Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Boşanma Sonrası Çocuğun İsim Değişikliği Davalarında Aile Mahkemesinin Değil Asliye Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 41 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı anne tarafından boşandığı eşine karşı açılan, velayeti altındaki müşterek çocuğun adının değiştirilmesi davasında, yerel Asliye Hukuk Mahkemesince davanın Aile Mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anne ve babası boşanan ve velayeti anneye verilen çocuğun adının TMK m. 27 kapsamındaki haklı sebeplere dayanılarak değiştirilmesi talepli davada görevli mahkemenin Aile Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; boşanma ile evlilik birliği sona erdiğinden TMK m. 195 gereğince Aile Mahkemesi hâkiminin müdahalesinin istenemeyeceğini, çocuğun adının değiştirilmesi davalarının 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olduğunu ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur. |
| Boşanılan Eşin Ailesine Duyulan Tepki Nedeniyledir Ki Velayeti Annede Olan Çocuğun İsminin Değiştirilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 26 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı anne tarafından boşandığı eşine karşı açılan velayeti altındaki müşterek çocuğun adının değiştirilmesi davasında, yerel mahkemece davanın kabulüne ve çocuğun adının değiştirilmesine karar verilmiş; hüküm davalı baba vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Anne ve babanın evlilik birliği içerisinde birlikte koydukları veya nüfusa tescil ettirdikleri çocuğun adının, boşanmaya sebep olan olaylarda babanın ailesinin etkisi bulunması ve annenin bu sebeple ismi kullanmak istememesi gerekçesiyle TMK m. 27 kapsamındaki 'haklı neden' sayılarak değiştirilip değiştirilemeyeceği noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; ergin olmayan çocukların adının değiştirilmesi davalarında haklı neden kavramının, çocuğun zihinsel gelişimi ve sosyal statüsü korunarak ergin kişilere kıyasla daha dar ve istisnai yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır. Boşanmaya sebep olan olaylarda babanın ailesinin etkisinin bulunması veya davacı annenin bu isme tepki duymasının çocuk adına haklı neden oluşturmayacağı, tarafların kendi çevrelerinde farklı isimler kullanmasının tek başına üstünlük sağlamayacağı belirtilmiştir. Yerel mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur. |
| Henüz Bir Aylık Bile Olmayan Bebeğin İsminin Tanındığı Şekliyle Düzeltilmesine İlişkin Haklı Sebebin Varlığı Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.10.2026 | 30 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacılar anne ve baba tarafından çocukları adına açılan adın değiştirilmesi davasında, yerel mahkemece haklı neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık: Çocuğun aile ve çevre içerisinde '...' olarak çağırıldığı ve '...' isminin kullanılmadığı iddiası karşısında, henüz bir aylık dahi olmayan küçüğün adının değiştirilmesinde TMK m. 27 anlamında haklı nedenin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; çocuğun dava tarihi itibarıyla henüz bir ayını dahi doldurmadığı, ad değişikliğinin resmi yazışmalarda bir karışıklığa yol açmayacağı, çocuğun menfaatine aykırı bir durumun bulunmadığı ve tanık beyanlarına göre çevresinde '...' adıyla tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Haklı neden yokluğundan davanın reddi hukuka aykırı bulunarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur. |
| Valeye / İşyeri Çalışanına Teslim Edilen Aracın Çalınmasında Araç Sahibinin Özen Yükümlülüğüne Aykırı Davranmadığı Ve Rizikonun Kasko Sigortası Teminatı Kapsamında Kaldığına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 24.09.2026 | 48 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; müvekkilinin kahvaltı yapmak amacıyla gittiği davalı restoran/işyerinde aracının çalışan park görevlilerince (valece) park edildiğini, sonrasında aracın bu işyerinden çalındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araç bedeli ve uğranılan zararın davalı restoran şirketi ile kasko sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıların Cevabı: Davalı Sigorta Şirketi; kasko poliçesinde hırsızlık riskinin teminat altında olduğunu ancak olayın dolandırıcılık ve emniyeti suistimal niteliğinde bulunduğunu, aracın kendi anahtarı ile çalınmasının poliçe özel şartları uyarınca teminat dışı kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Restoran Şirketi ise; aracın trafiği engellemesi nedeniyle şirket yetkilisince park edilip anahtarın panoya asıldığını, gözetim ve muhafaza sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 130.000,00 TL araç rayiç bedelinin davalı restoran şirketinden tahsiline, kasko poliçe özel şartlarına göre ek prim ödenmeksizin kendi anahtarı ile çalınan araçtan sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; restoran veya tamirhane gibi yerlere gidildiğinde aracın anahtarının işyeri çalışanına/valeye teslim edilmesinin hayatın olağan akışına, örf ve adete uygun olduğunu, araç sahibinin özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışının bulunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla aracın sahibinin rızası dışında çalındığı ve rizikonun kasko poliçesi teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek sigorta şirketi yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesini hatalı bulmuş ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Satış Öncesi Kusurlu Onarımla Boya Ayıbı Gizlenen Sıfır Kilometre Aracın Tüketicinin Haklı Beklentisini Karşılamaması Nedeniyle Ayıpsız Misli İle Değişimine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 22.09.2026 | 46 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bayiden satın aldığı sıfır kilometre aracın çamurluğunda vernik atması fark edildiğini ve aracın boyanmış olduğunun öğrenildiğini ileri sürerek gizli ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, araçta üretim hatası bulunmadığını, ayıbın önemli vasıfta olmadığını ve misli ile değişim talebinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Temyiz Süreci: İlk Derece Mahkemesince, boyama işleminin teslimden önce gerçekleştiği, satıcının kusurlu onarımla ayıbı hileyle gizlediği ve tüketicinin sıfır kilometre araçtan beklediği faydayı elde edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve aracın misli ile değişimine karar verilmiştir. Özel Dairece (Yargıtay kapatılan 13. Hukuk Dairesi), araçta oluşan değer kaybı ve kullanım süresi dikkate alınarak hakkaniyet gereği bedel indirimi seçeneğinin değerlendirilmediği gerekçesiyle karar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; satış öncesinde meydana gelen ayıbın kusurlu onarımla tüketiciden gizlendiğini, tüketicinin hakkını aramak adına tüm yasal yollara başvurduğunu ve misli ile değişime karar verilmesinin taraflar arasındaki hak ve nesafet dengesini bozmayacağını belirterek Mahkemenin direnme kararının ONANMASINA oy çokluğuyla karar vermiştir. |
| Kısmen Reddedilen Ziynet Alacağı Davasında Reddedilen Miktar Üzerinden Erkek Lehine Nispi Vekalet Ücretine Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 16.09.2026 | 79 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-karşı davalı erkek boşanma ile 175.000,00 TL maddi ve manevi tazminat talep etmiş; davalı-karşı davacı kadın ise boşanmanın yanı sıra harçlandırdığı dilekçesi ile 70.000,00 TL değerinde ziynet eşyası alacağı talebinde bulunmuştur. Cevap ve Savunma: Taraflar karşılıklı davaların reddini savunmuşlardır. Bozma Süreci ve Mahkeme Kararı: Mahkemece ziynet alacağı davası yönünden 50.924,00 TL'lik kısmın kabulüne karar verilmiş, ancak reddedilen miktar üzerinden erkek lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ziynet talebinin 19.076,00 TL miktarında kısmen reddedildiğini ve reddedilen bu miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince erkek lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak erkek lehine 9.200,00 TL vekalet ücreti verilmiştir. Karar Düzeltme ve Sonuç: Davalı-karşı davacı kadının vekalet ücreti yönünden karar düzeltme talebinde bulunması üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karar düzeltme isteminin HUMK m. 440 şartlarını taşımadığı gerekçesiyle REDDİNE karar vermiştir. |
| Yargılama Sırasında Yürürlüğe Giren Yasa Değişikliği Nedeniyle Kayıp-Kaçak Bedeli Davasının Konusuz Kaldığının Tespiti Ve Yargılama Giderleri İle Vekalet Ücretinin Davacı Lehine Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 50 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, elektrik faturalarından haksız olarak tahsil edilen kayıp-kaçak, dağıtım, perakende satış, sayaç okuma, iletim ve mükerrer alınan bedellerin istirdadı amacıyla tazminat talep etmiş; ıslah ile talebini artırmıştır. Cevap: Davalı vekili, kesintilerin ilgili mevzuat ve yasal zorunluluk çerçevesinde yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı ve Onama: Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada mükerrer alınan bedelin kabulüne, yasal değişiklik nedeniyle kayıp-kaçak vb. bedellerin reddine karar verilmiş; Yargıtay ilgili dairesince hüküm onanmıştır. Taraflar karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Karar Düzeltme / Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasal düzenleme nedeniyle kayıp-kaçak ve diğer kalemlere ilişkin talebin 'konusuz kaldığını', mahkemece 'karar verilmesine yer olmadığına' kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Dava açıldığı tarihteki hukuki duruma göre davacı haklı olduğundan, davacının haksız duruma düşmediği gözetilerek dava konusu haksız bedeller nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ve tüm yargılama giderlerinin davalıdan tahsili gerektiğini belirterek onama kararını kaldırmış ve yerel mahkeme kararını düzelterek onamıştır. |
| Terditli Boşanma Davasında Asıl Talebin Kabul Edilmesi Halinde Reddedilen Terditli Talepler Nedeniyle Davalı Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.09.2026 | 70 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-karşı davalı kadın, TMK m. 162 (hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış), m. 163 (suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme) ve m. 166/1 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) maddelerine dayanarak terditli boşanma davası açmış; davalı-karşı davacı erkek ise TMK m. 166/1 uyarınca karşı boşanma davası açmıştır. Cevap: Davalı-karşı davacı erkek, kadının davasının reddini ve kendi davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Mahkemece, kadının TMK m. 162 ve 163'e dayalı taleplerinin reddine; her iki tarafın TMK m. 166/1 uyarınca açtığı davaların kabulü ile boşanmalarına, velayet, nafaka ve tazminatlara karar verilmiştir. Ayrıca reddedilen TMK 162 ve 163 talepleri nedeniyle erkek lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir. Temyiz ve Karar Düzeltme / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilk onama/bozma kararı sonrası davacı-karşı davalı kadının karar düzeltme başvurusu üzerine dosya yeniden incelenmiştir. Yargıtay; terditli açılan boşanma davasında TMK m. 166/1 uyarınca boşanma kararı verilerek kadının haklılığının ispatlandığını, bu nedenle reddedilen diğer terditli sebepler (TMK m. 162 ve 163) nedeniyle kadın aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini vurgulamıştır. İlk temyiz incelemesindeki onama kararını bu yönüyle kaldırarak yerel mahkeme hükmünü vekalet ücreti bakımından bozmuştur. |
| Araç Kayıt Malikinin İşleten Sıfatı ve Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Sorumluluğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 53 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar vekili, murislerinin otobüs durağında beklerken araç sürücüsü, servis hizmeti alan şirket ve araç kayıt malikinin sorumluluğundaki aracın çarpması sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Cevap: Davalılardan araç kayıt maliki S.Ö., aracın fiili kullanımının ve işleten sıfatının diğer davalı şirkette olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kazaya karışan aracın fiili işleteninin davalı şirket olduğu ve kayıt malikinin işleten sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle kayıt maliki S.Ö. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise tazminat talebinin kabulüne karar vermiştir. Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2918 sayılı Kanun uyarınca tescilli araçların satışının noterde yapılmasının esas olduğunu ve araç malikinin işleten olmadığı hususunun geçerli kanıtlarla ispatlanamadığını belirterek kararı bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi önceki gerekçelerle direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, trafik tescil kaydının işleten sıfatı açısından güçlü bir karine teşkil ettiğini; mahkemece araç malikinin aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi sözleşmelerle devredip devretmediği ya da üçüncü kişinin aracı kendi hesabına işletip işletmediği hususunda yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. |
| Hatalı Enjeksiyondan Kaynaklanan Tazminat Davasında Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 48 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar, müşterek çocuklarının davalı sağlık kuruluşunda diğer davalı doktor tarafından uygulanan tedavisi ve enjeksiyon sonrasında sağ bacağında sinir hasarına bağlı hareket zorluğu ve uyuşukluk meydana geldiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Cevap: Davalı doktor, hastayı muayene edip reçetesini yazdığını, enjeksiyonu kendisinin yapmadığını, hastanın iğneyi acilde yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Mahkemece, savcılık soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; Adli Tıp Kurumu raporunda tablonun enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun belirtilmesine karşın Yüksek Sağlık Şurası kararında durumun viral parilitik hastalığa bağlı olduğu ve enjeksiyon nöropatisi olmadığının bildirildiğini, her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu tespit etmiştir. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. |