Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Hafta Tatiline Denk Gelen Çalışmanın Fazla Çalışma Hesabından Dışlanması Gerektiği Ve Mükerrer Ödemeye Yol Açılamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.09.2026 | 20 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı vekili, davacının işi bıraktığını, feslin haklı nedene dayandığını, alacakların zamanaşımına uğradığını ve fazla çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince fesih haksız kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi istinaf taleplerini kabul ederek davanın kabulüne yeniden karar vermiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Davalı vekili kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; haftanın 7 günü çalışmanın kabul edildiği durumlarda, hafta tatiline denk gelen günlerdeki 7,5 saatlik çalışmanın hafta tatili alacağı olarak hüküm altına alındığını, aynı çalışma süresinin ayrıca fazla çalışma hesabına katılarak mükerrer ödemeye sebebiyet verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Hafta tatiline denk gelen 7,5 saatlik sürenin fazla çalışma hesabından düşülmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı yararına BOZMUŞTUR. |
| Menfi Tespit Davasında Taraf Olmayan Üçüncü Kişileri Etkileyecek Şekilde İhtiyati Tedbir Kararı Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 19. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.09.2026 | 19 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, davalıdan alınan tuğlaların ayıplı çıkması sebebiyle verilen çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine, çekin icraya konulmaması için İİK m. 72 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve ayıplı mal nedeniyle oluşan zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı vekili ayıp ihbarının süresinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı ve İtiraz: Mahkemece çek dayanak yapılarak açılacak takipların durdurulmasına tedbiren karar verilmiştir. Çeki takibe koyan yetkili hamil konumundaki dava dışı 3. kişi tedbir kararına itiraz etmiştir. Mahkemece teminat alınmış olması ve yargılamanın sürmesi gerekçesiyle 3. kişinin tedbire itirazı reddedilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Dava dışı 3. kişi vekili reddedilen itiraz kararını temyiz etmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasının tarafı olmayan 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini vurgulayarak, 3. kişinin tedbire itirazının reddedilmesini usul ve kanuna aykırı bularak kararı BOZMUŞTUR. |
| Başkasının Telefonundaki Arama Kayıtlarına Rıza Dışında Bakma Eyleminin Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Değil Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme Suçunu Oluşturduğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 13.09.2026 | 15 |
Oku
Dava ve Şikayet: Katılan vekili; sanığın katılan ile bir dönem duygusal birliktelik yaşadığını, katılanın hazırlandığı sırada rızası dışında cep telefonunu alarak arama kayıtlarına baktığını belirterek sanık hakkında kamu davası açıldığını ve cezalandırılması gerektiğini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Sanık ikrar içeren savunmasında cep telefonundaki arama kayıtlarına baktığını kabul etmiş; suç kastının olmadığını savunmuştur. İlk Derece Kararı: Asliye Ceza Mahkemesi, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu ve sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle TCK m. 244/4 yerine CMK m. 223/2-a-e maddeleri uyarınca sanığın beraatine karar vermiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi; haberleşme kayıtlarının (kimle, ne zaman, ne kadar süre görüşüldüğü) haberleşme içeriği olmayıp kişisel veri niteliğinde olduğunu belirterek, rıza dışı arama kayıtlarına bakan sanık hakkında TCK m. 136/1 uyarınca verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Beraat kararını hukuki nitelendirmede yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle oy çokluğuyla bozmuştur. |
| Hukuki Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Açılan Tazminat Davasında Hükmedilen Bedele Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin İşletilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 5. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 28 |
Oku
Dava ve Talep: Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri, mülkiyeti müvekkillerine ait taşınmazın imar planında eğitim tesis alanı olarak ayrılması sebebiyle uzun yıllardır mülkiyet haklarının kısıtlandığını ve hukuken el atıldığını belirterek, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizle davalı idareden tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı idareler vekilleri, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, esasa girilecek olursa taşınmaza fiilen el atılmadığını, bedelin fahiş olduğunu ve faiz başlangıcının hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı yönünden davanın kabulüne, diğer idare yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, imar kısıtlaması nedeniyle hukuki el atmanın gerçekleştiğini, emsal karşılaştırmasıyla değer biçilmesinin ve yasal faiz uygulanmasının usule uygun olduğunu belirterek istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi; kesinlik sınırı altında kalan bir kısım davacılar yönünden temyiz istemini reddetmiştir. İşin esasına yönelik temyiz incelemesinde ise fiilen el atılmasa dahi imar planında kamu hizmetine tahsis edilerek mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz için kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmesini ve maktu vekalet ücreti takdir edilmesini doğru bulmuştur. Ancak, Anayasa'nın 46. maddesinin son fıkrası uyarınca tespit edilen tazminat bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerektiğini gözetmeyip yasal faize hükmedilmesini kanuna aykırı bulmuş ve kararı faiz türü yönünden düzelterek onamıştır. |
| Eşinin Sağlık Sorunlarıyla İlgilenmeyen Ve Evdeki Odaları Gezerek Başka Erkek Arayan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Nafaka Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 22 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-davalı erkek, kadının kendisine ve babasına hakaret ettiğini, aşırı kıskançlık göstererek telefonundaki kişilere mesajlar attığını belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma ve 500.000,00 TL tazminat talep etmiştir. Birleşen davada davalı-davacı kadın ise erkeğin kendisini aşağıladığını, hakaret ettiğini, harçlık vermediğini, hastalığıyla ilgilenmediğini ve sosyal medyada başka kadınların fotoğraflarını beğendiğini ileri sürerek boşanma, aylık 5.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 500.000,00 TL tazminat talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Taraflar karşılıklı olarak diğer tarafın davasının reddini ve kendi davalarının kabulünü savunmuşlardır. İlk Derece Kararı: Mahkemece; kadının erkeğin babasına hakaret ettiği ve sosyal medyada hakaret içerikli yorum yazdığı; erkeğin ise kadının göz hastalığıyla masraflı olduğu gerekçesiyle ilgilenmediği, harçlık vermediği, evdeki odaları gezerek erkek aramak suretiyle kadını ağır şekilde aşağıladığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile boşanmalarına, erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek kadın lehine 500,00 TL tedbir, 750,00 TL yoksulluk nafakası ile 80.000,00 TL tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. İstinaf ve Temyiz / Yargıtay Kararı: Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kusur gerekçesini düzelterek erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu yönündeki tespiti korumuş; nafaka miktarını az bularak kadın lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, tazminat miktarlarını ise fazla bularak toplam 60.000,00 TL maddi ve manevi tazminata hükmetmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bularak hükmün ONANMASINA karar vermiştir. |
| Eşinin Kapıcı Olmasından Rahatsızlık Duyup Onu Aşağılayan Ve Evi Terk Eden Kadın İle Eşine Hakaret Eden Erkeğin Eşit Kusurlu Olduğu Ve Eşit Kusurlu Eş Lehine Manevi Tazminata Hükmedilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 17 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayanarak boşanma ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Cevap ve Savunma: Davalı erkek, davanın reddini savunarak temyiz başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve davacı kadın lehine manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; davacı kadının eşinin kapıcı olmasından rahatsızlık duyarak onu aşağıladığını ve evi terk ettiğini, davalı erkeğin ise eşine hakaret ettiğini tespit etmiştir. Tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul edilmiştir. TMK m. 174/2 uyarınca eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemeyeceği gözetilmeden kadın lehine manevi tazminat verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunarak yerel mahkeme kararı manevi tazminat yönünden kadın aleyhine bozulmuştur. |
| Eşine Şiddet Uygulayan Ve Cimri Olan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Toptan Yoksulluk Nafakası Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 22 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-davalı erkek, kadının evi terk ettiğini ve sırf emekli maaşına sahip olma niyeti taşıdığını belirterek boşanma ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Birleşen davada davalı-davacı kadın ise erkeğin cimri olduğunu, kendisine harçlık vermediğini, çayına attığı şekere dahi karıştığını, üzerine sıcak çay dökerek şiddet uyguladığını ve kendisini hastaneye götürmediğini ileri sürerek boşanma, 100.000,00 TL tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Taraflar karşılıklı olarak diğer tarafın davasının reddini ve kendi davalarının kabulünü savunmuşlardır. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, erkeğin cimri ve ilgisiz olması ile kadının kızıyla yaşamak için evi terk etmesi sebepleriyle taraflar eşit kusurlu kabul edilerek karşılıklı boşanmalarına, tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kadının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi; erkeğin kadına küfrettiği, sıcak çay dökerek şiddet uyguladığı ve başını çarpan kadını hastaneye götürmediği gerekçeleriyle erkeği ağır, kadını ise hafif kusurlu saymıştır. BAM, kararı düzelterek kadın lehine 40.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat, tedbir nafakası ve tarafların sosyo-ekonomik durumuna uygun olarak 40.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Taraf vekillerinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesinin kusur belirlemesi, tazminat ve toptan yoksulluk nafakasına ilişkin değerlendirmelerini usul ve kanuna uygun bularak hükmün ONANMASINA karar vermiştir. |
| Erkeğin Evlilik Birliği İçinde Başka Bir Kadınla Birlikte Yaşamasının Zina Olgusunu İspatladığı Ve Zina Hukuki Sebebine Dayanarak Boşanma Kararı Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 18 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın vekili, öncelikle zina (TMK m. 161) hukuki sebebine, bu kabul görmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayanarak terditli boşanma davası açmış; boşanma ile birlikte maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı erkek vekili davanın reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, kadının zinaya dayalı boşanma davasının ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine, evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, erkeğin tam kusurlu kabul edilerek nafaka ve tazminat ödemesine karar verilmiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi istinaf taleplerini esastan reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Davacı kadın vekili zina sebebine dayalı davanın reddedilmesi, nafaka ve tazminat miktarları yönünden kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; zina olgusu için kesin gözüyle bakılacak durumların varlığının yeterli olduğunu, dosyadaki deliller ve önceki boşanma dosyasındaki tanık beyanlarından erkeğin evlilik birliği içinde başka bir kadınla birlikte yaşadığının sabit bulunduğunu belirtmiştir. Bu sebeple kadının zina sebebine dayalı asli talebinin kabulü gerekirken reddedilmesini usul ve kanuna aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararını kadın yararına bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmıştır. |
| Sigorta Tahkime Yapılan Başvuruda Verilen Kesin Sürede Bilirkişi Ücreti Yatırılmaması Halinde Davanın Esastan Değil Usulden Reddedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 19 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kazada müvekkilinin yaralanarak %3 oranında malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı sigorta şirketi vekili, sunulan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur durumunun ispatlanması gerektiğini, hesaplamada teknik faiz uygulanması gerektiğini ve davanın reddini savunmuştur. Hakem Heyeti ve İtiraz Hakem Heyeti Kararları: Uyuşmazlık Hakem Heyeti, davacıya verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar vermiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti, kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmamasının usule ilişkin olduğunu belirterek başvurunun usulden reddine ve davalı lehine vekalet ücretinin düzeltilmesine karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Davalı sigorta şirketi vekili; bilirkişi ücreti yatırılmamasının esastan red sebebi olduğunu ve kararın bozulması gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, İtiraz Hakem Heyetinin kararını usul ve kanuna uygun bularak kararın ONANMASINA karar vermiştir. |
| SGK Bildirimi Öncesindeki Kapıcılık Çalışmasının Tanık Beyanlarıyla İspatlanması Halinde Kıdem Tazminatı Hesabında Tüm Çalışma Süresinin Esas Alınması Gerekir | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 17 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, müvellelinin davalılara ait apartmanda kapıcı olarak 01.05.1988-18.09.2019 tarihleri arasında çalıştığını, sigortasının geç yapıldığını, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, arabuluculuk sürecinde yapılan 30.000,00 TL'lik kısmi ödemeden arta kalan eksik kıdem tazminatının tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddini istemiş; davacının çalışmasının 01.10.2008 tarihinde başladığını ve aslında istifa ettiğini, buna rağmen iyiniyetle arabuluculuk sürecinde 30.000,00 TL ödeme yapıldığını savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, dinlenen tanıkların ortak beyanları doğrultusunda davacının SGK bildirim tarihinden önce de çalıştığı sabit görülerek 01.05.1988-18.09.2019 tarihleri arasındaki 31 yıl 4 ay 18 günlük hizmet süresi üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kararın kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebini esastan reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki belgelere, ispat kurallarına ve mahkemenin hukuki değerlendirmesine dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bularak ONANMASINA karar vermiştir. |