Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Mal Rejimi Tasfiyesi ve Eşya Alacağı Davalarında Yetkili Mahkeme Yargıtay Kararı | Yargıtay 5. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 27 |
Oku
Dava, mal rejiminden kaynaklanan eşya alacağı istemine ilişkindir. Dörtyol Aile Mahkemesince yetkisizlik kararı verilmiş, Çay Asliye Hukuk Mahkemesince de davanın tefrik edildiği gerekçesiyle karşı yetkisizlik verilerek uyuşmazlık çıkmıştır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 214 üncü maddesi gereğince boşanma davasında yetkili olan mahkemenin mal rejiminin tasfiyesi davalarında da yetkili olduğunu belirtmiş, davanın Dörtyol Aile Mahkemesinde açılması ve boşanma davasının orada devam etmesi sebebiyle Dörtyol Aile Mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. |
| Yurtdışı Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Mal Rejimi Tasfiyesi Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 33 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise yargılama aşamasında yurtdışında açılan boşanma kararının ve tanıma kararının kesinleştiği anlaşıldığından, usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılarak tarafların delillerinin toplanması ve işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddinin hatalı olduğunu belirtmiştir. |
| Yurtdışında Açılan Boşanma Davası ve Mal Rejimi Tasfiyesinde Bekletici Mesele Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 25 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise taraflar arasında yurtdışında açılmış bir boşanma davası bulunduğunu, bu durumda yurtdışı boşanma davasının sonucunun beklenmesi ve tanınmasına yönelik dava açılması için süre verilerek bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş, ancak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi yerine konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu vurgulayarak kararı bozmuştur. |
| Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasında Bekletici Mesele Yapılması Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 29 |
Oku
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince mal rejiminin sona ermemiş olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise karar tarihinden önce taraflar arasında yeni bir boşanma davası açıldığının anlaşılması karşısında, usul ekonomisi gereğince bu boşanma dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş ve kararı bozmuştur. |
| Nişan Bozulması Nedeniyle Hediyelerin İadesi ve Maddi Tazminat Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 41 |
Oku
Asıl dava nişanın bozulmasından kaynaklı hediyelerin iadesi, karşı dava ise maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşı davada erkeğe hediye edilen saat yönünden maddi tazminat talebinin kabulü gerekirken tümüyle reddedilmesini bozma sebebi saymıştır. Asıl dava yönünden ise nişan yüzüğünün alışılmışın dışındaki eşyalardan olmaması sebebiyle iadesinin gerekmeyeceği kabul edildiği hâlde alyansın iadesine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. |
| Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat ve Düğün Hazırlıkları Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 26 |
Oku
Asıl dava ve karşı dava, nişanın bozulmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat ile hediyelerin geri verilmesi istemine ilişkindir. Düğün hazırlıklarının tamamlandığı, davetiyelerin dağıtıldığı ve kına gecesinin yapıldığı aşamada, erkeğin ailesinin olumsuz davranışlarına sessiz kalarak nişanın bozulmasına sebebiyet vermesi kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu durumun olağan bir nişan bozulmasının doğurduğu üzüntünün ötesine geçerek manevi tazminat koşullarını oluşturduğunu belirterek, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini bozmuştur |
| Eşini Tehdit Eden Erkeğin Kusurlu Olduğu ve Ortak Hayatın Sona Ermesi Nedeniyle Boşanmaya Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 20 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Taraflar arasındaki boşanma davası sonucunda yerel mahkemece verilen ret hükmü davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Davalı erkeğin kadını tehdit etmesi durumunda evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı ve boşanma kararı verilip verilmeyeceği hususundadır[. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; toplanan delillere göre davalı erkeğin davacı kadını tehdit ettiğinin anlaşıldığını, bu durumun taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik yarattığını belirtmiştir. Eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın kanunen mümkün olmadığı gözetilerek boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın reddinin isabetsiz olduğu vurgulanarak hükmün bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşinceye Kadar Eşlerin İrade Beyanından Dönebileceğine ve Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 19 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma davası sonucunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin irade beyanından dönüp dönemeyeceği ve davanın hukuki niteliği hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin boşanmanın mali sonuçları veya çocukların durumu hususundaki irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Bu halde anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma olarak görülmesi, taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı delilleri sunma imkanı tanınarak usulüne uygun şekilde yargılama yapılması gerektiği vurgulanarak hükmün bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Avukatın Süresinde Dava Açmaması Nedeniyle Kaybedilen Tazminat: Hukuk Genel Kurulu, Bağış Niteliğindeki Yardımların İndirilemeyeceğini, Belediye Adına Verilen Evin Mahsup Edileceğini Belirtti | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 13.10.2026 | 24 |
Oku
Konu: Avukatın vekâlet görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasında, avukatın sorumlu olduğu tazminat miktarının tespitinde üçüncü kişilerce yapılan nakdi yardımlarla davacılara verilen evin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve kaybedilen davada istenen manevi tazminatın bu tazminata dahil olup olmadığı. Olay ve Taraflar: Davacıların murisi, itfaiye grup amiri olarak çalışırken 13.02.1997 tarihinde Tuzla tersanesinde çıkan tanker yangınını söndürme sırasında hayatını kaybetmiştir. Davacıların vekili olan davalı avukat, önce adli yargıda açtığı davada görevsizlik kararı almış, ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine idari yargıda açtığı dava ise görevsizlik kararından sonra otuz gün içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacılar, bu kusur nedeniyle maddi ve manevi tazminat alacaklarından mahrum kaldıklarını ileri sürerek 30.000 TL tazminat istemiş, talebi ıslahla 100.000 TL'ye yükseltmiştir. Davalı avukat ise zamanaşımı def'inde bulunmuş, kusurunun bulunmadığını ve davacılara yapılan yardımların zararı karşıladığını savunmuştur. Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesinin ret kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince bozulmuş; bozmaya uyan Mahkeme bilirkişi marifetiyle zararı hesaplamış, ancak Belediye ve itfaiye müdürlüğünce yapılan yardımlar ile verilen evin ifa amaçlı olduğunu kabul ederek bunları zarardan düşmüş ve davayı yeniden reddetmiştir. Özel Daire, üçüncü kişilerce toplanan yardımların ifa amacı taşımadığını, evin ödemesini İtfaiye Vakfı İktisadi İşletmesinin yaptığını, ayrıca idari yargıda istenen manevi tazminatın da gözetilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş; Mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulunun Gerekçesi: Avukatın sorumluluğu ölüme sebep olan eylemden değil, tazminata kavuşulmasını engelleyen kusurundan doğmaktadır; vekâlet görevi gereği gibi yerine getirilseydi dava hangi sonuçla bitecekse o durum esas alınmalıdır. Tazmin borçlusunun ödemeleri kural olarak borcu ifa amacıyla yapılmış sayılır; üçüncü kişilerin ödemeleri ise bağımsız olup ancak başkasını borcundan kurtarma iradesi ispatlanırsa ifa sayılır. Belediye ve diğer kurumlarca yapılan nakdi desteklerin tamamı açıkça yardım amacıyla yapıldığından, bunların tazminattan indirilmesi hukuka aykırıdır. Buna karşılık davacılara verilen ev, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanının talimatıyla Belediye adına tahsis edilmiş ve ödemesi Vakıf eliyle yapılmış olup bağış değil, borcu ifa amaçlı bir ödemedir; bu nedenle avukatın tazmin sorumluluğunda dikkate alınmalı, Özel Dairenin gösterdiği şekilde yeniden değerlendirme yapılmasına gerek yoktur. Manevi tazminat istemi ise ölüm nedeniyle duyulan ızdırabın tazmini olarak avukata yöneltilmiş bir talep değil, avukatın kusuru yüzünden elde edilemeyen maddi bir zarara dönüşmüş tazminat alacağıdır; idari yargıdaki dava reddedilmeseydi davacıların alabileceği manevi tazminat da zarar hesabında takdir edilmelidir. Sonuç: Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını Özel Daire kararından farklı gerekçelerle bozmuştur. Nakdi yardımlar ve ev yönünden ilk uyuşmazlıkta oy çokluğuyla, manevi tazminat yönünden oy birliğiyle karar verilmiştir. Karşı oyda ise evin de İtfaiye Vakfınca bağış olarak verildiği, Belediyenin borcunu ifa amacı taşımadığı ve bu nedenle avukatın sorumlu olduğu tazminattan indirilemeyeceği görüşü ileri sürülmüştür. |
| İptal Edilen Yönetmelik Hükmüne Dayalı Yeterlilik Sınavı Nedeniyle İlişik Kesme İşlemi Hukuka Aykırı: Danıştay 2. Dairesi Bölge İdare Mahkemesi Kararını Bozdu | Danıştay 2. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.10.2026 | 24 |
Oku
Konu: Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Eğitim Merkezi Komutanlığında eğitim gören davacının, yeterlilik sınavında başarısız sayılarak öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali ve mahrum kalınan özlük ve parasal hakların iadesi istemi. Olay: Davacı, 2019 yılındaki ilk yeterlilik sınavında başarısız sayılmış ve ilişiği kesilmiştir. Bu işlem yargı kararıyla iptal edilince Akademiye dönen davacının sağlık raporu nedeniyle ilişiği bir kez daha kesilmiş, bu işlem de yargı kararıyla iptal edilmiştir. Yeniden akademiye katılan davacı, yeniden girdiği yeterlilik sınavında 35,74 puan alarak başarısız sayılmış ve 08/03/2022 tarihli işlemle ilişiği kesilmiştir. Sınavın atış kısmından 10, spor kısmından 0, sözlü kısmından 48,91 puan almıştır. Yargılama Süreci: İdare Mahkemesi, sınavın Yönetmelikte yer alan usullere uygun yapıldığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davacı; sözlü sınavın ses ve görüntü kaydının alınmadığını, komisyon tutanaklarının çeliştiğini, sınava hazırlanma imkânı tanınmadığını ve atış puanlama sisteminin ölçme ve değerlendirme ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir. Danıştayın Gerekçesi: Yeterlilik sınavı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Eğitim Merkezi Komutanlığı Eğitim-Öğretim Yönetmeliği uyarınca yapılmıştır. Danıştay İkinci Dairesi, daha önce verdiği 13/11/2025 tarihli kararıyla Yönetmeliğin 25. maddesinin 1. fıkrasındaki, sınavın uygulama yöntemi ve konu kapsamının Senato tarafından belirleneceğine dair hükmü ile 26. maddesinin 1. fıkrasını iptal etmiştir. İptal gerekçesi, bu hususların genel, objektif ve somut kriterlerle, hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleri gereği önceden öngörülebilir şekilde yönetmelikle düzenlenmesinin zorunlu olması, her yıl değişebilecek Senato kararlarına bırakılmasının hukuka uygun olmamasıdır. Hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanan Yönetmelik hükümlerine dayalı sınav sonucunda tesis edilen ilişik kesme işleminde hukuka uygunluk bulunmamıştır. Sonuç: Danıştay İkinci Dairesi, davacının temyiz isteminin kabulüne ve Bölge İdare Mahkemesi kararının İYUK m. 49/2-b uyarınca bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar düzeltme yolu kapalıdır. |