Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Yeni Malikin İktisap ve İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasında Bir Aylık Bildirim Süresine Uyulmaması Halinde Davanın Reddedilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.10.2026 | 40 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilen uyuşmazlık, yeni malikin iktisap ve ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık: Taşınmazı sonradan satın alan yeni malikin, Türk Borçlar Kanunu'nun 351/1 maddesine dayanarak açtığı tahliye davasında, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunma şartına uyulup uyulmadığı ve bu sürenin kamu düzeninden olup olmadığı noktasındadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; 6098 sayılı Kanun'un 351. maddesine göre yeni malikin edinme günü de dahil olmak üzere bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, bu sürenin kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen dikkate alınması icap ettiğini vurgulamıştır[span_4](start_span)[span_4](end_span). Somut olayda davacının taşınmazı 09.12.2022 tarihinde edindiği, ihtarnamenin en geç 09.01.2023 tarihine kadar tebliğ edilmesi gerekirken 13.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve bildirimin süresinde yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. |
| Anlaşmalı Boşanmada Duruşmada Bizzat Bulunmama ve Telefonla Görüntülü Bağlantı Yapılmasının Geçersizliği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 05.10.2026 | 52 |
Oku
Taraflar ve Dava Türü: Davacı erkek tarafından açılan TMK m. 166/3 kapsamındaki anlaşmalı boşanma davasında yerel mahkemece boşanmaya, velayete ve nafakaya karar verilmiştir. Uyuşmazlık: Protokolün taraf vekillerince imzalanması ve duruşmaya gelmeyen tarafın yurt dışından cep telefonuyla görüntülü aranarak beyanının alınması suretiyle anlaşmalı boşanma kararı verilip verilemeyeceği hususundadır. Mahkemenin Gerekçesi ve Sonuç: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, TMK m. 166/3 gereğince anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için protokolün asıllar tarafından imzalanmış olmasının ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesinin şart olduğunu belirtmiştir. Davacı asıl duruşmada hazır bulunmadan ve görüntülü telefon araması ile beyanı tutanağa geçirilerek boşanma kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuş; Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebi kabul edilerek hüküm sonuca etkili olmamak üzere bozulmuştur. |
| Akaryakıt İstasyonunda Yanlış Yakıt Doldurulması Nedeniyle Oluşan Ayıplı Hizmetten Dağıtıcı Şirket İle Bayinin Müteselsilen Sorumlu Olduğuna Ve Husumet Yokluğundan Davanın Reddedilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 24.09.2026 | 38 |
Oku
Davacı (Sağlayıcı Şirket) Talebi: Davacı dağıtıcı akaryakıt şirketi vekili; davalı tüketicinin bayi akaryakıt istasyonundan yanlış yakıt alması sonucu oluşan zarar nedeniyle Tüketici Hakem Heyetince verilen kabul kararının haksız olduğunu, akaryakıt dolum hizmetinin bağımsız bayi tarafından sunulduğunu ve husumetin bayiye yöneltilmesi gerektiğini belirterek Tüketici Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını ve başvurunun pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir. Davalı (Tüketici) Cevabı: Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Tüketici Mahkemesince; husumetin ayıplı hizmette bulunan bayi akaryakıt şirketine yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve Tüketici Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Temyiz Kararı (Kanun Yararına Temyiz): Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; 6502 sayılı Kanun'un 3, 13, 14 ve 15. maddeleri uyarınca sunulan hizmetin ayıplı olduğunu, sağlayıcı konumundaki ana akaryakıt şirketi ile bayinin ayıplı hizmetten ve doğan zarardan tüketiciye karşı müteselsilen sorumlu bulunduklarını tespit etmiştir. Mahkemece sağlayıcı şirketin sorumluluğu göz ardı edilerek husumet yokluğundan davanın kabul edilmesini usul ve yasaya aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararının sonuca etkili olmamak üzere HMK m. 363/1 uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Kiralanan Taşınmazın Konut ve Çatılı İşyeri Kirası Mı Yoksa Genel Hükümlere Tabi Adi Kira Mı Olduğunun Tespiti İçin Keşif Yapılarak Üstün Vasfının Belirlenmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 22.09.2026 | 44 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, dava konusu taşınmazın murislerinden intikal ettiğini, müvekkilinin taşınmaya ihtiyacı olduğunu ve kira sözleşmesi süresinin dolacak olduğunu ileri sürerek kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı, davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince, kira sözleşmesinin konut ve çatılı işyeri kirası kapsamında kaldığı, davacıların ihtiyaç iddiasının samimi ve objektif olmadığı ve süreye dayalı tahliye şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Temyiz (Kanun Yararına Temyiz) Kararı: Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; taşınmazın tapuda tarla vasfında olduğu, sözleşmede arsa ve yediemin deposu/otopark olarak belirtildiği, mahkemece keşif yapılmadan taşınmazın üstün (galip) vasfının ve TBK'nın genel hükümlerine mi yoksa konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine mi tabi olduğunun tespit edilmeksizin eksik incelemeyle karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bularak kararın KANUN YARARINA BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Trafik Kazası Sebebiyle Araç Mahrumiyet Bedeli Talebinde İkame Araç Kiralama Belgesi Sunulmasa Dahi Makul Tamir Süresi Üzerinden Tazminat Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 18.09.2026 | 192 |
Oku
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – 29.09.2022 tarihli, 2021/26777 E. ve 2022/11236 K. sayılı karar Karar, trafik kazası nedeniyle araç mahrumiyet bedelinin talep edilmesinde araç kiralama belgesi sunulmasının zorunlu olup olmadığına ilişkindir. Davacı, trafik kazasında aracının hasarlandığını belirterek hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, araç kiralandığına ilişkin belge sunulmadığı gerekçesiyle araç mahrumiyet bedeli talebini reddetmiştir. Yargıtay, TBK 50/2 uyarınca araç kiralama faturası veya ödeme belgesi bulunmasa bile araç mahrumiyet zararının tazmin edilebileceğini belirtmiştir. Mahkemenin aracın makul tamir süresini ve bu sürede kullanılabilecek ikame aracın bedelini bilirkişi aracılığıyla belirlemesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu gerekçeyle karar, hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmuştur. Kararın önemi: Trafik kazasında aracı kullanamamaktan doğan zarar için fiilen araç kiralanması veya kira faturası sunulması zorunlu değildir. Makul onarım süresi ve emsal araç kiralama bedeli esas alınarak araç mahrumiyet tazminatı talep edilebilir. Ancak zararın kapsamı somut olayın koşullarına göre belirlenir. |
| Tüketici Hakem Heyeti Kararının İptali Davasında Görev ve Yargılama Gideri Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 69 |
Oku
Dava Türü: Konut Sigortasından Kaynaklanan Tüketici Hakem Heyeti Kararının İptali Davacı Talebi: Davacı sigorta şirketi vekili, su basması zararına ilişkin sigortalıya ödeme yapılmasına rağmen Tüketici Hakem Heyetince eşyaların yenilenmesine karar verildiğini belirterek kararın iptalini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı tüketici davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığın meydana geldiği yer itibarıyla Hakem Heyetinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile kararın iptaline karar vermiş, yargılama giderlerini ise Bakanlığa yüklemiştir. Kanun Yararına Temyiz (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının talebi üzerine yaptığı incelemede; davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğini, tüketicinin 6502 sayılı Kanun'un 68/3 maddesi gereğince yerleşim yeri hakem heyetine başvurma seçimlik hakkı bulunduğunu ve iptal davasını kazanan sigorta şirketi lehine davalı tüketici aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek hükmü KANUN YARARINA BOZMUŞTUR. |
| Çocuğun Soyadının Annenin Üvey Eşinin Soyadıyla Değiştirilemeyeceği Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 39 |
Oku
Dava Türü: Çocuğun Soyadının Değiştirilmesi Davası Davacı Talebi: Davacı kadın, boşandığı davalı babadan olan ortak çocuğun soyadının, kendi yeni evlilik soyadı olan '...' olarak değiştirilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde bekarlık soyadı ile değiştirilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı taraf davaya karşı koymamış veya karar istinaf edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince davanın kabulü ile ortak çocuğun soyadının davacı annenin yeni evlilik soyadı olarak değiştirilmesine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Kanun Yararına Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebini inceleyerek; velayet kendisine verilen annenin ancak bekarlık soyadını çocuğa verebileceğini, annenin yeni evlendiği eşinin soyadının çocuğa verilmesine yasal imkan bulunmadığını belirterek davanın reddi gerekirken kabul edilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuş ve hükmü sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZMUŞTUR. |
| Haksız Azledilen Borçlu Vekilinin Akdi Vekalet Ücretinin Maktu Hesaplanması Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 42 |
Oku
Dava Türü: Vekalet Ücreti Alacağına İlişkin İtirazın İptali Davası Davacı Talebi: Davacı avukat vekili, davalının vekili olarak icra takibinde görev yapmasına rağmen haksız azledildiğini ve vekalet ücretinin ödenmediğini belirterek icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, azlin haklı olduğunu, icra takibinin takipsiz bırakıldığını ve vekalet ücreti borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk Mahkemesince azlin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kanun Yararına Temyiz (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebini inceleyerek; taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığını ve davacı avukatın icra takip dosyasında 'borçlu vekili' olduğunu tespit etmiştir. Avukatlık Kanunu 164/4 ve AAÜT 11/6 maddeleri uyarınca takipte borçlu vekili olan avukat için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi ücret üzerinden karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bularak kararı sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZMUŞTUR. |