Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Açıkça İsmen Sayılmayan Mal Rejimi Tasfiyesi ve Ziynet Eşyası Alacağından Feragat Edilmiş Sayılamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 02.10.2026 | 63 |
Oku
Dava, ziynet eşyalarının iadesi/tazmini ile evlilik birliği içinde edinilen araç, taşınmazlar ve şirket hissesinden kaynaklanan katılma alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı taraf, boşanma protokolündeki feragat beyanı nedeniyle davanın reddini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince protokol gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi yaptığı incelemede; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma protokolündeki 'maddi talepte bulunulmayacaktır' şeklindeki genel ifadelerin boşanmanın fer'ileri (tazminat, nafaka) için geçerli olduğunu, ancak mal rejiminin tasfiyesini ve ziynet eşyası alacaklarını kapsamadığını belirtmiştir. Kararda, anlaşmalı boşanma protokolünün mal rejimini ve ziynetleri kapsayabilmesi için bu unsurların duraksamaya yer vermeyecek şekilde tek tek ve ismen sayılmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay, eksik inceleme ile davanın reddini usul ve yasaya aykırı bularak hükmün bozulmasına karar vermiştir. |
| Mal Rejiminin Tasfiyesi Davasında Davalı Eşin Hissedarı Olduğu Şirket Adına Kayıtlı Mal Varlığı Üzerine İhtiyati Tedbir Konulamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 27.09.2026 | 62 |
Oku
Taraflar ve Uyuşmazlık Konusu: Başvurucu şirket vekili, müvekkili şirketin taraf olmadığı ve %3 hissedarı olan şahıs ile eşi arasında Mersin 6. Aile Mahkemesinde devam eden mal rejiminin tasfiyesi davasında, şirkete ait 95 adet taşınmaz ve 50 adet araca ihtiyati tedbir konulduğunu belirtmiştir. Tedbirlerin kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin reddedilmesi ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi ile diğer Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasında uyuşmazlık bulunması nedeniyle uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir. Davacı (Başvurucu) Talebi: Başvurucu şirket vekili, müvekkili şirketin davada üçüncü kişi konumunda olduğunu ve taraf olmadığını, şirket mallarına tedbir konulamayacağını, konulan tedbirlerin ticari faaliyetleri olumsuz etkilediğini ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu belirterek 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesini talep etmiştir. Davalı (Aleyhine Tedbir İstenen/Diğer Taraf) Cevabı: Adana Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu değerlendirmesinde; davalının hissedarı olduğu şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu ve davada taraf olmayan şirket adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğunu bildirmiştir. İlk Derece, İstinaf ve Yargıtay Süreci: İlk Derece Mahkemesince (Mersin 6. Aile Mahkemesi) şirket adına kayıtlı 27 araç üzerindeki tedbir kaldırılmış, diğer araç ve taşınmazlar yönünden tedbirin devamına karar verilmiştir. İstinaf incelemesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tedbirin devamı yönündeki ara kararı usul ve yasaya uygun bulmuştur. Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki farklı kararlar üzerine Adana BAM Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu uyuşmazlığın giderilmesi için dosyayı Yargıtay'a göndermiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; mal rejiminin tasfiyesinde tasfiye konusunun davalı eşin şirket hissesi ile hisseye bağlı mal varlıksal haklar olduğunu, eşe tanınan hakkın şahsi alacak hakkı olup davanın tarafı olmayan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan şirket adına kayıtlı mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağına karar vererek Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı bu doğrultuda GİDERMİŞTİR. |
| Zina Veya Hayata Kast Dışındaki Boşanmada Katılma Alacağının Azaltılamayacağı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 61 |
Oku
Dava Türü: Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Artık Değere Katılma Alacağı Davacı Talebi: Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen mallar nedeniyle 55.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, malların kendi kazancı ile alındığını ve TMK 236/2 maddesi gereğince davacının katılma alacağı alamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece, boşanma davasının davacının ağır kusuru nedeniyle sonuçlandığı gerekçesiyle TMK 236/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 236/2 maddesindeki katılma alacağının azaltılması veya kaldırılması kuralının sadece Zina (TMK m. 161) veya Hayata Kast (TMK m. 162) nedeniyle verilen boşanma kararlarında uygulanabileceğini, temelden sarsılma veya haysiyetsiz hayat sürme gerekçeli boşanmalarda bu maddenin uygulanamayacağını belirterek kararı BOZMUŞTUR. |