Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanmasında Makul Onarım Süresinin Araştırılması ve İkame Araç Temininin Değerlendirilmesi Hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararı | Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.10.2026 | 95 |
Oku
Dava ve Uyuşmazlık: Davacı vekili, park halindeki müvekkiline ait araca davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortacısı olduğu otobüsün çarpması sonucu oluşan araç değer kaybı ve araç mahrumiyeti bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gerekçe ve Sonuç: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi; araç mahrumiyet bedeli belirlenirken aracın serviste kaldığı fiili sürenin (29 gün) doğrudan esas alındığını, ancak Yargıtay uygulamalarına göre uzman bilirkişi aracılığıyla aracın hasar niteliğine uygun makul onarım süresinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca davacıya kasko sigortası tarafından ikame araç hizmeti verilip verilmediğinin de araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu gerekçelerle, eksik inceleme ile verilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. |
| İş Kazasından Doğan Tazminat Davasında İhale Makamı Belediyenin Asıl İşveren Sıfatıyla Müteselsil Sorumluluğu | Yargıtay 21. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 29.09.2026 | 44 |
Oku
Özet: Davacı, belediyeye ait yüzme havuzunun onarım ve çevre düzenlemesi işinde fayans ustası olarak çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle oluşan maluliyeti dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, belediyeye kusur izafe edilmediği gerekçesiyle belediye yönünden davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay incelemesinde; belediyenin kendi asıl işlerini ihale ile bir şirkete vermesinin onu asıl işverenlik sıfatından ve sorumluluktan kurtarmayacağı, kendine ait işi başkasına yaptıran idarenin alt işverenin işçilerine karşı iş kazasından doğan zararlardan müteselsilen sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda belediyenin asıl işveren olarak tazminatlardan sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. |
| Belediye Şirketi Çalışanlarında Toplu İş Sözleşmesi Kaynaklı Akdi İlave Tediye Ve Ücret Farkı Alacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 73 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Davacı işçi ile davalı şirket arasındaki ilave tediye ve ücret farkı alacaklarına ilişkin yargılamadır. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette otobüs şoförü olarak çalıştığını, üyesi olduğu sendika ile davalı işveren arasında Yüksek Hakem Kurulu kararı ile bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanmadığını, ilave tediye ödemeleri ile ücret zammı ve sosyal yardımların eksik ödendiğini ileri sürerek ilave tediye ve ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir anonim şirket olduğunu, belediye şirketlerinin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, kamu kurumu niteliği taşımamaları nedeniyle ilave tediye ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını, TİS hükümlerine uygun ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince; toplu iş sözleşmesinde 6772 sayılı Kanun'a atıf yapılarak akdi ilave tediye alacağı düzenlendiği ve bu hükmün işçi lehine olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davalı şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve davacının ilave tediye hakkı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış, ilave tediye talebinin reddine, ücret farkı alacağının ise kabulüne karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; belediye şirketleri 6772 sayılı Kanun kapsamında olmasa dahi toplu iş sözleşmesi ile akdi ilave tediye (ikramiye) kararlaştırılabileceğini, TİS'teki atfın hesabın usulüne ilişkin olduğunu belirtmiştir. Yargıtay, akdi ilave tediye alacağının kabulü gerekirken reddedilmesini hatalı bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediye İştiraklerinde Toplu İş Sözleşmesi İle Kararlaştırılan Akdi İlave Tediye Ve İkramiye Alacaklarına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 26.09.2026 | 61 |
Oku
Taraflar ve Dava Konusu: Davacı işçi ile davalı şirket arasındaki alacak (ilave tediye ve ücret farkı) davasıdır. Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette otobüs şoförü olarak çalıştığını, üyesi olduğu sendika ile davalı şirket arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinde ilave tediye ödenmesine ilişkin hükümler yer almasına rağmen bu ödemelerin yapılmadığını ve ücretlerinin eksik hesaplandığını belirterek ilave tediye ve fark ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı şirket vekili, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir anonim şirket olduğunu, belediye şirketlerinin 6772 sayılı Kanun kapsamında yer almadığını, bu nedenle ilave tediye ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını, toplu iş sözleşmesi hükümlerinin ise uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince, toplu iş sözleşmesinde 6772 sayılı Kanun'a atıf yapılarak akdi ilave tediye düzenlendiği ve bunun işçi lehine olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davalı şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve ilave tediye hakkı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış, ilave tediye talebinin reddine ve ücret farkı alacağının kabulüne karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Gerekçesi: Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, belediye iştiraki şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında olmasa dahi toplu iş sözleşmesi ile akdi ilave tediye (ikramiye) kararlaştırılabileceğini, Kanun'a yapılan atfın ödeme ve hesaplama usulüne ilişkin olduğunu vurgulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin reddetme gerekçesini hatalı bulan Yargıtay, kararın BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediyelerde Kesinleşmiş Muvazaa Tespitinin Tüm İhale Dönemlerini Kapsamayacağına Ve Her İhale Döneminin Muvazaa Yönünden Ayrı Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 38 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin taşeron şirketler nezdinde çalışmış görünmesine rağmen gerçek işverenin davalı belediye olduğunu, kesinleşmiş yargı kararıyla belediye ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark ücret, ikramiye farkı, yemek, sosyal paket, giyim, sorumluluk primi, eğitim yardımı ve gece primi alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı belediye vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince kesinleşmiş muvazaa kararı uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, muvazaa bulunmayan şirket döneminin dışlanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; bir ihale dönemi için kurulan asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmasının önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından otomatik olarak muvazaa sonucu doğurmayacağını, her ihale sözleşmesinin kendi dönemi ve şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca dosya kapsamında TİŞ ve sendika üyelik kayıtlarının eksik olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Sıfır Kilometre Araçtaki Gizli Ayıp Ve Süreklilik Arz Eden Arızalar Nedeniyle Aracın Ayıpsız Misli İle Değişimi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 50 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bayiden sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın garanti süresi içinde krank keçesinden sürekli yağ kaçırdığını, defalarca yetkili servise götürülüp motorunun sökülmesine ve parçaların değiştirilmesine rağmen arızanın giderilemediğini ve araçta gizli ayıp bulunduğunu ileri sürerek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde araçta meydana gelen değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıların Cevabı: Davalılar vekilleri; davanın zamanaşımına uğradığını, husumet yokluğunu, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullanıp tükettiğini, aracın serviste onarılarak sorunsuz teslim edildiğini ve dürüstlük kuralına aykırı hareket edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Alaca Asliye Hukuk Mahkemesi; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda araçtaki hatanın fabrikasyon kaynaklı gizli ayıp olduğu, sıfır kilometre araç satın alan davacının bu derece ağır bir ayıba katlanmasının beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu aracın takyidatlardan ari şekilde ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve davalılara iadesine karar vermiştir. İstinaf ve Temyiz Kararı: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi davalıların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Eşine Şiddet Uygulayan Ve Cimri Olan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Toptan Yoksulluk Nafakası Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 53 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-davalı erkek, kadının evi terk ettiğini ve sırf emekli maaşına sahip olma niyeti taşıdığını belirterek boşanma ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Birleşen davada davalı-davacı kadın ise erkeğin cimri olduğunu, kendisine harçlık vermediğini, çayına attığı şekere dahi karıştığını, üzerine sıcak çay dökerek şiddet uyguladığını ve kendisini hastaneye götürmediğini ileri sürerek boşanma, 100.000,00 TL tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Taraflar karşılıklı olarak diğer tarafın davasının reddini ve kendi davalarının kabulünü savunmuşlardır. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, erkeğin cimri ve ilgisiz olması ile kadının kızıyla yaşamak için evi terk etmesi sebepleriyle taraflar eşit kusurlu kabul edilerek karşılıklı boşanmalarına, tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kadının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi; erkeğin kadına küfrettiği, sıcak çay dökerek şiddet uyguladığı ve başını çarpan kadını hastaneye götürmediği gerekçeleriyle erkeği ağır, kadını ise hafif kusurlu saymıştır. BAM, kararı düzelterek kadın lehine 40.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat, tedbir nafakası ve tarafların sosyo-ekonomik durumuna uygun olarak 40.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Taraf vekillerinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesinin kusur belirlemesi, tazminat ve toptan yoksulluk nafakasına ilişkin değerlendirmelerini usul ve kanuna uygun bularak hükmün ONANMASINA karar vermiştir. |
| Önceki Kiracının Borcu Nedeniyle Taşınmaz Malikine Elektrik Aboneliği Tesis Edilmesinden Kaçınılamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 48 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, mülkiyeti müvekkiline ait dükkana elektrik aboneliği yaptırmak istediğini ancak önceki kiracının borcu gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini belirterek yeni abonelik tesisini, elektrik enerjisinin açılmasını, borçlu olunmadığının tespitini ve muarazanın önlenmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı tedarik/dağıtım şirketleri vekilleri, husumet yokluğunu, abonelik kapatılmadan yeni abonelik verilemeyeceğini, abonelik sözleşmesinin serbest irade ile başka tedarikçilerle de yapılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, tedarik şirketi yönünden davanın kısmen kabulü ile eski aboneliğin iptal edilerek davacı adına abonelik tesis edilmesine, menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının malik olmasına rağmen dükkanı kiraya verdiğini, taşınmazı kendisinin kullanmadığını belirterek ilk derece kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca yeni abonelik tesis edilirken önceki abonenin borcunu gösterir 'borcu yoktur' belgesi istenemeyeceğini ve önceki abonenin borcunun yeni abonelik isteyenden talep edilemeyeceğini vurgulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararını bozmuş; ayrıca BAM'ın ilk derece kararını kaldırırken sadece bir davalı hakkında hüküm kurup diğeri hakkında olumlu/olumsuz karar vermeyerek infazda tereddüt yaratmasını da usule aykırı bulmuştur. |
| Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.09.2026 | 80 |
Oku
Başvuru ve Uyuşmazlık: Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri kararları arasındaki görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla konu Yargıtay 4. Hukuk Dairesine taşınmıştır. Uyuşmazlık, toplu taşıma aracında yolcu olarak bulunan kişinin ölümü ve yaralanması hallerinde taşımacı firma, sigorta şirketi ve diğer sorumlulara karşı açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi yoksa Tüketici Mahkemesi mi olduğuna ilişkindir. Gerekçe ve İçtihatların Birleştirilmesi Kararı: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı iki ayrı başlık altında çözüme kavuşturmuştur: 1- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (Ölüm Halinde): Desteğin ölümü neticesinde geride kalanların talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı, mirasçılık sıfatından bağımsız, doğrudan hak sahiplerinin şahsında doğan yansıma bir zarardır. Davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısının da bulunması ve sigorta hukukunun 6102 sayılı TTK'da düzenlenmiş olması sebebiyle bu dava mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle, yolcunun ölümü halinde açılacak destekten yoksun kalma tazminatı davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. 2- Bedensel Zarara İlişkin Tazminat (Yaralanma Halinde): Yolcunun yaralanması halinde açılan bedensel zarar tazminatı davasında, yolcu 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketici, taşıma sözleşmesi ise tüketici işlemidir. 6502 sayılı Kanun m. 83/2 uyarınca diğer kanunlarda düzenleme olsa dahi tüketici kanununun görev hükümleri uygulanacağından, yaralanmalı tazminat davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi'dir. |
| Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 89 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili, TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, velayet, nafaka ve tazminat talep etmiştir[cite: 38]. Davalı Cevabı: Davalı erkek vekili, davanın reddini savunmuştur[cite: 38]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 5. Aile Mahkemesi; erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayet ve nafakaya karar vermiş, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini feragat nedeniyle reddetmiştir[cite: 38]. İstinaf Kararı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi; istinaf aşamasında tarafların istinaftan feragat dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolü sunmaları üzerine, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma olarak görülüp tarafların bizzat dinlenmesi için dosyayı İlk Derece Mahkemesine göndermiştir[cite: 38]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ve gönderme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı kadının temyiz başvurusunu reddederek kararı ONAMIŞTIR[cite: 38]. |