Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Belediye İle Hizmet Alımı Yapılan Şirket Arasındaki İlişkinin Muvazaalı Olmadığı Ve Belediyenin Asli İşlerinin Alt İşverene Devredilebileceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 44 |
Oku
Taraflar ve Dava Konusu: Davacı işçi ile davalılar xxxx Belediyesi ve xxxx Sos. Hiz. Tic. Ltd. Şti. arasındaki muvazaanın tespiti, başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılma ile fark ücret, ikramiye, ilave tediye ve diğer işçilik alacaklarının tahsili davasıdır. Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin belediye bünyesinde operatör olarak aralıksız çalıştığını, ancak diğer davalı şirket üzerinden gösterilerek haklarının kısıtlandığını, şirket ile belediye arasındaki ilişkinin işçi teminine yönelik muvazaalı bir ilişki olduğunu ileri sürerek muvazaanın tespiti ile başlangıçtan itibaren belediye işçisi sayılmasına ve emsal belediye işçileri ile arasındaki yevmiye farkı, fazla çalışma, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan koku primi, ağır işçilik primi, ikramiye, ilave tediye ve diğer fark alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı Belediye vekili; hizmet alımının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesi ve Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale usulüyle yapıldığını, aralarında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Şirket vekili de iddiaların asılsız olduğunu ve davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince; 5393 sayılı Kanun'un 15 ve 67. maddeleri gereğince belediyenin asli işlerinin ihale yoluyla alt işverene verilebileceği, alt işverene verilen işin asıl iş olması veya uzmanlık gerektirmemesinin belediyeler yönünden muvazaa kriteri olmaktan çıktığı, davacının alt işverenin taraf olduğu sendikaya üye olarak TİS haklarından yararlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve esasa uygun bularak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığını ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Muvazaalı Acentelik Sözleşmesinde İşçinin Asıl İşverene İadesine Ve İadenin Mali Sonuçlarından Acente İle Asıl İşverenin Müştereken Sorumlu Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 33 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız ve sendikal nedenle feshedildiğini, davalı şirket ile davalı acente arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine, kargo şirketindeki işe iadesine ve işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı kargo şirketi vekili, davacının acente işçisi olduğunu ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Davalı acente vekili ise iş sözleşmesinin davacının davranışları nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini ve muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince verilen karar daha önce Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş; bozmaya uyan Mahkemece feshin geçersizliğine, ilişkinin muvazaalı olduğuna ve mali haklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi; davalılar arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, acente olarak gösterilen kişinin gerçekte işveren vekili konumunda bulunduğunu ve geçerli bir acentelik veya asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığını tespit etmiştir. Muvazaalı acentelik ilişkisinde işçinin gerçek işverene (kargo şirketine) iade edilmesi gerektiğini ve işe iadenin mali sonuçlarından (boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı) muvazaalı acentelik sözleşmesinin tarafı olan acente ile gerçek işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını BOZARAK ORTADAN KALDIRMIŞ ve davacının ana kargo şirketine işe iadesine, mali sonuçlardan ise her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına kesin olarak karar vermiştir. |
| Muvazaalı Acentelik Sözleşmelerinde Acentenin Gerçekte İşveren Sayılamayacağına Husumet Yokluğundan Davanın Reddi Gerektiğine Ve Taleple Bağlılık İlkesine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 38 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; davalı şirketin işyerinin yönetimi ve denetimini elinde bulundurduğunu, sonradan yapılan acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve acente konumundaki diğer davalının da gerçekte kargo şirketinin işçisi durumunda bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle acente davalı hakkında husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının Cumartesi günleri için talep ettiği çalışma saatlerinin (08.00-19.00) aşılarak 08.00-22.00 saatleri üzerinden hesaplama yapılmasının HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu ve ıslah tarihinin kararda hatalı gösterildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Karayolları Genel Müdürlüğünde Hizmet Alım Sözleşmelerinde Muvazaa Denetiminin Sadece Şartnameler Üzerinden Yapılamayacağına Ve Keşif Yapılarak Her İhale Dönemi Yönünden Ayrı Değerlendirme Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 38 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, sendika üyesi müvekkilinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğü işyerlerinde taşeron işçi gösterilerek toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında tutulduğunu, emsal kararlarda muvazaanın tespit edildiğini ileri sürerek, muvazaa nedeniyle başlangıçtan itibaren davalı kurumun işçisi olduğunun ve TİŞ'ten yararlandırılması gerektiğinin tespitini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, somut bilgi verilmediğini, sendikanın dava açma yetkisi bulunmadığını ve hizmet alım sözleşmelerinin kanuna uygun olup muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; Yargıtay bozması üzerine davalar tefrik edilmiş ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; 6001 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca hizmetlerin başkasından satın alınabileceğini, ancak muvazaa denetimi yapılırken yalnızca sözleşme ve şartnamelere bakılmasının yetersiz olduğunu, uzman bilirkişilerle yerinde keşif yapılarak fiilen yapılan işlerin ve her ihale döneminin ayrı ayrı muvazaa yönünden incelenmesi gerektiğini belirterek kararın BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmelerinde Muvazaa Ve Tanık Beyanlarına Karşı Resmî Kayıtların Üstünlüğüne İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 58 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, davalı belediyenin muhasebe servisinde kesintisiz çalıştığını, alt işverenlik sözleşmelerinin muvazaalı olduğunu belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının asıl işveren olan belediyeden tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı belediye, davacının yüklenici şirketlerin işçisi olduğunu, aralarında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını ve alacaklardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Dâhili davalı şirket de alacakların ödendiğini ve sorumluluğu olmadığını belirtmiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu kabul edilerek davacı tanık beyanlarına dayalı hesaplamaları içeren bilirkişi raporuyla davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairece (Kapatılan 22. Hukuk Dairesi) muvazaa bulunmadığı ve husumetli tanık beyanları yerine SGK kayıtlarının esas alınması gerektiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur. Mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz / Direnme İncelemesi Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; davacının hizmet süresinin çoğunluğunda hizmet alım sözleşmesi konusu olan temizlik işlerinde değil, belediyenin muhasebe bölümünde çalıştırıldığı gözetildiğinde, ilişkinin muvazaalı olduğu (işçi temini niteliğinde olduğu) yönündeki direnmenin yerinde olduğuna karar vermiştir. Ancak çalışma süresi ve ücretin ispatı bakımından husumetli ve birbiriyle çelişkili tanık beyanları yerine, aksini ispatlayacak kesin delil bulunmayan resmî SGK kayıtlarının esas alınması gerektiğini belirterek direnme kararının bu yönden BOZULMASINA oyçokluğuyla karar vermiştir. |
| Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmesiyle Çalıştırılan Şoförün Muvazaa İddiası Bulunmadıkça Asıl İşveren Davalı Belediyenin İşçisi Sayılamayacağına Ve Husumetli Tanık Beyanlarına Karşılık Emsal Yargıtay Kararlarıyla Fazla Çalışmanın İspatlanabileceğine İlişkin karar | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 0 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı belediyenin resmi hizmet araçlarında şoför olarak çalıştığını, belediyenin emir ve talimatlarına bağlı olduğunu, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı belediye vekili, husumet itirazında bulunarak davanın yüklenici firmaya ihbar edilmesini, alacakların zamanaşımına uğradığını ve fazla çalışma iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairece (Kapatılan 22. Hukuk Dairesi); belediye ile yüklenici şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu ve davacı tanıklarının husumetli olması nedeniyle fazla çalışma alacağının ispatlanamadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi önceki kararında direnmiştir. Temyiz / Direnme İncelemesi Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; (1) Belediye Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca hizmet alımı yoluyla yapılan işte muvazaa iddiası ve ispatı bulunmadığından davacının baştan itibaren belediye işçisi sayılamayacağına belirterek muvazaa uyuşmazlığı yönünden Özel Daire bozma kararı doğrultusunda BOZULMASINA; (2) Fazla çalışma alacağı yönünden ise husumetli tanık beyanlarının yanı sıra aynı işyerinde aynı işi yapan işçilerin kesinleşmiş emsal Yargıtay kararları ve işin niteliği gözetildiğinde fazla çalışma yapıldığının kabulünün yerinde olduğuna karar vererek bu uyuşmazlık yönünden DİRENMENİN UYGUN OLDUĞUNA ve miktar incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay 9. Hukuk Dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Mirasbırakanın Erkek Evladına Yaptığı Taşınmaz Temliklerinin Mirasçıdan Mal Kaçırma Amaçlı Ve Muvazaalı Olduğu Gerekçesiyle Tapu İptal Ve Tescil Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 1. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 44 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar asıl ve birleştirilen davada, mirasbırakan babalarının adına kayıtlı taşınmazları oğlu olan davalıya satış göstermek ve kadastro sırasında hibe etmek suretiyle devrettiğini, saklı paylarına tecavüz edildiğini ve işlemlerin muris muvazaası niteliğinde mal kaçırma amaçlı olduğunu belirterek tapu iptali ve tescil, aksi takdirde tenkis talep etmişlerdir[span_0](start_span)[span_0](end_span). Cevap ve Savunma: Davalı, hak düşürücü sürenin dolduğunu, satışların gerçek olduğunu, murisin borçlarını ödediğini, bakımıyla ilgilendiğini ve murisin minnet duygusuyla hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir[span_1](start_span)[span_1](end_span). İlk Derece Kararı: Mahkemece asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş; hüküm Yargıtayca bozulmuştur[span_2](start_span)[span_2](end_span). Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi; murisin taşınmaz satma ihtiyacının bulunmadığını, alım gücü olmayan erkek evladına malvarlığının büyük kısmını gerçek değerinin çok altında devrettiğini ve asıl amacın kız çocuklarını mirastan mahrum bırakmak olduğunu tespit etmiştir[span_3](start_span)[span_3](end_span). Bozma kararına uyan yerel mahkemenin tapu iptal ve tescil talebini kabul eden kararı, Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak ONANMIŞTIR[span_4](start_span)[span_4](end_span). |