Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Eşin Tehdit ve Baskısıyla Kabul Edilen Anlaşmalı Boşanma Protokolü Karşısında Yargılamanın İadesi Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 19 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili; müvekkilinin davalı erkek eşin silahlı tehdit ve baskısı altında anlaşmalı boşanma protokolünü ve istinaftan feragat dilekçesini imzalamak zorunda kaldığını, karara tesir eden hileli davranışlar bulunduğunu belirterek yargılamanın iadesine ve boşanma kararının tazminat ile mal rejimine ilişkin hükümlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir[cite: 33]. Davalı Cevabı: Davalı erkek, dava dilekçesine cevap vermemiştir[cite: 33]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Amasra Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi; davacının protokoldeki imzaya veya duruşmaya katılan kişinin kendisi olmadığına yönelik itirazının bulunmadığı ve HMK m. 375'teki yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir[cite: 33]. İstinaf Kararı: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir[cite: 33]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; erkeğin kadını ve çocuğunu ölümle tehdit ettiği iddiası üzerine ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tehdit suçundan cezalandırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini belirtmiştir[cite: 33]. Ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağını ve kadının iradesinin serbestçe açıklanmadığının ispatlandığını vurgulayan Daire, yargılamanın iadesi talebinin kabulüyle esastan yargılama yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ORTADAN KALDIRMIŞ ve İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR[cite: 33]. |
| Anlaşmalı Boşanma Kararının İki Yıl Geçtikten Sonra Tebliğe Çıkarılmasının Dürüstlük Kuralına Aykırı Olduğu ve Temelden Sarsılma Olgusunun Gerçekleşmediğini Gösterdiği Gerekçesiyle Davanın Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 14 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı erkek, tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarını talep etmiştir. Davalı Cevabı ve Temyiz Talebi: Davalı kadın; gerekçeli kararın iki yılı aşkın süre sonra tebliğ edilmesi üzerine süresinde temyiz etmiş, dilekçesinde boşanmaktan vazgeçerek evliliklerini devam ettirme kararı aldıklarını beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince 30.11.2015 tarihinde tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, gerekçeli karar iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra 13.03.2018 tarihinde tebliğe çıkarılmıştır. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kararın iki yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasının evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı olgusunun gerçekleşmediğini gösterdiğini, ayrıca TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek, boşanma iradesinin samimi olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmek üzere hükmü BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşinceye Kadar İradeden Dönülebileceği ve Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Sürdürülmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 14 |
Oku
Davacı / Davalı Talebi: Taraflar TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmış, ancak davalı kadın kararı temyiz ederek anlaşmalı boşanma iradesinden dönmüştür. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, tarafların TMK m. 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki irade beyanından dönmesini engelleyen bir yasal düzenleme bulunmadığını, bu durumda davanın TMK m. 166/1-2 uyarınca çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemece taraflara dilekçelerin karşılıklı verilmesi, vakıa ve delillerini sunmaları için süre tanınıp ön inceleme ve tahkikat aşamaları tamamlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm BOZULMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Kararının Aradan Sekiz Yıl Geçtikten Sonra Tebliğe Çıkarılmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Olduğu ve Boşanma İradesinin Samimi Olmadığı Gerekçesiyle Davanın Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 14 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı erkek, tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı ve Temyiz Talebi: Davalı kadın; kararın sekiz yıl sonra tebliğ edilmesi üzerine süresinde temyiz başvurusunda bulunarak, aralarında anlaşarak gerekçeli kararı tebliğ almadıklarını, herkesin kendilerini evli bildiğini, Nisan 2018 tarihine kadar çocukları ile birlikte aynı konutta yaşayıp evlilik birliğini sürdürdüklerini belirterek boşanmak istemediğini ve hükmün bozulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince 09.11.2010 tarihinde tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, ancak gerekçeli karar aradan sekiz yıl geçtikten sonra 19.04.2018 tarihinde tebliğe çıkarılmıştır. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kararın sekiz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasının TMK m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, boşanma iradesinin samimi olmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmek üzere hükmü BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Beyanından Temyiz Dilekçesi İle Dönülmesi Halinde Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 15 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın; TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma davası açmış, tahkikat aşamasında tarafların beyanlarıyla dava anlaşmalı boşanmaya çevrilmiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek; temyiz dilekçesi vererek anlaşmalı boşanmaya ilişkin irade beyanından döndüğünü bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, duruşmadaki beyanlar doğrultusunda tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; davalının temyiz dilekçesiyle anlaşmalı boşanma iradesinden dönmesi karşısında, davanın TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma olarak ele alınması, delillerin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolü Düzenlenmesi Halinde Hâkimin Tarafları Bizzat Dinlemeden Anlaşmalı Boşanmaya Karar Veremeyeceği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 16 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı; boşanma ve fer'ileri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek; yerel mahkeme kararını temyiz etmiş, temyiz aşamasında taraflarca imzalanan anlaşmalı boşanma protokolünü ibraz etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, temyiz üzerine verilen bozma kararına uymasına rağmen, taraf vekillerinin mazeretlerini kabul ederek tarafları bizzat dinlemeden dosya üzerinden anlaşmalı boşanma kararı vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi gerektiğini, vekillerin mazereti kabul edilerek taraflar dinlenmeden karar verilmesinin ilama aykırı olduğunu belirterek hükmü BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yer Alan İştirak Nafakasının Gerekçeli Kararda Onaylanmasına Rağmen Hüküm Fıkrasında Yer Almaması Halinde Tavzih Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 16 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma davası açmış, onaylanan protokolde yer alan ancak hüküm fıkrasına yansıtılmayan iştirak nafakasının tavzih yoluyla karara eklenmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesi, tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına ve protokolün onaylanmasına karar vermiş; ancak davacı kadının iştirak nafakasının hükme eklenmesi yönündeki tavzih talebini reddetmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; protokolde müşterek çocuk için iştirak nafakası kararlaştırıldığı ve gerekçeli kararda protokol onaylandığı halde tavzih talebinin reddedilmesini usul ve yasaya aykırı bularak yerel mahkeme kararını BOZMUŞTUR. |
| Boşanma Davasında Karardan Sonra Taraflarca Sunulan Yeni Anlaşma Protokolü Dikkate Alınarak Yeniden Karar Verilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 15 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın; boşanma ve fer'ileri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiş, aşamalarda taraflarca düzenlenen ek anlaşma protokollerinin dikkate alınmasını istemiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek; temyiz aşamasında taraflar arasında akdedilen yeni anlaşma protokolünün dikkate alınarak hükmün bozulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece bozma kararına uyularak tarafların 05.09.2013 tarihli protokolü doğrultusunda iştirak nafakasına ve protokolün onaylanmasına karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; karardan sonra taraflarca imzalanıp sunulan 08.06.2016 tarihli yeni anlaşma protokolünde gayrimenkullerin ortak çocuğa devri, bedelsiz kullanımı ve iştirak nafakasının artırılması hususlarının düzenlendiğini belirterek, bu yeni protokol doğrultusunda karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA karar vermiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolü İle Araç Kullanım Hakkı Tanınan Kadının Aracın Satılması Nedeniyle Sadece Kararın Kesinleştiği Tarih İle Satış Tarihi Arasındaki Kullanım Kaybı Zararını İsteyebileceği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 14 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın eş; kesinleşen anlaşmalı boşanma kararı ve onaylanan protokol uyarınca kendisine kullanım hakkı bırakılan davalı adına kayıtlı aracın üçüncü kişiye satılarak kullanımının engellendiğini ve bu nedenle zarar gördüğünü belirterek tazminat talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek; aracın mülkiyet sahibinin kendisi olduğunu ve protokolde tasarruf hakkını kısıtlayan bir hüküm bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; TMK m. 683 uyarınca mülkiyet hakkının sahibine tasarruf yetkisi verdiğini, protokolde tasarrufu engelleyici bir hüküm olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle davacının ancak boşanma kararının kesinleştiği tarih ile aracın satıldığı tarih aralığındaki kullanamamaktan doğan zararını talep edebileceğini vurgulayarak hükmü BOZMUŞTUR. |
| Ceza Sorumluluğu Olmayan 12 Yaşından Küçük Çocuğun Kandırılarak Evdeki Eşyanın Satın Alınması Eyleminin Dolandırıcılık Değil Hırsızlık Suçunu Oluşturacağı Yargıtay Kararı | Yargıtay 23. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 22 |
Oku
Dava Konusu Olay: Sanık, 8 yaşındaki çocuğun "anneme sürpriz yapacağım, evdeki buzdolabını satmak istiyorum" şeklindeki teklifini kabul ederek eve girmiş, çocuğa 25 TL verip buzdolabını alıp götürmüştür. Sanık hakkında dolandırıcılık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyet hükmü kurulmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın eylemini dolandırıcılık ve konut dokunulmazlığını ihlal olarak değerlendirmiş; konut dokunulmazlığını ihlalden HAGB kararı verirken dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmetmiştir. Temyiz İncelemesi ve Sonuç: Yargıtay 23. Ceza Dairesi; HAGB kararlarına karşı temyiz değil itiraz yolunun açık olduğunu belirterek ilgili kısmı mahalline iade etmiştir. Dolandırıcılık suçu yönünden ise; 12 yaşını bitirmemiş çocukların aldatılmaya elverişli bir iradelerinin ve algılama yeteneklerinin bulunmadığını, bu nedenle dolandırıcılık suçunun oluşmayacağını belirtmiştir. Sanığın eyleminin TCK m. 142/1-b uyarınca hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmesi ve hak yoksunluklarının hatalı uygulanması gerekçeleriyle mahkumiyet kararı sanık yararına BOZULMUŞTUR. |