Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| İş Kazası Sonucu Maddi ve Manevi Tazminat Hesabı Yargıtay Kararı | Yargıtay 10. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 30 |
Oku
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince bozmaya uyularak davanın kabulüne hükmedilmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kararın bozmaya uygun olduğunu, usuli kazanılmış hakların ihlal edilmediğini belirterek taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir. |
| Yurtdışı Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Mal Rejimi Tasfiyesi Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 33 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise yargılama aşamasında yurtdışında açılan boşanma kararının ve tanıma kararının kesinleştiği anlaşıldığından, usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılarak tarafların delillerinin toplanması ve işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddinin hatalı olduğunu belirtmiştir. |
| Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasında Bekletici Mesele Yapılması Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 29 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince mal rejiminin sona ermemiş olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise karar tarihinden önce taraflar arasında yeni bir boşanma davası açıldığının anlaşılması karşısında, usul ekonomisi gereğince bu boşanma dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş ve kararı bozmuştur. |
| Eşlerin Barışma Girişimlerinin veya Kısa Süreli Bir Araya Gelmelerinin Her Durumda Kusurlu Davranışların Affedildiği Anlamına Gelmeyeceğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 11.10.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonucunda, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık kadın eşin erkeğin kusurlu davranışlarını affedip affetmediği ve kusur tespiti noktasındadır. Uyuşmazlık: Erkeğin güven sarsıcı davranışları ve ilgisizliği sonrasında, kadının kayınvalidesinin hastalığı nedeniyle kısa süreliğine ortak eve dönmesinin veya barışma girişimlerinin af anlamına gelip gelmeyeceği ve boşanma davasında kusur belirlemesinin nasıl yapılacağı hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; af olgusunun kayıtsız şartsız bir irade beyanıyla ya da en azından affı gösterir tutum ve davranışlarla, ortak hayatın yeniden kurulması suretiyle ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Erkeğin güven sarsıcı davranışları karşısında kadının salt kayınvalidesinin rahatsızlığı sebebiyle eve dönmesinin ve kısa süre sonra ayrı ev kiralamasının af olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Erkeğin tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğu gözetilerek asıl davanın kabulü ile kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve Özel Daire bozma kararına uyulması yönünde kurulan direnme kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| İhalenin Feshinde Hukuki Yarar ve Usulsüzlüklerin Değerlendirilmesi | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.10.2026 | 34 |
Oku
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde taşınmazın ihalesinin feshi istemine ilişkindir. Borçlu; satış ilanının ve kıymet takdirinin usulsüz tebliğ edildiğini, satış ilanında eksiklikler bulunduğunu ve taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığını ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ihalenin feshi talebinde hukuki yararın bulunup bulunmadığını ve ileri sürülen fesih nedenlerinin değerlendirilmesini ele almıştır. Direnme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı incelenmiş ve dosyanın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. |
| İçişleri Bakanının Sosyal Medya Paylaşımındaki İfadelerin Akademisyenin Kişilik Haklarına Saldırı Oluşturduğu Gerekçesiyle Bozulmasına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 57 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Uluslararası ilişkiler alanında emekli akademisyen olan davacı tarafından, yayımlanan bir makalesi üzerine İçişleri Bakanı olan davalının Twitter (X) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat ve kararın yayımı davasına ilişkindir. Davacı Talebi: Davacı vekili, davalının sosyal medya hesabından müvekkilini hedef alarak şeref ve itibarını zedeleyen ifadeler sarf ettiğini belirterek 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle tahsilini ve kararın ulusal düzeyde yayın yapan basın organlarında yayımlanmasını talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davalının İçişleri Bakanı sıfatıyla kamusal çıkar amacıyla kamuoyunu bilgilendirdiğini, Devlet tüzel kişiliğine yönelik eleştirilere cevap verme hakkının bulunduğunu ve kullanılan ifadelerin düşünce ile ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yargılama ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince, davalının kamusal çıkar amacıyla ve eleştiri sınırları dâhilinde hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine incelemeyi yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; davaya konu sosyal medya paylaşımında sarf edilen söz ve ifadelerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kişiliğine yönelik saldırı niteliğinde olduğunu, davacı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oy çokluğuyla karar vermiştir. |
| Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Doğan Bakım Borcunun Yerine Getirilmemesi Nedeniyle Sözleşmenin Feshi ve Tapu İptal Tescil Davası Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 7. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 41 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı anne ile davalı kızı arasındaki uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile sözleşmenin feshi istemine ilişkindir. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin tek malvarlığı olan taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı kızına devrettiğini, ancak davalının bakma yükümlülüğünü yerine getirmeyip müvekkiline küfür ve hakaret ederek evden attığını ileri sürerek sözleşmenin feshi ile taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davacının iddialarının çelişkili olduğunu, müvekkilinin ölünceye kadar bakma sözleşmesinden doğan bakım edimini ve gereklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece, İstinaf ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince, ceza soruşturması ve tanık beyanlarına göre davalının bakım borcunu yerine getirmediği ve kendi kusuruyla sözleşmenin ifasını imkansız hale getirdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile sözleşmenin feshine ve tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davalı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle kararın ONANMASINA karar vermiştir. |
| Zina Nedeniyle Boşanma Davasında Otelde Ardışık Odalarda Konaklama Ve Eşini Ailesiyle Yaşamaya Zorlama Sebebiyle Kusur Belirlemesine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 44 |
Oku
Davacı (Kadın) Talebi: Davacı-davalı kadın vekili; erkeğin evlilik sorumluluklarını yerine getirmediğini, kadını ailesiyle birlikte yaşamaya zorladığını, hakaretlerde bulunarak evden kovduklarını, maaşını babasına verip kadına harçlık dahi vermediğini ve hırsızlıkla suçlandığını ileri sürerek TMK m. 166/1 uyarınca boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 200.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminat ile ziynet ve çeyiz eşyalarının iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (Erkek) Cevabı ve Karşı/Birleşen Dava Talebi: Davalı-davacı erkek vekili; iddiaların asılsız olduğunu, kadının dengesiz davrandığını ve evi terk ettiğini ileri sürerek karşı boşanma davasının (TMK m. 166/1) kabulü ile tazminat ödenmesini; birleşen dava dilekçesinde ise kadının başka bir erkekle otel rezervasyonu yaptırdığını ve hediye aldığını belirterek zina (TMK m. 161) ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) nedenleriyle boşanmalarına ve tazminata karar verilmesini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince, kadın ile dava dışı erkeğin aynı otelde yakın ve ardışık odalarda konaklamaları ve birlikte çıkmaları cinsel birlikteliğe karine kabul edilerek zinanın sabit olduğu gerekçesiyle erkeğin birleşen zinası (TMK m. 161) kabul edilmiş, asıl ve karşı TMK m. 166/1 davaları reddedilmiş, kadın yararına tedbir nafakası, erkek yararına ise tazminat hükmedilmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi; zinanın ispatlandığı kabul edilmekle birlikte, erkeğin de eşini ailesiyle yaşamaya zorlaması, bağımsız ev sağlamaması ve kadını aşağılaması nedeniyle kusurlu olduğunu belirterek boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının asıl davasının da (TMK m. 166/1) kabulüne karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; erkeğin İlk Derece Mahkemesinde kararı istinaf etmediği tedbir nafakası yönünden temyiz dilekçesinin reddine; tarafların karşılıklı temyiz itirazlarının ise reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Dubleks Daire Tavanındaki Su Sızıntısı Nedeniyle Çatının Ortak Yer Olduğu Gözetilmeksizin Tamir Talebinin Reddedilmesine İlişkin Kat Malikleri Kurulu Kararının İptaline Dair Yargıtay Kararı | Yargıtay 5. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 89 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, apartmanda bağımsız bölüm maliki olduğunu, binanın çatısından dairesine su sızması nedeniyle zarar gördüğünü, çatının Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca ortak yerlerden olması sebebiyle tamir edilmesini talep ettiğini, ancak kat malikleri kurulunca dairenin dubleks çatı katı olması gerekçesiyle bu talebin reddedildiğini belirterek kat malikleri kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı apartman yönetimi, çatının dubleks daireye eklenti olarak tapuya dahil edildiğini, ortak kullanımdan çıkıp şahsi mülkiyet niteliği kazandığını ve 634 sayılı Kanun'un ortak alan hükümlerinin bu alan için geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince, binanın çatısının ortak alan olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve ilgili kat malikleri kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. Davalı apartman yönetiminin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi; anagayrimenkule ait yönetim planı hükümleri ve Kat Mülkiyeti Kanunu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Ayıplı Aracın Misli İle Değişimi Davasında Değer Kaybının Nispi Metod Yöntemine Göre Satış Tarihi Esas Alınarak Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 22.09.2026 | 74 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, davalı şirketten satın aldığı sıfır kilometre aracın tavan boyasında renk değişimleri ve dökülmeler meydana geldiğini, gizli ayıplı olan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve ekspertiz ile ihtarname masraflarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı, husumetin üretici firmaya yöneltilmesi gerektiğini, ayıbın süresinde ihbar edilmediğini, araçta değişimi gerektirecek nitelikte önemli bir ayıp bulunmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu uyarınca tavan boyasındaki hatanın üretim kaynaklı gizli ayıp olduğu ve araçta önemli değer kaybına yol açtığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketicinin misli ile değişim hakkını kullanmasının satıcı için orantısız güçlük oluşturup oluşturmayacağının tespiti için değer kaybının 'nispi metod' yöntemine göre satış tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiğini, rapor tarihi itibarıyla yapılan değer kaybı hesabının hükme esas alınamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını davalı yararına BOZMUŞ ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını KALDIRMIŞTIR. |