Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Muvazaalı Acentelik Sözleşmesinde İşçinin Asıl İşverene İadesine Ve İadenin Mali Sonuçlarından Acente İle Asıl İşverenin Müştereken Sorumlu Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 9 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız ve sendikal nedenle feshedildiğini, davalı şirket ile davalı acente arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine, kargo şirketindeki işe iadesine ve işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı kargo şirketi vekili, davacının acente işçisi olduğunu ve kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Davalı acente vekili ise iş sözleşmesinin davacının davranışları nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini ve muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince verilen karar daha önce Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş; bozmaya uyan Mahkemece feshin geçersizliğine, ilişkinin muvazaalı olduğuna ve mali haklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi; davalılar arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, acente olarak gösterilen kişinin gerçekte işveren vekili konumunda bulunduğunu ve geçerli bir acentelik veya asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığını tespit etmiştir. Muvazaalı acentelik ilişkisinde işçinin gerçek işverene (kargo şirketine) iade edilmesi gerektiğini ve işe iadenin mali sonuçlarından (boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı) muvazaalı acentelik sözleşmesinin tarafı olan acente ile gerçek işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını BOZARAK ORTADAN KALDIRMIŞ ve davacının ana kargo şirketine işe iadesine, mali sonuçlardan ise her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına kesin olarak karar vermiştir. |
| Muvazaalı Acentelik Sözleşmelerinde Acentenin Gerçekte İşveren Sayılamayacağına Husumet Yokluğundan Davanın Reddi Gerektiğine Ve Taleple Bağlılık İlkesine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 10 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; davalı şirketin işyerinin yönetimi ve denetimini elinde bulundurduğunu, sonradan yapılan acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve acente konumundaki diğer davalının da gerçekte kargo şirketinin işçisi durumunda bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle acente davalı hakkında husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının Cumartesi günleri için talep ettiği çalışma saatlerinin (08.00-19.00) aşılarak 08.00-22.00 saatleri üzerinden hesaplama yapılmasının HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu ve ıslah tarihinin kararda hatalı gösterildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Elektrik Üretim Tesislerinde Muvazaa Denetiminin 4628 Ve 6446 Sayılı Kanunlar Çerçevesinde Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 13 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, davacının davalıya bağlı Dicle Barajı işyerinde çalıştığını, alt işverenler nezdinde muvazaalı olarak çalıştırıldığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan iş güçlüğü tazminatı, ikramiye, sosyal yardım ve ilave tediye alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, ihale makamı olduklarını, davacının alt işveren işçisi olduğunu ve geçerli asıl-alt işveren ilişkisi nedeniyle davalı kurum işçilerine sağlanan haklardan yararlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince kesinleşmiş muvazaa kararı dayanak alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; belli bir dönem için muvazaa tespit edilmiş olmasının tüm çalışma süresi için muvazaa varlığına delil sayılamayacağını, 4628 sayılı Kanun'un 15. maddesi ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 22. maddesi gereğince elektrik üretim tesislerinde kanuni yetkiyle hizmet alımı yapılabileceğini belirtmiştir. Mahkemece tüm ihale sözleşmeleri ve şartnameler getirtilerek, gerekirse keşif icra edilip fiilen yapılan işlerin özel kanunlar çerçevesinde muvazaalı olup olmadığının her ihale dönemi yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Karayolları Genel Müdürlüğünde Hizmet Alım Sözleşmelerinde Muvazaa Denetiminin Sadece Şartnameler Üzerinden Yapılamayacağına Ve Keşif Yapılarak Her İhale Dönemi Yönünden Ayrı Değerlendirme Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 10 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, sendika üyesi müvekkilinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğü işyerlerinde taşeron işçi gösterilerek toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında tutulduğunu, emsal kararlarda muvazaanın tespit edildiğini ileri sürerek, muvazaa nedeniyle başlangıçtan itibaren davalı kurumun işçisi olduğunun ve TİŞ'ten yararlandırılması gerektiğinin tespitini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, somut bilgi verilmediğini, sendikanın dava açma yetkisi bulunmadığını ve hizmet alım sözleşmelerinin kanuna uygun olup muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Yargılama Süreci: İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; Yargıtay bozması üzerine davalar tefrik edilmiş ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; 6001 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca hizmetlerin başkasından satın alınabileceğini, ancak muvazaa denetimi yapılırken yalnızca sözleşme ve şartnamelere bakılmasının yetersiz olduğunu, uzman bilirkişilerle yerinde keşif yapılarak fiilen yapılan işlerin ve her ihale döneminin ayrı ayrı muvazaa yönünden incelenmesi gerektiğini belirterek kararın BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediyelerde Kesinleşmiş Muvazaa Tespitinin Tüm İhale Dönemlerini Kapsamayacağına Ve Her İhale Döneminin Muvazaa Yönünden Ayrı Değerlendirilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 12 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin taşeron şirketler nezdinde çalışmış görünmesine rağmen gerçek işverenin davalı belediye olduğunu, kesinleşmiş yargı kararıyla belediye ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark ücret, ikramiye farkı, yemek, sosyal paket, giyim, sorumluluk primi, eğitim yardımı ve gece primi alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı belediye vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece ve İstinaf Süreci: İlk Derece Mahkemesince kesinleşmiş muvazaa kararı uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, muvazaa bulunmayan şirket döneminin dışlanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; bir ihale dönemi için kurulan asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmasının önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından otomatik olarak muvazaa sonucu doğurmayacağını, her ihale sözleşmesinin kendi dönemi ve şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca dosya kapsamında TİŞ ve sendika üyelik kayıtlarının eksik olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Her İhale Sözleşmesinin Muvazaa Yönünden Kendi Şartlarında Değerlendirilmesi Gerektiğine Ve Usuli Kazanılmış Hak İlkesine Aykırı Şekilde Emsal Kararla Muvazaanın Kabul Edilemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 8 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü nezdinde barut işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti alacaklarını talep etmiş; birleşen davada ise davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, baştan itibaren kurum işçisi sayılması gerektiğini ileri sürerek emsal işçi esasına göre fark ücret, ikramiye, ilave tediye ve kömür alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı Cevabı: Davalı Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü vekili, davacının kendi işçileri olmadığını, işin ihale ile anahtar teslimi yüklenici şirkete verildiğini, ihale makamı konumunda olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı yüklenici şirket vekili de davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine, bozma ilamına uyulmuş ancak başka bir ihale dönemine ve müesseseye ait emsal karar dayanak alınarak davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; bozma kararına uyulmasıyla usuli kazanılmış hak doğduğunu, mahkemenin bozma doğrultusunda araştırma yapmak yerine emsal karara dayanmasının hatalı olduğunu, her ihale döneminin kendi şartlarında muvazaa değerlendirmesine tabi tutulması gerektiğini, Maden Kanunu ve Kurum Ana Statüsü hükümleri ile Alt İşverenlik Yönetmeliği çerçevesinde somut ihale özelinde teknik bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmelerinde Muvazaa Ve Tanık Beyanlarına Karşı Resmî Kayıtların Üstünlüğüne İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 17 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı, davalı belediyenin muhasebe servisinde kesintisiz çalıştığını, alt işverenlik sözleşmelerinin muvazaalı olduğunu belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının asıl işveren olan belediyeden tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı belediye, davacının yüklenici şirketlerin işçisi olduğunu, aralarında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını ve alacaklardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Dâhili davalı şirket de alacakların ödendiğini ve sorumluluğu olmadığını belirtmiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu kabul edilerek davacı tanık beyanlarına dayalı hesaplamaları içeren bilirkişi raporuyla davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairece (Kapatılan 22. Hukuk Dairesi) muvazaa bulunmadığı ve husumetli tanık beyanları yerine SGK kayıtlarının esas alınması gerektiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur. Mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz / Direnme İncelemesi Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; davacının hizmet süresinin çoğunluğunda hizmet alım sözleşmesi konusu olan temizlik işlerinde değil, belediyenin muhasebe bölümünde çalıştırıldığı gözetildiğinde, ilişkinin muvazaalı olduğu (işçi temini niteliğinde olduğu) yönündeki direnmenin yerinde olduğuna karar vermiştir. Ancak çalışma süresi ve ücretin ispatı bakımından husumetli ve birbiriyle çelişkili tanık beyanları yerine, aksini ispatlayacak kesin delil bulunmayan resmî SGK kayıtlarının esas alınması gerektiğini belirterek direnme kararının bu yönden BOZULMASINA oyçokluğuyla karar vermiştir. |
| Sigara Fabrikasında Forklift Operatörünün Taşeron Nezdinde Çalıştırılmasında Muvazaa Bulunduğu Ve İşe İade Davasındaki Muvazaa Tespitinin Alacak Davasında Kuvvetli Delil Teşkil Edeceğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 7 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait sigara fabrikasında görünürde forklift operatörü ancak gerçekte doğrudan üretim faaliyetinde çalıştığını, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu belirterek baştan itibaren davalının işçisi sayılması gerektiğini, bu nedenle eksik ödenen fark ücret, sosyal yardım, ayrımcılık tazminatı ve ödenmeyen ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, alt işverene verilen hammadde taşıma ve depolama işlerinin yardımcı iş olduğunu, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince alt işverene verilen işlerin yardımcı iş olduğu ve muvazaa bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece (Kapatılan 7. Hukuk Dairesi); davacının açtığı işe iade davasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiği, bu tespitin eldeki alacak davasında bağlayıcı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi işe iade davasının eldeki alacak davası bakımından kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle direnme kararı vermiştir. Temyiz / Direnme İncelemesi Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; sigara fabrikasında tütün ve ambalaj malzemelerinin forkliftlerle taşınması ve depolanması işinin asıl işin ayrılmaz bir parçası olduğunu, alt işverenin bağımsız bir organizasyona sahip olmayıp işçi temini sağladığını, ayrıca kesinleşen işe iade davasındaki muvazaa tespitinin aynı vakalara dayanan alacak davasında kuvvetli delil teşkil ettiğini belirterek genişletilmiş gerekçe ile direnme kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Belediyelerde Hizmet Alım Sözleşmesiyle Çalıştırılan Şoförün Muvazaa İddiası Bulunmadıkça Asıl İşveren Davalı Belediyenin İşçisi Sayılamayacağına Ve Husumetli Tanık Beyanlarına Karşılık Emsal Yargıtay Kararlarıyla Fazla Çalışmanın İspatlanabileceğine İlişkin karar | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 0 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı belediyenin resmi hizmet araçlarında şoför olarak çalıştığını, belediyenin emir ve talimatlarına bağlı olduğunu, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı belediye vekili, husumet itirazında bulunarak davanın yüklenici firmaya ihbar edilmesini, alacakların zamanaşımına uğradığını ve fazla çalışma iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve Bozma Süreci: İlk Derece Mahkemesince alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Dairece (Kapatılan 22. Hukuk Dairesi); belediye ile yüklenici şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu ve davacı tanıklarının husumetli olması nedeniyle fazla çalışma alacağının ispatlanamadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi önceki kararında direnmiştir. Temyiz / Direnme İncelemesi Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; (1) Belediye Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca hizmet alımı yoluyla yapılan işte muvazaa iddiası ve ispatı bulunmadığından davacının baştan itibaren belediye işçisi sayılamayacağına belirterek muvazaa uyuşmazlığı yönünden Özel Daire bozma kararı doğrultusunda BOZULMASINA; (2) Fazla çalışma alacağı yönünden ise husumetli tanık beyanlarının yanı sıra aynı işyerinde aynı işi yapan işçilerin kesinleşmiş emsal Yargıtay kararları ve işin niteliği gözetildiğinde fazla çalışma yapıldığının kabulünün yerinde olduğuna karar vererek bu uyuşmazlık yönünden DİRENMENİN UYGUN OLDUĞUNA ve miktar incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay 9. Hukuk Dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar vermiştir. |
| Hükmün Kesinleşmesi Ve İnfaza Geçilmesiyle Yurt Dışına Çıkış Yasağı Adli Kontrol Tedbirinin Kendiliğinden Sona Ereceğine İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 23.09.2026 | 11 |
Oku
Talep ve İtiraz Süreci: Göçmen kaçakçılığı suçundan hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen ve infaz aşamasında olan hükümlü, yargılama sürecinde koyulan yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep etmiş; bu talebin reddedilmesi üzerine yapılan itiraz Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı, adli kontrolün kendiliğinden sona erdiği gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir. Gerekçe ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 4. Ceza Dairesi; kovuşturmanın mahkumiyet kararıyla sona erip hükmün kesinleşmesi, infaz aşamasına geçilmesi ve hatta hükümlünün şartla tahliye edilmesi karşısında, adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona erdiğini ve tedbirin devamında hukuki yarar bulunmadığını belirtmiştir. Bu doğrultuda, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunarak Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddi kararının KANUN YARARINA BOZULMASINA oybirliğiyle karar verilmiştir. |