyut kaldığını, kamu barışını somut olarak tehlikeye sokacak yoğunlukta olmadığını belirterek TCK m. 223/2-a gereğince BERAAT kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı BOZMUŞTUR. |
| Belediye Başkanı Ve Milletvekillerine Eskişehirspor Nedeniyle Hakaret Edilmesinde Görev Nedenselliği Bulunmadığı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 44 |
Oku
İddia ve Suçlama: Sanık hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla Eskişehir Milletvekilleri [A. B.] ve [C. D.] ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı [E. F.]'e hakaret ettiği iddiasıyla kamu görevlisine görevinden dolayı zincirleme şekilde alenen hakaret (TCK m. 125/1-4, 125/3-a, 43) ve imam atamalarına ilişkin paylaşımı nedeniyle halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme (TCK m. 216/1) suçlarından kamu davası açılmıştır. Sanık Savunması: Sanık paylaşımları kendisinin yaptığını kabul etmekle birlikte suç işleme kastı bulunmadığını belirterek beraatini talep etmiş; temyiz dilekçesinde ise hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın her iki suçtan mahkumiyetine ve cezaların ertelenmesine karar verilmiş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi ise halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan beraat kararı vermiş, kamu görevlisine hakaret suçundan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi; halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan verilen beraat kararını ONAMIŞTIR. Kamu görevlisine hakaret suçu yönünden ise; mağdur ve katılanların Eskişehirspor yönetimi ile resmi bir görev bağı bulunmadığından eylemin görevden dolayı işlenmediğini, bu nedenle cezanın TCK m. 125/1-4 maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiğini ve şartları oluşan HAGB hususunda bir değerlendirme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı BOZMUŞTUR. |